Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Yavuz SEMERCİ / HAFTANIN ANALİZİ / HT GAZETE

İktidarın en büyük başarısı nedir diye sorsanız, sektirmeden yanıtlarım: Fakirlere yönelik sosyal yardım sistemini kurumsallaştırmaları ve büyük aşama kaydetmiş olmaları.

Sosyal paylaşım sitelerinde ünlü Fransız yazar Victor Hugo’ya atfedilen ütopik bir tespit var: “Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk istiyoruz. O yüzden anlaşamıyoruz...”

Yoksulluğun kaldırıldığı bir toplum yaratmak henüz mümkün olamadı. Ancak sosyal yardımlara bağımlı yapmayacağız diye fakirleri, yoksulların asla başarılı olamayacakları, ayakta duramayacakları bir sistemin içinde ezilmelerine izin vermek de büyük vicdansızlık. Üstelik toplumsal sorunlara, patlamalara, radikalizme kapı aralamak anlamına geliyor.

Hele seçim dönemlerine yaklaşıldığında, fakir bir evin kapısına bırakılmış bir ton kömürün fotoğrafını çekip kömürle satın alınan kitleler edebiyatı yapan tuzu kuru insanların varlığı da bir o kadar çirkin...

Ve ne yazık ki yoksullarımız, kendilerine yapılan yardımların bir iktidar değişikliğinde kesileceğinden endişe ediyor. Haksız da sayılmazlar. Bu korkuyu besleyen bir muhalif söylem dedikodu bataklığına bulaşarak (bulaştırılarak) her seçim öncesinde dalga dalga yayılıyor.

***

Yoksullara ulaşan her yardımın her kuruşunda toplumun katkısı var. Pek çoğumuz bilmeyiz ama trafik cezalarının yarısı kömür, ekmek, pirinç, yağ, un olarak fakirlere verilir (2013 yılında aktarılan kaynak yaklaşık 400 milyon TL). Vergilerimizden yapılan kesintiler oraya gider. Yardımların nasıl yapıldığı, kaynakların doğru kullanılıp kullanılmadığı, yardımların eksiksiz muhtaç sahibine ulaşıp ulaşmadığını denetlemesi gerekenler, yardıma muhtaç insanlara güven vermek yerine korkularını besleyecek bir politika izliyorlar. Halbuki sosyal yardım asla bir lütuf değildir. Vatandaşlık hakkıdır. İhtiyaç sahibine yardım kaçınılmazdır.

(3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Kanunu’na göre fonun gelirleri; bütçeye konulacak ödenekten, trafik para cezaları hasılatının yarısından, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu reklam gelirleri hasılatından aktarılacak yüzde 15’lik tutardan, her nevi bağış ve yardımlar ile diğer gelirler olarak sıralanmış ayrıca Gelir ve Kurumlar Vergisi tahsilat toplamının yüzde 2.8’inin Fona aktarılması hükme bağlanmış.)

***

Karmaşık sistemler devrede... Fakirsen, çocuğunu okutuyorsan verilen aylık yardımdan tutun da, engelliysen veya yaşlıysan aldığın aylığa kadar uzanan bir sistem kurulmuş...

Belki soruyu şöyle sormak gerekiyor: Yardım dediğiniz şey yoksulların iktidara ya da devlete karşı düşkünleşmesine mi yol açıyor, yoksa yoksulların gençlerine, çocuklarına aydınlık bir gelecek için, kendi başlarına ayakta durabileceği bir gelecek için umut mu yaratıyor?

Eğer birinci şık ise yanıtınız, çirkin ama kalıcı politik destek sağlanıyor demektir. ‘’Senden istediğim tek şey var, beni unutma. Seçim zamanında bu desteğimi hatırla’’ demek istiyordur iktidar... Yardım detaylarına bakıldığında, yardımların devlet politikası haline geldiğini, yasalarca güvence altına alındığını ve sosyal devlet olma özelliğine büründüğünü gözlemliyorsunuz. Yani olması gerekenin yapıldığını ve iktidar değişiklikleriyle değişmeyecek niteliğe büründüğünü söylemeliyim...

***

Aslında sosyal yardımların nasıl dağıtıldığına dair bilgi edinmek eskiye göre daha kolay. Yardımlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çatısı altında gerçekleşiyor. “Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi” diye bir sistem kurulmuş. Yoksullara yapılan sosyal yardım işlemleri elektronik ortamda izleniyor. Ve muhasebeleştiriliyor. Bu sistemi denetleyen özel bir yapı yok. Belki bu noktada sivil toplum kuruluşları devreye girmeli.

***

Rakamlara bakalım biraz...

Bakanlığın verilerine göre sosyal harcamalarda kullanılan kaynak, 2002 yılında 1 milyar 376 milyon lirayken, 2013 yılı sonunda 21 milyar 37 milyon liraya, 2014 yılında ise 26 milyar 561 milyon liraya yükselmiş durumda. Sosyal yardımların Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı 2002’de yüzde 0.5 iken; 2014’te yüzde 1.5’e ulaşmış. İşte iktidarın kalıcı başarısı...

***

Düşünün... (2022 sayılı kanuna göre) 2014 Haziran itibarıyla 1.2 milyon kişiye yaşlılık ve engelli aylığı veriliyor...

“Muhtaç Asker Ailelerine Yardım Programı” kapsamında düzenli olarak 96 bin asker ailesine aylık 250 TL ödeniyor...

Hane içinde gelir seviyesi brüt asgari ücretin üçte birinden az olan 9.2 milyon kişinin sağlık primlerini devlet ödüyor...

2014 Haziran itibarıyla eşi vefat eden yaklaşık 285 bin kadın, aylık 250 TL nakdi destek alıyor...

Bakanlık, Sosyal Yardım Kartı Projesi kapsamında 1.7 milyon kişiye “yardım kartları” verilmiş durumda.

Bakanlık verilerine göre, 2002 yılında 262 bin olan engelli maaşı alan kişi sayısı, 2014 yılında 600 bine ulaşmış. Yıllık aktarılan kaynak ise yaklaşık 2.2 milyar lira...

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 6’ncı büyük bütçeye sahip bakanlık. 2015 yılı bütçe tutarı 18 milyar 249 milyon 634 bin lira...

***

Yönetiminde devleti temsil eden kişilerin bulunduğu vakıflar, yardımların kişilere ulaştırılmasında kilit rol oynuyor. Her il ve pek çok ilçede kurulu 973 tane Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı var... Bu vakıflar, ihtiyaç sahiplerini belirliyor. İhtiyaç sahiplerine örneğin ramazan ayı ve Kurban Bayramı öncesinde yılda iki kez bu vakıflar kanalıyla kaynak aktarılıyor. 2003 yılından itibaren Türkiye Kömür İşletmelerinden sağlanan kömür de bu vakıflarca dağıtılıyor. Vakıflara her yıl bakanlık bütçesinden kaynak aktarılıyor. Geçen yıl aktarılan kaynak 5 milyar liraydı... Fakirler kapılarında bu vakfın 9 bine ulaşan temsilcilerini görüyor. Onlarla iletişim kuruyor. Bu insanların profilleri siyaseten de incelenmeli bence. Fakirler kaynakların tüm toplumca sağlandığını biliyor mu acaba?

***

Aslına bakarsanız iktidarın devlet adına dokunmadığı muhtaç sahibi neredeyse yok gibi...Fakirsin, kızını oğlunu mu okutuyorsun, al sana para (şartlı eğitim desteği kapsamında)...

Yeşil kartın mı yok?.. Sağlık giderlerini ben karşılayacağım primlerini ödeyeceğim...

Fakirsin, 0-6 yaş grubunda evladını sağlık kontrolüne mi götürdün, devlet çocuk başına banka kanalıyla her ay 30 lira veriyor...

Gebe kadınlar düzenli doktora gidiyorsa, doğumlarını hastanede Şartlı Sağlık Yardımı kapsamında küçük de olsa yardımlarla yapıyor...

Kocanız vefat etmiş. Sosyal güvenceniz yok... Bölgenizdeki vakfın mütevelli heyeti kararıyla aylık alıyorsunuz...

Oğlunuz askerde siz muhtaç durumdasınız; yardım alıyorsunuz...

Yani örnekleri çoğaltabiliriz. İktidar büyük bir başarıyla sosyal yardım müessesesini kurmuş ve milyonlarca insana dokunacak şekilde yürütmekte.

Kendinizi muhtaç konumdaki fakirlerin yerine koyun.

Bir yanda kimseye muhtaç kalmadan düzenli yardımlarla nefes alabilmenizi sağlayan bir iktidar var, diğer yanda oyunuzu kömüre sattığını düşünen bir muhalefet anlayışı...

Birinin kendini düzeltmesi gerekiyor ama bunun iktidar olmadığı açık...