Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

GAZETE HABERTÜRK

Habertürk Gazetesi yazarları Abdurrahman Yıldırım ve Yavuz Semerci'nin yeni kabineye ilişkin kaleme aldıkları bugünkü köşe yazıları...

ABDURRAHMAN YILDIRIM: KALDIĞI YERDEN EKONOMİYE DEVAM

Binali Yıldırım’ın Başbakanlığı’nda 65. hükümet kuruldu. Kabinenin dağılımından, coğrafi harita yanında derleyici toparlayıcı, başarılı olanları muhafaza edici, aksayan yönleri takviye edici bir yaklaşım gözlemledik. Büyük ölçüde denilebilir ki, sürprizlere, maceraya ve riske yer bırakılmadı.

-Ekonomi ve piyasalar tarafını en çok ilgilendiren ekonominin dümenine kimin geçeceğiydi. Son dönemde verilen mesaj ve sinyaller daha çok bir değişikliğe gidileceği yönündeydi. Piyasalardaki fiyatlamalar da buna göre yapıldı. Bakanlar Kurulu listesi açıklanıncaya kadar dövizin, faizin ve borsanın tansiyonu yükseldi. Piyasalardaki bozulmanın etkisi var mı bilmiyorum ama Şimşek’in kalmasıyla geçici bir piyasa çalkantısından de geri duruldu.

-Lütfi Elvan’ın Kalkınma Bakanlığı’na getirilmesiyle başbakan değişirken Davutoğlu’na yakın bütün kadroların tasfiye edilmediği gibi mesaj da verildi. Derleyici ve toparlayıcılık burada.

-Sağlık alanındaki kazanımların korunması için yeni bir atak yapılmasına ve işlerin toparlanmasına yönelik ihtiyaç, ilk başarılı açılımları yapan Recep Akdağ’ın yeniden bakanlığa getirilmesiyle sonuçlandı.

-İkili ve insani ilişkilerde yüksek performansı gerektiren iki bakanlıkta, Tarım Bakanlığı’nda Faruk Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda da Süleyman Soylu ile devam kararı alınması da yerinde bir karar.

-Eski Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin Çevre ve Şehircilik Bakanı olmasını, kentsel dönüşümün başarıya ulaşması açısından önemli buldum.

-İyi bir Bakanlar Kurulu listesinin ilk günkü etkisi finansal piyasalarda görüldü. Dolar kuru 3.0120’ye, Euro 3.33716’ya, sepet kur da 3.1918’e kadar çıkmıştı. Rakamlar sırasıyla 2.9500, 3.2910 ve 3.1205’e indi. Sepet bazında düşüş yüzde 2.40’ı, TL açısından değerleme ise yüzde 2.36’yı buldu.

-Hazine 10 yıllık tahvil faizi yüzde 10.47’den 9.75’e kadar indi ve 72 baz puan geriledi. Bunun oran olarak gerilemesi yüzde 6.87.

-İstanbul Borsası da 76.460’a kadar gerilemişken 79.307’ye kadar çıktı ve yüzde 3.72 sıçradı.

-Hem siyasi risklerin azalması, hem de ekonomi yönetiminin değişmemesi, zaten faiz düşürmeye niyetli olan Merkez Bankası’nın elini rahatlattı. Banka dünkü toplantısında faiz koridorunun üst bandını 50 baz puan daha indirdi. Böylece 3 aylık indirim yüzde 1.25 puanı buldu. Bankalara verilen likiditenin ve bankaların kullandırdığı kredilerin maliyetini belirlemede etkili olan bu faiz yüzde 9.5’e indi. Dış piyasalardan ve içeride enflasyondan herhangi bir engel çıkmazsa burada 1 veya 2 faiz düşüşü daha yapılabilir.

 

YAVUZ SEMERCİ: AK PARTİ'YE ŞAPKA ÇIKARMAK!

7 Haziran akşamını hatırlayın. İktidar partisi için sanki gök kubbe yıkılmıştı. Koalisyon senaryoları başlamış, iktidarı bir başka partiyle paylaşma zorunluluğu kapıyı çalmıştı. O kaostan çıktılar.

Hiç kuşkusuz o kaostan çıkışın toplumsal bedeli ağır oldu. Devletin terörle mücadele rotası değişti. Güçlü milliyetçilik rüzgârı estirildi. Artan terör saldırıları toplumda travma yarattı. Toplum istikrar istediği bir anda (ve terörün birinci madde oluşunun da etkisiyle) tekrar seçim denildi. 7 Haziran’da iktidar partisinden kopan milyonlarca seçmen 1 Kasım seçimlerinde geri gelmekle kalmadı, gittiği partinin hatırı sayılır seçmenini de alıp AK Parti’ye getirdi. (MHP’deki kriz bu nedenle değil mi?)

Dün yeni Başbakan Binali Yıldırım’ı izlerken parti grubundaki heyecan, sanki yıllardır onlar iktidar değilmiş de yeni iktidara geliyormuş gibiydi.

Bunu nasıl başarıyorlar?

Sanırım AK Parti’nin en büyük özelliği bu. Hep bir hedef, hep bir heyecan, her zaman günün değişen koşullarına uygun bir düşman buluyorlar. Kendilerini (liderleri dışında) hep yeniliyorlar. Gitmez denilen o kadar çok ismi çizdiler. Buna rağmen güç kaybetmek yerine tam tersi siyasi bir odak ve tek vücut olmayı başardılar. Liderlerine biat görüntüleri yanıltmasın. Ülkeyi yönetmeye odaklı büyük bir koalisyon kurdular kendi içlerinde.

Bir iktidar partisinin hem eleştirilen, hem de alternatif olabilen yapısı ve bugünün yönetiminin sırrını tarih yazacak elbette. Tarihin nasıl yazacağı, geleceği kimin şekillendirdiğiyle ve nasıl şekillendiğiyle ilgili.

Bazen bugün önemsemediğiniz değişiklikler yarın size refah da kaos da getirebilir.

Bu partinin tarihteki yerini, Türkiye’nin gelecekteki ekonomik-sosyal durumu tarif edecek. Büyüdük mü küçüldük mü, Batı’dan uzaklaştık mı yakınlaştık mı, kişi başına milli gelirimiz arttı mı artmadı mı, demokrasi derinleşti mi sığlaştı mı, Kürt sorunu çözüldü mü çözülmedi mi, teknoloji üretir hale geldik mi gelmedik mi, yabancı sermayeye muhtaçlığımız azaldı mı arttı mı, tasarruf oranlarımız düştü mü yükseldi mi?

 

REFORMCU YAKLAŞIM DEVAM EDECEK

Yeni hükümetin küçük bir analizine gelince... Yıldırım daha önce de pek çok kez yazdığım gibi kalkınmacı bir siyasi kişiliğe sahip. Bu özelliğini koruyacak ve konuşan başbakandan iş yapan başbakan moduna geçilecek.

Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminde yer alması, Türkiye ve dünya gerçeklerine uygun politikalar üretileceğine dair güçlü bir sinyal sayılmalı. Reformcu yaklaşımların devam edeceğine yönelik bir işaret aynı zamanda.

***

Enflasyonla mücadelede en önemli bakanlık bence Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Faruk Çelik’in yerini koruması, gıda fiyatlarındaki spekülatif artış beklentisi içinde olanlara uyarı bence. Çünkü çok ciddi bir hazırlık aşamasında Çelik. Bu sürecin kesintiye uğramaması önemliydi. Aynı şekilde kıdem tazminatı fonu gibi reform sayılacak bir çalışmanın içinde yer alan Süleyman Soylu’nun yerinde kalması da siyasi iradenin tavrını ortaya koyuyor.

***

Binali Yıldırım’ın dünkü konuşmasında birkaç cümlenin altını çizdim. “Mustafa Kemal Atatürk’ün hedefleri... Sosyal, laik, hukuk devletine bağlıyız... Dostlarımızın sayısını artıracağız, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız...” tespitleri örneğin.

Buradan Rusya-Suriye ilişkilerimizin değişebileceğine, AB ile ilişkilerin geliştirileceğine kadar pek çok iyi niyetli yorumlar çıkarabiliriz.

***

Terörle mücadeledeki tespiti PKK’ya bir çağrı aslında. Yani “Sivillere saldırmayacaksınız, güvenlik güçlerine silah sıkmayacaksınız ve silahları gömeceksiniz. Yoksa bu mücadele bitmez’’ dedi. Yani geçmişte olduğu gibi masaya oturulmayacak ama PKK tek taraflı bunu gerçekleştirirse masanın kurulabileceğine dair bir sinyal olarak algıladım bu tespiti...

***

AK Parti güzellemesinden çok bir tespit yapmaya çalıştım. En nihayetinde bu partiyi ve yaklaşımlarını sevseniz de sevmeseniz de, ülkeyi yönetiyor ve refahımız, güvenliğimiz, işimiz ve huzurumuzun devamı onların politikalarına bağlı. Yanlışlarını dile getirmek, uyarmak ve de doğru yaptıklarını desteklemek toplumsal bir görev.