Küresel ticarette dijital dönüşüm
Küresel hizmet ihracatında dijital olarak sunulabilir hizmetlerin payı yüzde 56'ya ulaşırken, yapay zekanın ticarette yeni fırsatlar ve dijital eşitsizlik riski yaratabileceği belirtildi
Hizmet ihracatının küresel ihracattaki payı 2015'te yüzde 23 seviyesindeyken 2025'te yüzde 27'ye yükseldiği ifade edilen raporda, son 10 yılda küresel hizmet ihracatının yıllık ortalama yaklaşık yüzde 6,7 büyüdüğü ve mal ihracatındaki artışı geride bıraktığı, 2025'te ise yüzde 8,3 arttığı aktarıldı.
Dijital olarak sunulabilir hizmetlerin genişlemesi de dijital platformların yaygınlaşması, bulut bilişimin gelişmesi ve bazı bölgelerde bağlantı altyapısının iyileşmesiyle bu büyümenin önemli itici güçlerinden biri oldu.
Dijital olarak sunulabilir hizmet ticareti, toplam hizmet ticaretinden daha hızlı büyüyerek son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 7,1 artış gösterdi ve küresel hizmet ihracatının yüzde 56'sını oluşturur hale geldi.
Dijital olarak sunulabilir hizmetler arasında sigorta ve emeklilik hizmetleri, finansal hizmetler, telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri, araştırma ve geliştirme, profesyonel ve yönetim danışmanlığı ile mimarlık, mühendislik, bilimsel ve teknik hizmetler gibi alanlar yer alıyor.
GELİŞMİŞ EKONOMİLER İLE EN AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER ARASINDAKİ FARK DİKKATİ ÇEKİYOR
Raporda, dijital hizmet ticaretindeki hızlı büyümeye karşın ülkelerin bu dönüşümden aldığı payın önemli ölçüde farklılaştığına işaret edilerek, dijital olarak sunulabilir hizmetlerin toplam hizmet ihracatındaki payının gelişmiş ekonomilerde yaklaşık yüzde 61'e ulaştığı, en az gelişmiş ülkelerde ise bu oranın yüzde 16 seviyesinde bulunduğu belirtildi.
En az gelişmiş ülkelerin hizmet ihracatında ulaşım ve seyahat gibi daha geleneksel hizmetlerin ağırlığı devam ederken, gelişmiş ekonomiler ile giderek artan ölçüde gelişmekte olan ekonomiler daha yüksek katma değerli, bilgi yoğun ve dijital olarak sunulabilir hizmetlere yöneliyor.
En az gelişmiş ülkelerin toplam hizmet ihracatı da son 10 yılda yıllık ortalama yalnızca yüzde 3 büyüdü. Bu ülkelerin küresel hizmet ihracatındaki payı, 2010'da yüzde 1'in altında bulunurken 2025'te yüzde 0,6'ya geriledi.
Raporda, güvenilir ve uygun maliyetli bağlantı altyapısının yanı sıra sınır ötesi veri ve ödeme akışları, dijital beceriler ve öngörülebilir düzenleyici ortamının dijital hizmet ticaretinden yararlanabilmek açısından önem taşıdığına işaret ediliyor.
YAPAY ZEKA DİJİTAL HİZMET TİCARETİNDEKİ DENGELERİ ETKİLEYEBİLİR
Raporda, yapay zekanın hizmet sektörlerinde verimliliği ve inovasyonu artırabileceği, dijital hizmetlerin üretim ve sunum maliyetlerini düşürebileceği belirtilirken, teknolojinin mevcut dijital eşitsizlikleri derinleştirme riskine de dikkati çekiliyor.
Yapay zekanın kullanımı için gerekli gelişmiş altyapının, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin, verinin, sermayenin ve yüksek nitelikli iş gücünün az sayıda ekonomi ve şirkette yoğunlaşması, yapay zekadan sağlanacak ekonomik kazanımların ülkeler arasında eşit dağılmaması riskini beraberinde getiriyor.
Raporda yer verilen Yapay Zeka Hazırlık Endeksi'nde gelişmiş ekonomilerin ortalama puanı 0,65 olurken, gelişmekte olan ekonomilerde bu değer 0,41, en az gelişmiş ülkelerde ise 0,31 olarak hesaplandı. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerin üçte birinden daha azının ulusal yapay zeka stratejisine sahip olduğu belirtildi.
Çalışmada, dijital hizmet ticaretinden daha geniş bir ülke grubunun yararlanabilmesi için dijital altyapının geliştirilmesi, dijital ödeme ve kimlik sistemlerinin güçlendirilmesi, dijital becerilere yatırım yapılması ve uluslararası dijital ticaret kurallarının daha kapsayıcı hale getirilmesinin önemine işaret ediliyor.
"OTOMOTİVDEN ENERJİYE, SAĞLIKTAN LOJİSTİĞE KADAR HEMEN HER SEKTÖRDE ÜRÜNLER DİJİTAL HİZMETLERLE BİRLİKTE SUNULUYOR"
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erdem Erkul, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, değerin fiziksel ürünün kendisi kadar yazılım, veri, tasarım, finansman, danışmanlık ve satış sonrası hizmetler üzerinden de üretildiğini ifade etti.
Dijital olarak sunulabilir hizmetlerin son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 7,1 büyüyerek küresel hizmet ihracatının yüzde 56’sına ulaştığını kaydeden Erkul, "Bu veri, söz konusu hizmetlerin tamamının fiilen dijital ortamda sunulduğu anlamına gelmese de küresel ticaretin geçirdiği yapısal dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor." dedi.
Erkul, otomotivden enerjiye, sağlıktan lojistiğe kadar hemen her sektörde ürünlerin dijital hizmetlerle birlikte sunulduğunu kaydederek, "Önümüzdeki dönemde ülkelerin rekabet gücünü yalnızca ne kadar üretim yaptıkları değil, ürettikleri mallara ne ölçüde teknoloji ve hizmet değeri ekleyebildikleri belirleyecek." değerlendirmesini yaptı.
"YAPAY ZEKA, GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN ÖNEMLİ İHRACAT FIRSATLARI YARATABİLİR"
Erdem Erkul, gelişmekte olan ülkelerin hızlı, güvenli ve uygun maliyetli dijital altyapıya yatırım yapması, dijital becerilerini geliştirmesi ve sınır ötesi ödeme sistemlerini kolaylaştırması gerektiğine işaret etti.
Şirketlerin teknoloji geliştirmesinin ötesinde teknolojiyi uluslararası pazarlara taşıyabilmesinin, ölçekleyebilmesinin ve küresel marka oluşturabilmesinin de desteklenmesi gerektiğine dikkati çeken Erkul, "Gelişmekte olan ülkelerin dijital ticaret kurallarının şekillendiği uluslararası platformlarda daha etkin temsil edilmesi önem taşıyor." diye konuştu.
Erkul, yapay zekanın dijital hizmetlerin geliştirilme ve sunulma maliyetini düşürerek gelişmekte olan ülkeler için önemli ihracat fırsatları yaratabileceğini, yazılım geliştirme, müşteri hizmetleri, finans, sağlık, eğitim, enerji ve lojistik gibi birçok alanda verimliliği artırabileceğini anlattı.
"ÜRETİM TECRÜBEMİZİ İHRAÇ EDİLEBİLİR DİJİTAL ÜRÜN VE HİZMETLERE DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ"
Yapay zekanın temel girdileri olan veri, finansman, uzman insan kaynağı ve yüksek hesaplama kapasitesinin bugün sınırlı sayıda ülke ve şirkette yoğunlaştığını ifade eden Erkul, bu durumun mevcut dijital uçurumun büyümesi riskini beraberinde getirdiğini belirtti.
Yapay zekada rekabet avantajının bu teknolojiyi iş süreçlerine etkili biçimde entegre ederek verimlilik sağlayan ve bu yetkinliği ihraç edilebilir ürün ve hizmetlere dönüştüren şirketlerde oluşacağına dikkati çeken Erkul, "Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin kendi sektörel yetkinliklerine dayanan yapay zeka çözümlerine odaklanması gerekiyor. Doğru altyapı, insan kaynağı ve finansman politikaları oluşturulursa yapay zeka, dijital uçurumu büyüten değil kalkınmayı hızlandıran bir araca dönüşebilir." dedi.
Erkul, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısının yapay zeka şirketleri için önemli bir geliştirme ve uygulama zemini sunduğunu ifade ederek, "Fabrikalarımızda kalite kontrol, enerji yönetimi ve bakım süreçleri için geliştirilen çözümleri uluslararası pazarlara taşıyabiliriz. Böylece üretim tecrübemizi ihraç edilebilir dijital ürün ve hizmetlere dönüştürebiliriz." ifadelerini kullandı.