Cumhurbaşkanı Erdoğan: Endişe duyuyorum
Sabahattin Zaim Üniversitesi'nin mezuniyet töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa'da yaşanan olaylarla ilgili "Kızlara erkeklere tekme tokat giriyorsunuz. Fransa'daki gelişmelerden endişe duyuyorum" diye konuştu
HABERTURK.COM
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sabahattin Zaim Üniversitesi 2015-2016 akademik yılı mezuniyet töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları...
Okuyarak, araştırarak, sorarak, sorgulayarak, kimi zaman gece yarılarına kadar ders çalışarak kat ettiğiniz uzun bir yolun ardından bugün ilk etap diyebileceğimiz hedefinize ulaştınız.
Başarı kolektif bir çabayı, ortak bir fedakarlığı gerektiriyor. Mezun olan öğrencilerimizin tamamı bugün itibariyle artık hayatlarının önemli bir dönemini tamamlıyor, yeni bir kulvara ilk adımlarını atıyorlar. Bundan sonra hayatla mücadele başlıyor. Bazılarınız eğitimlerini bir üst aşamaya taşıyarak ilim tahsil etmeye devam edeceksiniz. Bir kısmınız da hayallerinizdeki mesleği yapma gayretinde olacaksınız. Hayatın gerçek yüzüyle karşılaşacaksınız.
Üniversitemiz 2010 yılından bu yana gerçekten ciddi bir mesafe kat etti. Hocaların hocası olan merhum Sabahattin Zaim, yazdığı eserlerle, yetiştirdiği öğrencilerle, arkasında hayırla yad edilen güzel bir miras bıraktı.
Zarf güzel ama mazruf, zarfın içindekilerin çok daha güzel olması lazım. İşte o da sizde, onu siz halledeceksiniz. Sabahattin Zaim hocamız hem bir fikir insanı hem de bir dava adamıydı. Hiçbir zaman milletine tepeden bakmadı. Fil dişi kulelerden ahkam kesmedi. Teoriyi pratiğe geçirmenin çabası içinde oldu. Ekonomi başta olmak üzere birçok başlıkta kaleme aldığı makaleleri ve kitaplarıyla, entelektüel hayatımızda çığır açan eserler verdi.
Biz bugün ülkemize 2053 ve 2071 vizyonu çizebiliyorsak bunda hocalarımızın çalışmalarının önemli bir çabası vardır. Peygamber efendimiz bizlere öldükten sonra şu üç insanın amel defterinin kapanmayacağını müjdeliyor: Bunlardan ilki cami, medrese, okul gibi insanlara faydalı eserler bırakandır. İkincisi ilmi eserleri olanlardır. Üçüncüsü kendisine arkasından dua edecek salih evlat bırakanlardır.
Tıpkı insanlar gibi devletler de geride bıraktıklarıyla anılırlar. Bazıları zulümle, kanla, gözyaşıyla dolu acı bir miras bırakmıştır. Bugün tarihe baktığımızda Selçuklu, Osmanlı gibi devletleri ilim, kültür, sanat dünyamıza bıraktığı eşsiz katkılarla anıyoruz.
"ALNIMIZ AK, BAŞIMIZ DİK"
Sık sık şu manzaraya şahit oluyoruz: Aradan yüzyıllar geçmesine, izi silinmek için onca baskı yapılmasına rağmen Osmanlı denince halen insanların gözleri parlıyor, dillerinden güzel sözler dökülüyor. Bu insanların aklına adaletle hükmeden bir medeniyet geliyor. Hamdolsun. Geride bıraktığımız günlerde Uganda, Kenya ve Somali'yi kapsayan bir ziyaret gerçekleştirdim. İkinci Afrika ziyareti oldu. Hem ülkemiz için büyük gurur kaynağı olan eserlerin açılışını yaptık, hem de anlaşmalar imzaladık.
Afrika'nın neresine gidersek gidelim alnımız ak, başımız dik gidiyoruz. Kıtada yaşayanlar bizi özlemle bağrına basıyorlar. Çünkü hiçbir ülkede sömürgecilik lekesiyle kirlenmemiş, tertemiz bir tarihe sahibiz.
Ecdadımız kimi zaman ordu göndererek, kimi zaman himaye ederek Afrikalıların hür ve onurlu yaşama iradelerine sahip çıkmıştır. Fakat bugün bize insan hakları dersi vermeye kalkan ülkelerin hepsinin kıtadaki tarihi kan, gözyaşı, soykırım ve katliamla bezelidir.
16. yüzyılda köle ticareti ile başlayan sömürgeleştirme 19. yüzyılda zirveye ulaşmıştır. Çok ciddi soykırımlar yaptılar. Bugün Batı başkentlerinde şahit olduğunuz ihtişamın perdesinin altında milyonlarca Afrikalının dramı olduğunu görürsünüz. Modernleştirme gibi kavramların hiçbiri katliamları örtmeye yetmez.
"EY ALMANYA ÖNCE HOLOKOST'UN HESABINI VER"
Şimdi Almanya'da parlamentoda uydurma bir şeyler geçirdiler. Ey Almanya, önce Holokost'un hesabını vereceksin bu bir. Nabibya'da 100 bini aşkın Nabibyalıyı nasıl öldürdünüz onun hesabını vereceksin. Siz Türkiye'ye veya Türklere parlemantosunda sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz. Kaldı ki bizim tarihimizle bir derdimiz sıkıntımız yok. Bizim tarihimiz katliamlar tarihi değildir. Merhamet tarihidir, aramızdaki fark budur.
Herhangi bir zaten dik duruş olduğu zaman, katliam. Bunu yaptılar. Fransa'yı konuşmadan yapabilir miyiz? Ama sindirilmiş insanlar. Tayyip Erdoğan konuşuyor, nasıl konuşmayalım? Fransa güvenliğinin yaptıklarını izliyoruz, ama açın Fransa televizyonlarını bir tanesini göremezsiniz. Günlerdir Fransa kaynıyor, böyle bir dezenformasyon var. Ben de endişe duyuyorum.
Gezi'de 12 ağaçtan dolayı endişe duyanlar vardı. Telefonla konuşuyoruz Avrupalı dost görünenlerle, endişeliyiz diyorlar. Gelin de biz size yerinde gösterelim. Gelmezler. Aynı şeyi ben söylüyorum; yerlerde süründürüyorsunuz kızları, erkekleri, endişeleniyoruz.
Afrika'nın paylaşılması gayesiyle düzenlenen utanç konferansının 1884 yılında Berlin'de toplandığını bilir misiniz? Bugün aynı Berlin kendi tarihindeki kara lekeye aldırmadan ülkemizi itham eden Almanya parlementosuna ev sahipliği yapıyor.
Kenya'nın kurucu liderinin son derece manidar bir tespitini aktarmak istiyorum: Avrupalılar geldiklerinde onlarda İncil, bizde toprak vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrendiler. Açtığımızda baktığımızda baktık ki İncil bizim, topraklarımız beyazların elindeydi.
"BU YAKLAŞIMIN AFFEDİLEBİLİR BİR YANI VAR MI"
Bu sözler bugün dünyaya nizam vermeye kalkışan, her fırsatta demokrasi diyen Avrupa ülkelerinin iki yüzlülüğünü ortaya koymaktadır. Durum bu kadar açıkken, bizi asılsız iftiraların muhatabı yapmaları tam bir kara mizah örneğidir.
Şu anda Türkiye'de yaklaşık 100 bin Ermeni var. Bunun yarısı vatandaşımız, yarısı değil. Fakat bunlar bize barındı, sığındı diye biz bunları kovmadık. Aynen Suriye'den gelenleri nasıl misafir ettiysek, Ermenistan'dan gelenleri de ağırlıyoruz. Allah aşkına, bu kadar yaklaşımı müşfik olan Türkiye'ye karşı bu adamların yaklaşımının acaba affedilir bir yanı var mı?
"BİZ HERKESLE YÜZLEŞMEYE HAZIRIZ"
Biz çok daha farklı yaklaşabilirdik. Düşman olsak hepsini geri gönderirdik. Almanya'da bir de onu konuşuyorlar, güya kiliseleri yıkmışız. Tam aksine kiliseleri kendilerine teslim ediyoruz. Varlıkları varsa teslim ediyoruz. Bizim arşivlerimizde milyonu aşmış belge var. Bunlar incelenmiştir. Onurunuz varsa çıkarın hukukçularınızı, tarihçilerinizi, incelesinler, araştırsınlar. Orada söylediğiniz gibi bir şey çıkıyorsa biz herkesle yüzleşmeye hazırız. Ama bunu yapamazlar. Çünkü bu bir cibiliyet meselesidir. Başbakan olduğum zaman söyledim, o günden bugüne 13 yıl geçti, hiçbir zaman kalkıp da biz varız diyemediler. Ama işte çıkıyor bir ukala bir şey hazırlıyor sunuyor, birileri de diyor ki güya Türk, ne Türk'ü be? Bunların kanının laboratuvar testinden geçmesi lazım.
Onun kanı bizi ilgilendirmiyor, ne yaptığı, nasıl yaptığı, kim adına yaptığı bizi ilgilendiriyor. Bunları bir üst akıl idare ediyor. Son zamanlarda bazıları Berlin'e gidiyorlar geliyorlar, kimlerle ne konuşuyorlar? Bu bizim Türkiye münasebetimizi etkilemez diyor, sevsinler. Nasıl etkilemez?
"İNSANLIK DIŞI SUÇLARINIZA ORTAK DEĞİLİZ"
Eğer Tayyip Erdoğan karakteri nedir diye sorarsanız, zaten bir not verdiniz onu dünya alem biliyor. Ben bunun gereğini yapmaya devam edeceğim. Biz her zaman dik durduk, yine dik duracağız. Eğer siz yaptıklarınıza insanlık dışı suçlarınıza ortak arıyorsanız o biz değiliz. Bilimsel araştırmalar yoluyla değil, parlamentolar eliyle kirli emellerinizi gerçekleştirmeye çalışıyorsanız, yapamazsınız.
Arşivler ortada, amaç üzüm yemekse biz buradayız. Ancak bu konuyu her başınız sıkıştığında Türkiye'yi dövmek için bir sopa olarak kullanacaksanız, buna izin vermeyiz.
Önümüzdeki dönem görünüyor ki dedikodu dönemi olacak. Bu süreci bizler kendi kontrolümüzde hassasiyetle götüreceğiz.
Bu akşam ilk teravih, yarın inşallah oruçluyuz. Mübarek Ramazan-ı Şerif'e giriyoruz. Bu ayın rahmet dolu, merhamet dolu bir ay olarak inşallah insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.