Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

MHP'de 7 Haziran seçimleriyle başlayan parti içi muhalefet, 1 Kasım seçimleriyle fiili hale geçti. MHP'nin, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin 7 Haziran'dan sonra "flu" gördüğü HDP'nin 1 Kasım'da gerisinde kalması muhalefeti harekete geçiren işaret fişeği oldu. İçişleri Bakanlığı da yapan ve MHP için etkin bir konuma sahip olanMeral Akşener'in de aday gösterilmemesi hareketi tetikleyen olayların başında geldi.

MHP'de 1 Kasım Genel Seçimleri'nden sonra parti içi muhalefet harekete geçerken, genel başkanlık yarışı mahkemelerden kurultay salonlarına taşındı.

7 Haziran Genel Seçimleri'nde yüzde 16,3 oy oranıyla 80 milletvekili çıkaran MHP'nin, HDP ile aynı sayıda milletvekili çıkarması parti içinde huzursuzluğa yol açtı. Seçimin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Yüzde 60'lık blok" çağrısına da "hayır" diyen Bahçeli, AK Parti'nin de koalisyon teklifine de kapılarını kapattı.

Bu süreçte 1 Kasım Genel Seçimleri'ne gidilirken, parti içinde ve tabanında Bahçeli'ye karşı muhalefetin sesi yükselmeye başladı. İçişleri Bakanlığı görevini yapan ve parti içerisinde etkin bir konumu bulunan Meral Akşener'in 1 Kasım seçimlerinde milletvekili adayı gösterilmemesi de tartışmalara yol açtı. Nitekim seçimlerde, 7 Haziran'a göre yaklaşık yüzde 5 oranında oy kaybeden ve HDP'nin 19 milletvekili gerisinde kalarak Meclis'te dördüncü parti durumuna gerilen MHP'de muhaliflerin sesi iyice yükselmiş oldu.

YÜKSELEN SESLER: AKŞENER'DEN KURULTAY ÇAĞRISI

Muhalif cephede ilk ateşi yakan Meral Akşener oldu. Olağanüstü kurultay çağrısı yapan "Ne kaybedecek vaktimiz, ne kıracak kalbimiz var" diyen Akşener'e daha sonra; bir dönem partiden ihraç edilen Sinan Oğan; Bahçeli'nin "daimi muhalif sağ kolu" ve eski bakan Koray Aydın ile MHP MYK üyesi, Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ da katıldı. İlerleyen süreçte muhaliflerin sayısı daha da arttı.

Genel Başkan Bahçeli'ye olağanüstü tüzük kurultayına gitme çağrısı yapan muhalifler, tüzükteki "olağanüstü kurultayda genel başkan değişmez" maddesinin değişimini istediler. Devlet Bahçeli ise parti içinden yükselen "olağanüstü kurultay taleplerini" reddederek, kurultayın 2018'de yapılacağını açıkladı.

DAVA SÜRECİ: ÇAĞRI HEYETİ ATANIYOR

MHP'de değişim isteyen il başkanları, "Kurultay Çağrı Heyeti" oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesine karar verilmesi için dava açtı. Dava dilekçesinde, 543 kongre delegesinin, "partinin büyük kongresinin olağanüstü toplantıya çağrılması hususunda noter vasıtasıyla talepte bulunduğu, talebin, kongrede tüzük değişikliğini de içerdiği" belirtildi.

Dava dilekçesi, 12 Şubat'ta MHP Genel Merkezi'ne ulaşırken, MHP'nin avukatları dilekçeye 3 Mart'ta cevap verdi. Usul ve esasa ilişkin itirazlarda bulunularak, dava dilekçesinin kabul edilmediği bildirilirken, muhaliflerin avukatları da 9 Mart'ta yazılı cevap göndererek, davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğunu, genel merkezin partinin olağanüstü kongreye davet edilmesi hususunda takdir yetkisinin bulunmadığını savundu.

MHP'li muhaliflerin açtığı davada, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, "Kurultay Çağrı Heyeti" oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesi kararını verdi. Duruşma sonunda hakim, muhaliflerin, "Kurultay Çağrı Heyeti" oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesi talebinin kabulüne karar verildiğini açıkladı. Genel Merkez, mahkeme kararını Yargıtay'a götürdü ancak Yargıtay 18. Hukuk Dairesi yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğunu belirterek Çağrı Heyeti'nin olağanüstü kurultayı toplayabileceğini belirtti.

KURULTAY'A GİDEN İLK YOL: 15 MAYIS

Mahkeme tarafından atanan "Çağrı Heyeti" 15 Mayıs'ı kurultay tarihi olarak belirledi. Ankara Anadolu Otel'de yapılması planlanan kurultaya, Genel Merkez itiraz ederken, Yargıtay sürecinin tamamlanması gerektiğini bildirdi. Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı'na da çağrıda bulunan Genel Merkez, alınan tedbirlerle kurultayın toplanmasına engel oldu. Ancak muhalif isimlerin çağrısı üzerine gelen ve 900'ü aşkın delegenin talebi Genel Merkez'in tavrını yumuşattı.

TARTIŞMALI KURULTAY: 19 HAZİRAN

İlerleyen süreçte Yargıtay'dan da kurultaya onay çıkınca Çağrı Heyeti 19 Haziran'da aynı adreste yeni tüzük kurultayının toplanmasına karar verdi. MHP Genel Merkezi'nin "korsan" dediği tüzük kurultayı ise yine tartışmalara yol açtı.

Önce delege sayısının belirsizliği konusunda anlaşma sağlanamazken, son olarak Ankara 13. Noterliği 652 delegenin kurultaya katıldığı açıkladı. Daha sonra ise kurultayda sadece "olağanüstü kurultayda genel başkan seçilemez" maddesinin değişmesi beklenirken, Meral Akşener'in girişimiyle 13 madde değişmiş oldu. Bu duruma diğer muhalif isimler Sinan Oğan ve Koray Aydın tepki gösterirken, Devlet Bahçeli de tüzük kurultayına en az 809 delegenin katılması gerektiğini vurguladı. Bahçeli ayrıca değiştirilen maddeler için de "Sözüm onu parti tüzüğümüzde 13 maddelik değişiklik yaptılar. Vay zavallılar vay bu kadar mı küçüldünüz? Tek maddelik tüzük değişikliği ile toplanan kurultayda 13 maddeyi nasıl değiştirdiniz? Genel Başkan yetkilerini hangi akılla tırpanladınız?" ifadelerini kullandı.

OLAĞANÜSTÜ SEÇİM: 10 TEMMUZ

MHP Genel Merkezi, Çağrı Heyeti'nin açıkladığı 19 Haziran tarihinden önce, 10 Temmuz'da hem "tüzük kurultayı", hem de "genel başkan seçimi" yapılması çağrısında bulundu. Muhaliflerin düzenlediği olağanüstü kurultayda da seçim tarihi olarak 10 Temmuz belirlendi.

Ancak 10 Temmuz'a giden süreçte bazı soru işaretleri de ortaya çıktı. Muhaliflerin tüzük kurultayını tanımayan Genel Merkez, kurultayı mahkemeye götürüp götürmeyeceği merakla beklenirken, Devlet Bahçeli, muhaliflerin tüzük kurultayı için "Sürprizlerimiz olur, bekleyin biraz" dedi. Bunun yanında kurultayda alınan kararların da geçerlilik sağlaması için Yargıtay'ın onaylaması gerekiyor.

19 YILLIK GENEL BAŞKANLIK BİTİYOR MU?

MHP'de bir seneyi aşkın süredir yaşanan tartışmaların 10 Temmuz'dan sonra da devam edip etmemesi bilinmiyor. Ancak 19 Nisan 1987 tarihinde MÇP Büyük Kurultayı'nda parti yönetimine seçilerek genel sekreter olan Devlet Bahçeli'nin, 6 Temmuz 1997 tarihindeki MHP 5. Olağanüstü Kongresi'nde oturduğu koltuk için ilk kez bu kadar "güçlü" rakipler çıktı.

Devlet Bahçeli'nin, 6 Temmuz 1997 tarihindeki MHP 5. Olağanüstü Kongresi'nde oturduğu koltuk için ilk kez bu kadar "güçlü" rakipler çıktı

3 yılda bir düzenlenen MHP'nin olağan kongrelerinden her defasında zaferle çıkan Devlet Bahçeli, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 genel seçimlerinde MHP'nin baraj altında kalması sonrasında "istifa edeceğini" ve "tekrar aday olmayacağını" açıklamıştı. Ancak, 12 Ekim 2003'teki 7. Olağan Büyük Kongre'de tekrar aday oldu ve koltuğunu korumayı başardı. Kongrede Bahçeli'nin karşısında aday olarak çıkan Koray Aydın'ın 137 oy alması dikkat çekmişti.

8. ve 9. Olağan Kongrelerde de genel başkan seçilen Devlet Bahçeli, 5 Kasım 2012'deki düzenlenen 10. Olağan Kongre'de ise iki adaya karşı yarıştı. Bahçeli'nin en önemli rakibi 2003 yılında da genel başkanlığa aday olan Koray Aydın 441 oy alırken, Musavat Dervişoğlu ise 48 oy aldı. Kongre sonrasında ortaya çıkan sonuçlar, MHP'de "parti içi muhalefetin ilk kez bu oranda yükseldiği" yorumlarına neden oldu.

Son olarak Bahçeli, 21 Mart 2015'teki MHP'nin 11'inci Olağan Büyük Kurultayı'nda tek aday olarak gösterildi ve bin 149 oy alarak yeniden MHP Genel Başkanı seçildi.