Mumcu: Ünlüler neyleriyle ünlüler?
'Kime Göre Neye Göre'de bu hafta magazin konuşuldu...
Habertürk TV’nin tartışma yaratan programı “Kime Göre Neye Göre?” iki haftalık bir aranın ardından seyirciyle buluştu.
Programda bu hafta eski çağlardan bugüne insanoğlunun başka hayatları merakına dayanan dünyanın en eski habercilik fenomenlerinden biri, magazin mercek altına alındı.
Moderatör Ceren Akdağ Şahin “Magazin nedir, sınırları var mıdır? Topluma mal olmuş kişilerin özel hayatları da, topluma açık mıdır? Magazin, yaşamımızın eğlenceli, renkli yüzünü mü yoksa acımasız ve yargılayıcı yanını mı temsil ediyor? Gözetleme kültürü hayatlarımızı nasıl şekillendiriyor? Magazinsel bakış, spordan siyasete, sanattan toplum hayatına bizleri nasıl etkiliyor? Dünya magazininin dönüm noktaları hangi olaylar? Magazin, aslında toplumun dürüstlük terazisi mi? Magazin olmadan şöhret mümkün mü, özel hayatın deşifresi şöhretin bedeli mi?” diye sordu, yorumcular Cemil İpekçi, Pelin Batu, Günseli Kato, Esra Elönü ve Cem Mumcu yanıtladı.
BATU: EVİMDE TELEVİZYON BİLE YOK
İPEKÇİ: DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BU KADAR KOLAY ÜNLÜ OLAMAZSINIZ
MUMCU: ÜNLÜLER NEYLERİYLE ÜNLÜLER?
Andy Warhol’un meşhur “Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacak” sözlerine atıfta bulunularak başlayan programda şöhret ve magazin kavramları tartışıldı.
Pelin Batu evinde televizyon bile olmadığını, kimsenin özel hayatını merak etmediğini ve kendisiyle ilgili yapılan yanlış haberlere de aldırmadığını söylerken Cemil İpekçi “topluma mal olmak” ifadesini çok ağır bulduğunu ifade etti:
“Hz. Peygamber, Atatürk topluma mal olmuş kişilerdir. Ünlüler, yazarlar topluma mal olmaz. Bir de örnek olma meselesi var, neden örnek olsun bu kişiler? Dünyanın hiçbir yerinde ünlü olmak Türkiye’deki kadar kolay değil. Kafanıza mandalina, limon koyup ‘turunçgiller tasarımcısı’ diye meşhur olabilirsiniz.”
Cem Mumcu da “ünlüler” tabirini eleştirerek “Bugünkü ünlüler neyleriyle ünlüler, belli değil. İnsan yaptığı şeylerle ünlü olur, bugün ortada ürün yok. Küçük kafalar kişileri, orta kafalar olayları, büyük kafalar fikirleri konuşur. Magazinin temel aldığı da ne yazık ki böyle bir şeydir” dedi.
Günseli Kato ise “Magazinsiz bir hayat düşünemiyorum, kaliteli magazin de var kalitesiz de” diyerek Mumcu’ya karşı çıktı.
Magazin ve dedikodunun ayrımını yapmak gerektiğini söyleyen Cemil İpekçi dedikoduyu sevdiğini ifade ederek “Dedikoduyu sevmeyen insan yok. En büyük keyfim, akşamüstü arkadaşlarımla yuva yıkmayan küçük dedikodular yapmaktır” dedi.
MUMCU: ARTIK HERKES MAGAZİN FİGÜRÜ
İPEKÇİ: HEP ŞÖHRET OLMAK İSTEDİM
Cem Mumcu: “Artık her şey ün ve magazin üzerine kurulmaya başlandı. Biz çocukken ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘hemşire, itfaiyeci, doktor olacağım’ derdik. İnsanlara faydalı olursam sevilirim diye düşünürdük. Bugün çocuklara sorduğunuzda ünlü olmak istiyorlar.
Hepimiz birer magazin figürü gibi davranmaya başladık. Yaptığımız şeyden çok, onu gösterme eğilimindeyiz. Fotoğraf çektirirken ilk soru ‘Facebook’a koyacak mısın?’ oluyor.”
Söz, halk içine karışamayan ünlülere gelince Cemil İpekçi en çok korktuğu şeyin bu olduğunu söyledi: “Şöhretin en acı tarafı bu. Ben şöhret olmak istedim, inkar etmiyorum. Ama Karaköy köprüsü’nün üzerinde balık ekmek yiyerek olmak istedim. Galatasaray Lisesi’nin önünde oturup kolamı içebilmek istedim, yapıyorum da.”
BATU: BİTEN İLİŞKİMİN ARDINDAN KONUŞMAMI İSTEDİLER
Şahin’in “Kamuoyu önündeki insanların çoğu ayrılmayı beceremiyor mu?” sorusuna Pelin Batu şu yanıtı verdi: “Evlilikleri bitince birbirlerinin arkasından konuşan insanlardan utanıyorum. Bana çok ayıp ve rezilce geliyor. Birkaç sene önce erkek arkadaşımdan ayrıldım ve bir iki tane akıllı uslu gazeteci arkadaşım “Bence bu konuda röportaj vermeli ve onu rezil etmelisin” dediler. Dondum kaldım. Ne kadar kızgın olursam olayım, onun arkasından konuşmak onu değil beni düşürür.”
İPEKÇİ: BU FOTOĞRAFTA KÖTÜ NİYET YOK
MUMCU: İŞİN ÖZÜNÜ TARTIŞAMIYORUZ
KATO: TWITTER’A KOYARLARSA HERKES KONUŞMAKTA ÖZGÜR
ELÖNÜ: TOPLUMUN TAHAMMÜL SINIRINI ZORLUYOR
Magazin basının son günlerde en çok tartışılan konularından biri olan Hakan Ural- Melisa Ural fotoğrafıyla ilgili ise yorumcuların görüşleri birbirinden farklıydı:
Cemil İpekçi: “Hakan’ı çok iyi tanıyorum, kızını da, kötü bir niyet taşımadıklarını biliyorum. Dudaktan öpüşmek demek seks değildir. Böyle dudaktan değil de alından vantuz gibi öpen, ama sonra ensest ilişkide bulunanlar çok. Burada kötü bir şey yok.”
Cem Mumcu: “Twitter’da böyle şeyler yapılıyor. Baba-kızın ilişkilerini tartışsak kimse izlemiyor, okumuyor ama bu fotoğraf için arayıp görüş istiyorlar. Bu nedenle işin özünü tartışamıyoruz.”
Günseli Kato: “Neden twitter’a koymuşlar, ben de onu anlamadım. Gerek var mıydı? Baba-kız arasındaki ilişki neden twitter’a konuluyor? Koyuyorsa konuşulmasına da hazır olmalı. Herkes istediğini söyler, yargılar.”
Esra Elönü: “Bana göre çok çok kötü bir malzeme. Ben baba-kız ilişkisi diye bakamam, ne kadar normalleştik! Diyemem. Toplumun tahammül sınırı var ve bu fotoğraf sınırı zorluyor. Bunu abes görenler çağdışılıkla suçlandı. İki cins arasında yaşanan hali kızınla, Türkiye gibi bir yerde yaşarsan tabii ki konuşulacaksın. Bu fotoğrafın doğru olduğunu düşünmüyorum.”