Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

 

Atalay yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, dünya şeker pancarı üretiminde yüzde 7'lik payla Rusya, Fransa, ABD ve Almanya'nın ardından beşinci sırada yer aldığını, ülke üretiminde devlete ait Türkiye Şekerin önemli bir paya sahip olduğunu söyledi.

Türkiye Şekerin hali hazırda 25 fabrikasının bulunduğunu ve bunların 14'ünün özelleştirme kapsamında olduğunu anımsatan Atalay, şekeri stratejik bir ürün, şeker fabrikalarını da milli bir konu olarak gördükleri için buradaki özelleştirmeye karşı olduklarını vurguladı.

Atalay, özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde 14 şeker fabrikasından 11'inin kapanacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

 

"Özelleştirme kapsamındaki fabrikalar Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat. Buralara bu fabrikalar neden kurulmuş, iş alanı açmak, istihdam yaratmak için. Yani sosyal amaçlarla. Muş Şeker Fabrikası baktığınızda ekonomik olarak Muş'un her şeyi. Burada devlet kar etme niyetinde olmayacak ama fabrikayı alacak olanlar kar etmek isteyecektir. Kar etmeyince de kapatacaktır. Biz bu fabrikaların kapatılmasını istemiyoruz."

Konfederasyonlarına bağlı Şeker-İş Sendikasının şeker fabrikalarının özelleştirilmesi kararına karşı başlattığı imza kampanyasına değinen Atalay, "Türkiye'nin dört bir yanında ve toplumun değişik kesimlerinde imza kampanyasına büyük bir ilgi söz konusu. Vatandaşlar TC kimlik numaralarını da yazarak kampanyaya destek veriyorlar. İmza sayısı kısa sürede 1 milyon 600 bini buldu. Şeker-İş Sendikası bu imzaları bana teslim edecek, ben de kabul ederlerse Sayın Başbakana teslim edeceğim. Dilerim ikna edici olur" ifadelerini kullandı.

 

"NİŞASTA BAZLI ŞEKER YURDA KAÇAK SOKULMAMALI"

Atalay, şeker fabrikalarının özelleştirme kararının 200 bin pancar çiftçisi, kadrolu, geçici ve taşeron olmak üzere 20 bine yakın şeker fabrikası işçisini doğrudan ilgilendirdiğini belirterek, bunlara esnafın, tüccarın ve nakliyecisinin de eklenmesiyle özelleştirmeden etkileneceklerin sayısının 1,5 milyonu bulacağına işaret etti.

Devletin şeker fabrikalarını elden çıkarmakta kararlı olması halinde çiftçilerin ve çalışanlarının içerisinde yer aldığı kooperatif tabanlı yönetim modellerine devredilmesi gerektiğini ifade eden Atalay, bu modelin ABD ve Avrupa Birliğinde uygulandığını söyledi.

Atalay, TBMM Genel Kurulunda nişasta bazlı şeker kotasının yüzde 10’dan yüzde 5’e düşürülmesine ilişkin önergenin kabul edilmesini memnuniyetle karşıladıklarını bildirerek, "Bu önemli bir karar fakat bunun uygulanmasının takipçisi olmak lazım. Nişasta bazlı şeker yurda kaçak sokulmamalı. Bu konuda denetimler ve cezalar muhakkak artırılmalı." değerlendirmesinde bulundu.