Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "futbolda şike" soruşturmasında "kumpas" kurduğu iddiasıyla haklarında dava açılan 15'i tutuklu 108 sanığın yargılandığı davanın 4. duruşması sona erdi.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki salonda görülen davanın bugünkü duruşmasında, tutuksuz sanıklardan 9'unun savunması tamamlandı. Pazartesi günü başlayan duruşmalarda, biri tutuklu 12 sanık savunmasını yaptı.

Duruşmayı yarına erteleyen mahkeme heyeti, tahliye ve diğer talepleri alarak, kararını açıklayacak.

SİLİVRİ'DE GÜNVELİK ÖNLEMİ

Bu arada, duruşma salonu ve civarında 4 gündür alınan güvenlik önlemi dikkati çekti.

Silivri Cezaevi İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ne giden yollarda, jandarma denetimlerini sürdürdü. Duruşmaları izlemek için gelenlerin araçları da arandı.

Duruşma salonu önünde bekleyen Silivri İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı trafik ekipleri, cezaevine gelen araçların plakalarının sorgulamasını yaparak, evrak eksikliği bulunanlara cezai işlem uyguladı.

Duruşma salonu ile uygulama noktalarının yanı sıra keskin nişancıların bulunduğu noktalar, drone ile görüntülendi.

BEŞİKTAŞ'TAN "FUTBOLDA ŞİKE KUMPASI" DAVASINA MÜDAHİLLİK TALEBİ

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği, "futbolda şike" soruşturmasında "kumpas" kurduğu iddiasıyla 15'i tutuklu 108 sanığın yargılandığı davaya müdahillik olmak için başvurdu.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği'nin avukatı Şafak Mahmutyazıcıoğlu, "futbolda şike kumpası" davasına bakan İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine dilekçe verdi.

Dilekçede, kamuoyunda 17/25 Aralık süreci şeklinde adlandırılan, devlete, hükümete darbe teşebbüsü içeren olayların ardından ortaya çıkan, devlet yapılanması içinde birçok memurun, hakimin, savcının, medya mensuplarının ve daha birçok meslek mensubunun yer aldığı bir illegal yapılanma bulunduğu kaydedildi.

Sanıkların da yer aldığı bu yapılanmanın, kendilerine lider olarak belirlediği kişilerin emirlerini yerine getirirken, dışarıdan bakıldığında tamamen kanunlara uygun hareket edildiği izlenimi verdiği belirtilen dilekçede, ancak bu yapının içerisine girildiğinde, hukukun temel prensiplerine, adalete ve vicdana sığmayacak şekilde, şahıslar ve kurumlar hakkında suç isnat edildiği vurgulandı.

Dilekçede, sanıkların bu suçlara ilişkin delilleri usulsüz ve kanuna aykırı şekilde düzenlediği ve topladığı belirtilerek, "Daha sonra tüm bu süreçte illegal yapılanmanın medya ayağıyla kamuoyunda algı oluşturarak sonuca ulaşmak suretiyle birçok kişinin, kurumun uydurma deliller ve davalarla özgürlüklerini kısıtlamışlardır. Kendi iradeleri doğrultusunda hareket etmeyen kurum ve kişilerin itibarlarını yine bu suretle kamuoyu gözünde etkilemeye çalışmışlardır.'' denildi.

''BEŞİKTAŞ BÜYÜK ZARARA UĞRADI"

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava dosyası incelendiğinde, illegal yapılanmanın, müvekkil spor kulübünün birçok çalışanı, yöneticisi ve futbolcusunu, anlatılan bu yöntemlerle kamuoyunda "futbolda şike" olarak adlandırılan davanın içine soktuğunun açıkça görüleceği vurgulanan dilekçede, kulüp çalışanları hakkında, gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan suç isnadının yapıldığı anlatıldı.

Dilekçede, uydurma delillerle müvekkil spor kulübü çalışanları ve yöneticilerinin tutuklandığı belirtilerek, şöyle devam edildi:

"Milyonlarca taraftarı bulunan, dürüstlük ve adalet başta olmak üzere ahlaki unsurları, insani erdemleri her şeyin üzerinde tutan, şanlı tarihinden gelen saygınlığını korumaya özel önem veren, armasındaki ay-yıldızın ve renklerinin temsil ettiği değerlere layık olması gerektiğini bilen müvekkil kulübün itibarını büyük bir kamuoyu oluşturarak (sanıklar) zedelemişlerdir. Müvekkil Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği'nin, adliye mensupları, polis memurları, gazeteciler, medya organları vasıtasıyla çalışanlarının tutuklanması ve adının şike iddialarına bilinçli bir şekilde karıştırılması dolayısıyla büyük zararlara uğradığı açıktır. Bu nedenle sayın mahkemenizde görülmekte olan davaya müdahillik talebinde bulunma zorunluluğu hasıl olmuştur.''

Dilekçede, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği'nin, sanıkların işlediği suçtan zarar gördüğü ifade edilerek, bu kişilerin cezalandırılmasını talep etmek için derneğin, katılan olarak davaya kabul edilmesi istendi.

Mahkeme heyeti, müdahillik taleplerini yarın görülecek duruşmada değerlendirecek.

SAVUNMALAR...

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda görülen davada, tutuksuz sanıkların savunmaları alınıyor.

Tutuksuz yargılanan Tevfik Sami Tınarlı, polislik mesleği boyunca ilk kez bir suçtan hakim karşısına çıktığını belirtti. Terör örgütü FETÖ ile herhangi bir ilgisinin olmadığını savunan Tınarlı, bu suç nedeniyle yargılandığı için çok üzüldüğünü söyledi.

Şubede teknik takip ve izleme biriminde görev yaptığını anlatan Tınarlı, hakim kararı olmadan kimseyi takip etmediklerini ve fiziki takipte gördüklerini tutanaklara geçirdiklerini aktardı.

AZİZ YILDIRIM SORUSU

Mahkeme Başkanı Ali Öztürk'ün, "Aziz Yıldırım'la ilgili yaptığınız fiziki takipte herhangi bir özel talimat, hukuk dışı bir talimat verildi mi?" sorusu üzerine, hukuk dışı bir talimat almadığını ve böyle bir talimatı da hiçbir zaman yerine getirmediğini ifade etti.

Başkan Öztürk'ün, bazı görüntülerin medyada yer aldığını, bunu kimlerin servis ettiğini bilip bilmediğini sorduğu Tınarlı, "Biz elde ettiğimiz görüntüleri, ham haliyle ilgili soruşturma bürosuna teslim ederdik. Kimin servis ettiğini bilmiyorum. Biz sahadayız, gün içinde birkaç işe gidiyoruz. Büro içinde olmamızın imkanı yok." dedi.

Sanıklardan Eyüp Aytar, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde teknik takipte tapeci olduğunu belirterek, kendilerine gelen ses kayıtlarını çözdüğünü söyledi.

Çapraz sorgusu sırasında bir müşteki avukatının, "Futbolda şike soruşturması kapsamında telefonları dinlenilen bir şüphelinin eşiyle özel görüşmesi çözülmüş. Bunun davayla bir ilgisi yoktu. Eşiyle soruşturma dışında özel bir konudaki mesajını çözerken hiç rahatsızlık duydunuz mu?" sorusuna, bu kişinin eşi de soruşturma kapsamında şüpheli olduğu için tapelerin çözüldüğünü belirtti.

Tutuksuz sanık Yafes Çağlayan, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde tapeci olarak görev yaptığını, kendilerine gelen ses kayıtlarını çözdüğünü belirterek, terör örgütü FETÖ ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürdü.

"250 BİN DOLARA ANLAŞTIK"

Tutuksuz yargılanan avukat Nazif Aktaş ise Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz'ın 3 Temmuz 2011'den yaklaşık 4 ay sonra avukatlığını yaptığını dile getirerek, Odyakmaz'dan gelen teklif üzerine dosyayı incelediğini, şike yapmadığına kanaat getirip avukatlığını üstlendiğini anlattı.

Cezaevinde görüştükleri Odyakmaz'ın avukatlık ücretini kulüp yetkilileriyle görüşmesini istediğini belirten Aktaş, Sivasspor yöneticileriyle avukat Orhan Erdemli de olmak üzere 4 avukatın ortak çalıştığı büroda görüştüklerini ifade etti.

Aktaş, aldıkları 250 bin dolarlık vekalet ücretini aralarında paylaştıklarını dile getirerek, parayı da peyderpey aldıklarını söyledi.

Odyakmaz'la hiçbir zaman örgüt ve cemaat ilişkisi içerisinde bir diyaloglarının olmadığını kaydeden Aktaş, "Hiçbir şekilde tahliye veya beraat garantisi vermedik. Onlar da böyle bir garanti istememiştir. Ödemelerin tamamı resmi düzeyde bankadan yatırıldı." diye konuştu.

Nazif Aktaş, şike soruşturmasında adı geçen emniyet yetkilileriyle hiçbir temasının olmadığını savunarak, iddianamede geçen ve aldıkları paranın FETÖ'ye aktarıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.

"FEZA YAYIN GRUBU'NUN AVUKATIYDIM"

Aralarında kayyum atanan Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı'nın da bulunduğu Feza Yayın Grubu'nun avukatlığını yaptığını belirten Aktaş, iddianamedeki Zaman gazetesinde kayyum atandığında, kayyumların görevini devralmasını engellediği iddiasını da reddetti.

Birçok dosyayı takip ettiğini ve kayyumlarla bu dosyalarla ilgili görüşmek istediği için Zaman gazetesine gittiğini savunan Aktaş, şöyle devam etti:
"Bu kurumlara kayyum atandıktan sonra vekillik görevimin sona ereceğini düşündüğüm için kayyumlarla görüşme talebinde bulundum. Avukat arkadaşlara bu düşüncemi ilettiğimde, mevcut arkadaşlarla çalışmayacaklarını söylediler. Ben de dosyaları verebileceğimi söyledim. Onlar da 'Biz söyleyene kadar devam edin.' dedi. Herhangi bir engelleme faaliyeti içinde olmadım. Kayyum heyeti de bu konuda tanık olarak dinlenilebilir."

Aktaş, bu kurumların avukatlığını profesyonel olarak ve para karşılığında yaptığını ifade ederek, hiçbir işlerini ücretsiz üstlenmediğini ve bu terör örgütüne karşı olan birçok kurum ve kişilerin de avukatlığını yaptığını kaydetti.

"KUMPAS OLDUĞU YORUMUNU YAPARDIM"

Çapraz sorgusu sırasında bir avukatın "Bu davada Odyakmaz'ın avukatı olsaydınız. Kumpas olduğunu söyler miydiniz?" yönündeki sorusuna Aktaş, "Mecnun Bey açısından kumpas olduğu yorumunu yapardım. Dosyayı inceledik, maçı da izledik. Sanık vekilleri ile sürekli diyalog içindeydik. Diğer meslektaşın da verdiği bilgiler dikkate alındığında Sivas-Fenerbahçe maçında şike yapılmadığına kanaat getirdik. Odyakmaz'a haksızlık yapıldığını gözlemledik." yanıtını verdi.

Hakkındaki "terör örgütü üyeliği" suçlamasını reddeden Aktaş, sanıklardan sadece Hidayet Karaca'yı benzer bir kurumun yöneticisi olduğu için tanıdığını anlattı.

Aktaş, Mahkeme Başkanı Ali Öztürk'ün Odyakmaz'ın iddianamedeki, "Bu operasyonun cemaat tarafından yapıldığı söylentileri çıktı ve basında da yer aldı. Ben de tahliyeme yardımcı olmaları için avukatlarıma talimat vererek konuyu araştırmalarını istedim. Daha sonra Nazif Aktaş ile anlaştık. İlk duruşmada da tahliye oldum." ifadesini hatırlatması üzerine şöyle konuştu:
"Mecnun Odyakmaz da belirtmiş zaten. Ben değil onlar beni buldu. Ayrıca Odyakmaz hakkında da mahkumiyet kararı verildi. FETÖ'ye çıkar sağlamak amacıyla yüksek ücretler karşılığında tahliye garantili davalar aldığım iddialarını kabul etmiyorum."

"15 TEMMUZ SONRASI İLİŞKİMİ KESTİM"
Nazif Aktaş, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile alakalı kuruluşların avukatlık görevini bıraktığını sözlerine ekledi.

Aktaş'ın çapraz sorgusunda Cumhuriyet Savcısı Murat Yıldırım'ın "Mecnun Odyakmaz ile müvekkillik ücretini neden dolar üzerinden anlaştınız?" sorusuna Aktaş, "Paranın değerini kaybetmemesi için dolar üzerinden anlaştık, ama ödemeler hep Türk lirası yapıldı." diye yanıt verdi.

Aktaş, Yıldırım'ın, "Yurt dışına çıktınız mı ve hangi ülkelere gittiniz?" sorusuna karşılık, "Birçok ülkeye gittim, Amerika'ya da gittim." dedi.

İDDİANAMEDEN...

15'İ TUTUKLU 108 SANIK

İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fuzuli Aydoğdu tarafından hazırlanan iddianamede bir numaralı sanık olarak, terör örgütü FETÖ’nün elebaşısı Fethullah Gülen yer alıyor.

İddianamede, Gülen'in yanı sıra eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, eski Organize Suçlarla Mücadele Şube müdürleri Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç, kapatılan Zaman gazetesinin Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, kapatılan Samanyolu Yayın Grubu'nun Başkanı Hidayet Karaca, eski milletvekili İlhan İşbilen, avukatlar Halil İbrahim Koca ve Orhan Erdemli, kapatılan Taraf gazetesinin yazarı Mehmet Baransu, iş adamı İhsan Kalkavan, Prof. Dr. Suat Yıldırım, kapatılan Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan, kapatılan Zaman gazetesinin Haber Müdürü Muhammed Fatih Uğur'un da aralarında bulunduğu 15'i tutuklu 108 sanık bulunuyor.

74 KİŞİ MÜŞTEKİ

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısında yapılan duruşma salonunda görülen davada, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Eskişehirspor Kulübü Başkanı Halil Ünal, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz, eski Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener, Fenerbahçe Kulübü Yöneticileri Osman Murat Özaydınlı, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu ve Antalyaspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay'ın da aralarında bulunduğu 74 kişi müşteki olarak yer alıyor.

Davada, eski Beşiktaş yöneticisi Serdar Adalı, eski Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu, Gaziantepspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, Rizespor Teknik Direktörü Hikmet Karaman, Teknik Direktör Yılmaz Vural, futbol yorumcusu Sinan Engin, İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü ve Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ, Fenerbahçeli oyuncu Emanuel Emenike ve eski futbolcu Ümit Karan'ın da aralarında bulunduğu 91 kişi de mağdur olarak bulunuyor.

"KUPMAS, GÜLEN'İN 'FUTBOL CAMİASINA GİRELİM' TALİMATIYLA BAŞLADI"

FETÖ örgütünün detaylı olarak anlatılarak eylemlerine yer verilen iddianamede, "Futbolda şike" soruşturmasının nasıl başlatıldığı kronolojik olarak aktarılıyor.

İddianamede, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "Futbol camiasına girelim. Futbol geniş kitleleri etkiliyor.'' talimatı sonrası dosyanın şüphelilerinden İhsan Kalkavan'ın harekete geçtiği kaydediliyor.

"Futbol'da şike" soruşturması başlatılmadan önce Zaman gazetesinde toplantı yapıldığı belirtilen iddianamede, toplantıya şüpheliler Suat Yıldırım, Şerif Ali Tekalan, Ekrem Dumanlı, Hidayet Karaca, İlhan İşbilen'in katıldığı vurgulanıyor.

Şüphelilerin, toplantının ardından Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ı "Ergenekoncu" olarak gördükleri ve "askeri ihalelerde yolsuzluk" yaptığı iddiasıyla "Futbolda şike" soruşturmasında adını geçirdikleri belirtilen iddianamede, bu olayın başlangıcının ise şüphelilerden Ekrem Dumanlı'nın, Aziz Yıldırım'a muhalifliği ile bilinen Cihan Oskay'ı İstanbul'a çağırdığı, İstanbul'a gelen Oskay'a Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapma ve Aziz Yıldırım aleyhine yazılar yazmasını talep etmesine dayandığı anlatılıyor. Cihan Oskay'ın söz konusu talepleri kabul etmediğine vurgu yapılan iddianamede, Oskay'ın uçuş bilgileri ve HTS kayıtlarına yer veriliyor.

Talimat üzerine Zaman gazetesinde yapılan toplantının ardından FETÖ'nün emniyetteki yapılanmasının harekete geçtiği ifade edilen iddianamede, "Giresunspor Kulübü'nde bazı usulsüzlükler yapıldığına dair dosyanın" şüphelilerinden olan eski polis Lokman Yanık'ın bunu tutanak altına aldığı, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğüne götürdüğü ancak Asayiş Şube Müdürünün bunu kabul etmediği anlatılıyor.

Yanık'ın bunun üzerine söz konusu tutanağı İstanbul Organize Şube Müdürlüğüne götürdüğü, bu tutanağın burada raporlaştırılarak dönemin özel yetkili savcısı Zekeriya Öz'e sunulduğu kaydedilen iddianamede, Öz'ün de soruşturma talimatı vererek, birçok kişinin usulsüz olarak o dönem suç olmayan ''şike''den dinlenildiği kaydediliyor.

FETÖ'nün ''Futbolda şike'' soruşturması ile başka amaçlarının da bulunduğu anlatılan iddianamede, söz konusu soruşturmayı Başbakan yaptırmış algısını da kullanarak, kitleleri etkilemeye çalıştıkları ayrıca ''şike soruşturmasıyla'' kulüpleri ele geçirerek, örgüte maddi kazanç elde ettikleri vurgulanıyor.

TUTUKLULAR, ADLİ KONTROL VE FİRARİLER

Davanın sanıklarından Soner Koç, İbrahim Emre, Nazmi Ardıç, Halil Ardıç, Necmettin Karapınar, Mehmet Aslan, Mustafa Tunç, Mustafa Okumuş, Kemal Atılgan, Abdullah Çelik, Haşim Gülal, Seyfi Erdoğan, Muhammet Kaya, Ahmet Kalender ve Lokman Yanık tutuklanırken, diğer sanıklar Ahmet Karakaya, Ali Çelik, Ferah Zor, Harun Birsen, İdris Çağatay Yıldırım, İsmail Özcan, Kerim Küçük, Mahmut Ekrem Açıkel, Mehmet Oyan, Özlem Cebeci Talip Yıldırım, Tunahan Tunçay, Yalçın Cilbiroğlu ve Yunus Memişbey hakkında adli kontrol kararı bulunuyor.

Sanıklardan eski milletvekili İlhan İşbilen Ankara'daki FETÖ çatı davasında, Hidayet Karaca "Tahşiyecilere kumpas" davasında, gazeteci Mehmet Baransu "Balyoz'da kumpas" davasında, eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer de birçok FETÖ davasından tutuklu yargılanırken, firari ve hakkında yakalama kararı bulunan şüpheliler ise şöyle:

''Fetullah Gülen, kapatılan Zaman gazetesinin Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, iş adamı İhsan Kalkavan, Prof. Dr. Suat Yıldırım, kapatılan Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan, Ahmet Davulcu, avukat Cemalettin Mutlu, Mehmet Likoğlu, Muhammet Fatih Uğur, eski emniyet müdürü Mutlu Ekizoğlu, Nazif Aktaş ve Gülen'in avukatı Orhan Erdemli."

İSTENEN CEZALAR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fuzuli Aydoğdu tarafından hazırlanan iddianame kapsamında, 1 numaralı sanık Fetullah Gülen'in, ''kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme'' suçlarından 35 yıldan 85 yıla kadar hapsi isteniyor.

Suç tarihinde kapatılan Zaman Gazetesinin Genel Yayın Müdürü olan Ekrem Dumanlı hakkında ''resmi belgede sahtecilik, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme'' suçundan 35 yıldan 78 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca hakkında, ''özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme'' suçlarından 35 yıldan 80 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İddianamede, eski milletvekili İlhan İşbilen ve iş adamı Muammer İhsan Kalkavan hakkında, "kişiyi 'hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme'' suçlarından 35 yıldan 85 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Yardımcısı Mutlu Ekizoğlu, İstanbul Organize Suçlar ile Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç hakkında ise ''kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, iftira, resmi belgede sahtecilik, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, silahlı terör örgütüne üye olma'' suçlarından ayrı ayrı 34 yıldan 80 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Kapatılan Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan ve Prof. Dr. Suat Yıldırım hakkında da ''iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, resmi belgede sahtecilik, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme'' suçlarından ayrı ayrı 35 yıldan 78 yıla kadar hapis istenen iddianamede, Fetullah Gülen'in avukatı Orhan Erdemli, gazeteci Mehmet Baransu, eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer ve avukat Cemalettin Mutlu'nun ''silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan ayrı ayrı 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları talep ediliyor.

Hazırladığı tutanakla ''futbol şikede'' soruşturma sürecini başlatan dönemin polis memuru Lokman Yanık hakkında ''resmi belgede sahtecilik, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, iftira, silahlı terör örgütüne üye olma'' suçlarından 10 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istenen iddianamede, diğer 94 sanık hakkında ise benzer suçlardan 5 yıldan 70 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezası öngörülüyor.