Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Spor Futbol Süper Lig Galatasaray Aykut Kocaman beni yanılttı, Fatih Altaylı yazdı - Galatasaray Haberleri

        Diyeceksiniz ki, “Yanıldın”.

        Diyeceğim ki, “Haklısınız”

        Galatasaray kazandı.

        Allah biliyor ya, Fenerbahçe’nin bu kadar kötü bir futbol oynayabileceğini tahmin etmek zordu. Karşılaşmanın tek bir dakikasında dahi Fenerbahçe’nin bu maçı alabileceğine dair bir ışık, bir işaret oluşmadı. Uzaktan çekilen bir kaç şutu vardı Fenerbahçe’nin. Bunun dışında tek bir pozisyon bulamadı. Bulamazdı da, çünkü sahaya çok açık bir şekilde “Yenilmesek iyi olur” düşüncesiyle çıkmışlardı. Aykut Kocaman ve futbolcular da bunun farkındaydı. Fenerbahçeli futbolcuların tamamı ofansif değil, defansif görevlerine konsantre olmuşlardı.

        Aykut da bizim Sergen gibi “Bu Galatasaray bizden iyi takım” diye düşünmüştü. Fenerbahçeli futbolcular görevlerini iyi de yaptılar. Galatasaray’ın iki forveti, Burak ve Umut’un çerçeveyi bulan tek vuruşu olmadı. Ne ayakla, ne kafayla. Onların eksiğini Bekir kapadı da, Galatasaray golü buldu. Sonrasında Fenerbahçe uzaktan vuruşla bir gol attı. Ardından Fenerbahçe bastırmaya başladı, Galatasaray ise saçmalamaya. Fakat Selçuk iyi günündeydi. Kendine tam istediği noktada bir faul

        yaptırdı. Kendi kullandı. Kendi golü buldu.

        Başka... Böylesine bir Fenebahçe karşısında bile farka gidemedi. 2-1’e yattı.

        Bana göre Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenmedi. Fenerbahçe, Galatasaray’a yenildi.

        Aykut’ta biraz yürek olsa, çenesi kadar futbol bilgisi kuvvetli olsa, Mehmet Topal’ı biraz ofansif kullansa ya da onun yerine hücum yönü daha kuvvetli bir ön libero yerleştirse, Cristian’ı çıkaracağına, Topal’ı çıkarıp, Stoch’u alsa ve Topal’ın yerine Cristian’ı çekse Fenerbahçe’nin kazanma ya da 1 puan alma şansı olabilirdi. Fatih Terim ise geçmiş Fenerbahçe maçlarından ders almıştı. Tek kale oynayıp yenildiğini görmüş, “Tek kale oynamayayım ama kazanayım” demişti. Kazandı da. Aykut Kocaman maçı Terim’e kazandırdı.

        Galatasaray için güzel olan taraf şu; Fenerbahçe’yi yendi ve çok kötü futbol oynadığı bir dönemde şampiyonluktaki rakibine 5 puan farkla ligin ilk yarısını lider tamamlamaya yaklaştı. Galatasaray’da vasatın üzerine çıkan bir Selçuk vardı. Bir de Semih. Amrabat kötü değildi. Riera ilk yarı iyi, ikinci yarı kötüydü. Eboue ligdeki en iyi maçını oynadı ama eskiye oranla cesaret kaybı var. Umut, Galatasaray’ın en kötüsüydü. Burak da onu takip eden. Melo da kötüler sıralamasına girenlerdendi. Öyle veya böyle. Ben yanıldım. Ben hep yanılayım. Galatasaray hep kazansın.

        YETENEK FARKI - SERDAR ALİ ÇELİKLER'İN YAZISI

        MAÇ öncesi beklentilerin dışına çıkan bir oyun seyrettik. Herkes Galatasaray’ın daha önceki Fenerbahçe derbilerinde olduğu gibi önde korkunç presli, rakibi uzun topa mahkum eden bir anlayışla başlayacağını düşünüyordu. İlk bir kaç dakika Umut-Burak ikilisi bu uygulamayı yapsa da aslında taktik bu değildi. Misafir ekip de farklı bir planla gelmemişti Telekom’a. Orta alanda rakip yarı alana yakın pas trafiğine önem veren anlayışa sıkı sıkıya bağlı kalmışlardı. Ama 10. dakika ilk duran topta Riera’nın harika ortasında Bekir kendi kalesine vurunca tamamen başka bir maç izlemeye başladık. Artık bekleyen; neredeyse hiç hücum edemeyen G.Saray’a karşı evinde oynarcasına rahatça paslaşan ve oyun üstünlüğünü alan bir Fenerbahçe vardı sahada. Misafir ekip her ne kadar hiç pozisyon üretemese de Hasan Ali’nin sıradışı vuruşu tabelayı değiştirdi. Nedense ligimizin büyük takımlarında anlayamadığım bir hastalık var. Golü bulan tempoyu düşürüp savunma psikozuna geçiyor. 10. dakikada golü bulan G.Saray 25’e kadar; 22’de golü atan F.Bahçe 2. golü yiyene kadar oyunu bıraktı. Selçuk’un, Volkan’ın da baraj hatasıyla birlikte gelen süper frikik golü Terim’e bir hamle üstünlüğü daha verdi. 2. Yarıda yine pas yapan bir Fenerbahçe başlangıcı olsa da bu kez ilk yarının aksine şut imkanı dahi bulamayan bir Fenerbahçe gördük. Tahmin ettiğimiz gibi Yekta yaması ile rakibin pas trafiğini de felçeden Terim’in sonraki tek planı Burak ve Amrabat’la kontraya çıkmaktı. Ama rakibe her geçen dakika “Yok; biz üçüncü golü bulamayız” duygusunu verdiler. Kocaman Caner-Baroni ve Meireles’e fazla tahammül etti. Baroni’yi sarı kartlı Meireles’in yerine çekebilirdi denilebilir. Ama bu basit bir eleştiri olur. Bence Kocaman’ın da Fenerbahçe camiasının da üstünde düşünmesi gereken şey kadro derinliğinin kalitesi. Böylesine bir maçta yedek santraforsuz bir 18’le geldiler. Bienvenu de Semih de bir katkı yapamadı; evet ama o zaman planlama hatasını gündeme getirebiliriz. Kuyt’ın çıkışı ve 10 kişi kalınmasıyla maçı tamamen bırakan Fenerbahçe hiç ama hiç üretim yapamama sorununu enine boyuna düşünmeli. Yönetim de Kocaman da kendine şunu sormalı: Alex’i yedik. Semih bitti ya da bitirildi. Bienvenu bu kadardı. Stoch tamamen verimsizliğe itildi. Peki biz böylesine maçları ne tür oyuncularla kazanabiliriz? Dün G.Saray 75. dakikalara kadar Volkan’ı zorlayacak tek bir pozisyon üretemedi. Buna karşın iki duran toptan 2 harika vuruşla golü buldu. Bir şut da direkten döndü. Kaliteli oyuncuların çokluğunun farkı sonucu belirledi. Fenerbahçe sürekli öyle veya böyle “yıldız” oyuncu kaybediyor. G.Saray ise Riera’dan sol bekten yıldız yaratmaya uğraşıyor. Temel fark burada.

        ***

        G.Saray, Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıktıktan sonra ligde de farkı 5 puana çıkartarak “Buranın da kralı benim” dedi. Bence Trabzon’da da kazanıp ilk devreyi 5 puan farkla bitirirler. Buradan sonra psikolojik üstünlük de G.Saray’da. Fenerbahçe ise UEFA ve Türkiye’de varolabilmek istiyorsa Alex’in yerine 1 oyuncu ve mutlak sistem işletebilecek iyi dönemindeki Semih gibi oynayabilen bir santrafor almalı. Tabii yıldız alabilirse hocalarına da “Bari bunlarla problem yaşama” da demeleri lazım.

        FUTBOLSUZ DERBİ - SERGEN YALÇIN'IN YAZISI

        İLK olarak hakem Halis Özkahya’yı tebrik etmek lazım. Mükemmel maç yönetti. Hakem tercihi hafta içi çok eleştirilmişti ama bunun çok yersiz olduğunu net bir şekilde gösterdi. Verdiği kararlar son derece yerindeydi. Maça gelince... Öncelikle hiç de benim beklediğim gibi bir derbi olmadı. Maalesef futboldan yoksun, tansiyonu yüksek ancak kalitesi hiçbir şekilde beklentiye cevap veremeyen bir derbi izledik. Bunun nedeni ise iki tarafın da birbirinden çekinmesiydi. Özellikle oyun başlangıçları çok kötü olan F.Bahçe, Arena’daki derbiye de aynı şekilde girdi! Futbol; sonucu hemen gösteren bir oyundur. F.Bahçe’deki bu kötü başlangıcın sonucu olarak da G.Saray golü buldu. Sonrası daha kolay gibi görünürken G.Saray da çok erken skoru koruma telaşına girdi. Devamında da F.Bahçe beraberliği yakaladı. Ancak futbol hiçbir şekilde hataları affetmez. Cristian tecrübesine yakışmayacak bir şekilde Selçuk’a öyle bir yerde faul yaptı ki, bir başka deyişle Selçuk öyle bir yerde faulü aldı ki, G.Saray hiç de iyi olmadığı dakikalarda yeniden skor avantajını yakaladı. Bundan sonraki süreç, tamamen futboldan yoksun, tesadüflere bağlı bir şekle döndü. İki takım için de iyi maç olduğunu söylemek pek mümkün değil. 26-27 oyuncunun sahne aldığı oyunda etkili bir futbolcu görmedim. Sadece Selçuk, yaptığı mükemmel vuruşla takımının galibiyetindeki en büyük pay sahibiydi. Hücum oyuncuları her iki takımda da çok iş yapmadı. Sow da, Umut ve Burak da beklentilerin altındaydı. Rakip savunmaları hiç zorlayamadılar. Tam bir orta saha mücadelesi olduğunu söylersek, doğru olur. Hafta içinde yazdığım yazıda, orta sahaların mücadelesi olacağını söylemiştim. G.Saray orta sahası daha iyiydi ve kazanan Aslan oldu. Özellikle Cristian, F.Bahçe için kritik adamdı. Ancak o kaybolunca F.Bahçe’nin şansı kalmadı. Cristian hiçbir şekilde F.Bahçe adına o bölgenin adamı olamaz. F.Bahçe’nin iki kenarı Caner ve Kuyt oyunda kaldıkları sürece hiçbir şey yapmadı. Ambarat ve Hamit onlara göre, özellikle rakip alana top taşımada çok daha etkiliydi. Her ikisi de kanatları iyi kullandı. G.Saray’a maçı getiren oyuncular Selçuk ve Melo’ydu. Ki bu oyuncular geçen yıl da çok başarılıydılar. İki oyuncu fizik olarak iyiler, topu kolay kaptırmıyor, topun kendilerinde kalmasını sağlıyorlar. Hem defansif hem de ofansif açıdan Selçuk ve Melo G.Saray adına öne çıkan isimlerdi. F.Bahçe’de ise Meireles ve Mehmet Topal defansif olarak iyi mücadele ediyor. Ama ofansta katkıları yok. Cristian’ı da buna katarsak, 3 orta saha hücum için bir şey yapmıyor. Bu da takımı kısır hale getiriyor. 90 dakikada F.Bahçe pozisyona girmemiş! Hasan Ali’nin attığı gol de pozisyon değil. Milyon Euro’luk takım fırsat bulamıyor. Sonradan giren oyunculardan da Stoch ve Krasic maliyeti yüksek isimler ama katkıları sıfır. G.Saray’da ise oyuna etki eden adam Yekta’ydı. Fatih Terim çok akıllı bir hamleyle maçı kurtardı. G.Saray’ın bocalamaya başladığı anlarda Umut-Yekta değişikliği 3 puanı getirdi. G.Saray bu galibiyetle ilk yarıyı lider kapatmayı garantiledi. Böyle bir maçta 3 puan almak, farkı açmak çok önemli. Bu galibiyet G.Saraylı oyuncuları devre arasında rahat ettirecektir. F.Bahçe ise deplasman fobisiyle devam ediyor. Bir an önce bunu aşmalılar. Böyle bir takımın, devreyi tek deplasman galibiyetiyle kapatması kabul edilemez.

        TEMPOSUZ DERBİ G.SARAY'IN - ÖNDER ÖZEN'İN YAZISI

        Merakla beklenen derbinin ilk yarısında 3 gol izledik. G.Saray ilk yarıyı 2-1 önde kapadı. Oyunda neler gördük? Ev sahibi takımın savunma ve hücum planlarını, konuk takımınsa atak planını anlayamadığımız bir ilk yarı izledik. Stratejiler ve atak-savunma taktikleri konusunda detay vermeyen bir devreydi. İlk yarıda sadece F.Bahçe’nin savunma planını anlaşılır buldum. Topu gol bölgesine getirmekte zorlanan iki takım seyrettik. Ya da söyle söyleyelim; rakibin topu gol bölgesine getirmesine izin vermeyen iki takım izledik. Böyle olunca iki takım da dışarıdan şutlar denedi. Detay vermeyen bu yarıda yine de görülmeye değer aksiyonlar ortaya çıktı. Ev sahibinin ilk golünde Riera’nın sert-boy hizası ve içe kavisli ortasında, topun alçalma yeri 1. sınıf gol ortasına örnekti. Kaleye doğru koşan herkesin yön vermeden yapacağı kafa vuruşu gol olurdu. Şans G.Saray’ı şanssızlık Bekir’i buldu. F.Bahçe’nin golünde görüntüyü 5 saniye geriye saran herkes Baroni’ye ‘hayırdır’ diye sorar. Biz gole dönüp Hasan Ali’nin hakkını teslim edelim. Goldeki vuruşu güzel, duruşu ise birinci sınıftı. Olması gereken yerdeydi. Selçuk’un golünde de güzel bir ‘poker’ izledik. Selçuk baraja takım arkadaşlarını da koyarak Volkan’ın görüş açısını tamamen kapattı. Bu sayede serbest vuruşu penaltı vuruşuna çevirdi. Ya sağa, ya sola. Sonuçta pokeri Selçuk kazandı. Akıllıca. Vuruşu da başarılıydı. İkinci yarıda durgun ve derbi temposundan uzak bir görüntü vardı. Neydi bunun sebebi? Skoru 2-1’e getirdikten sonra G.Saray için doğru olan temponun düşük olmasıydı. F.Bahçe içinse tam tersi. Ancak ikinci yarıda skora sahadan ve kenardan reaksiyon gelmedi. Konuk takımın temposu yüksek oyuncuları var ancak temelde bir ‘tempo takımı‘ değil Fenerbahçe. Sahadaki 11 sadece pas ritmini yükselterek tempoyu artırabilirdi. Presle de tempo artırmak mümkündür. Hareketli atak oyuncularının koşuları da tempoyu artırabilir. Ancak Fenerbahçe’de bu mümkün olmadı. Oyuncu değişiklikleri 65.dakikada başladı. Ne değiştirdi bu hamleler? İlk hamle Fatih Terim’den geldi. UmutYekta değişikliğiyle oyuna müdahale yaptı. Beşli orta sahayla takım savunmasını güçlendirdi. Daha dirençli ve top paylaşımında kendi takımına avantaj getirecek bir düşünceyle 2-1’i doğru anlayışla oynattı. Fenerbahçe’nin hamleleri ise anlayışı değil, kişileri değiştirerek gerçekleşti. Topu taşıması için sahada olan Caner yerine topu taşıması için Krasiç girdi oyuna. Oyunu organize etmesi, atak olgunlaştırması, duran top kullanması için sahada olan Baroni yerine aynı işleri yapması için Sezer tercih edildi. Son değişikliği saymaya gerek yok. Fenerbahçe 0-0’ı da, 1-0, 1-1 ve 2-1’i de aynı anlayışla oynadı. Maçın oyuncuları? Ev sahibinde Hamit performans değilse de doğru oyun adına önemli oyuncu olduğunu gösterdi. Selçuk ve Eboue de takım ortalamasının üzerindeydiler. Konuk takımda ise Gökhan, Kuyt, Yobo ve Hasan eforlu oynayan oyunculardı. G.Saray’da düşük performanslı oyuncu azdı. Ancak F.Bahçe’de Meireles, Baroni ve Sow beklenen seviyenin altında kaldılar.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'den Rahatsızlık Duyanları Başarılarımızla Daha Çok Rahatsız Edeceğiz

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ