Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tahsin AKÇA / GAZETE HABERTÜRK

Asgari ücretin net 1.300 TL’ye çıkarıldığı dönemde “Ücret artışına değil maliyeti tek başına üstlenmeye karşıyız” diyerek çekince koyan işveren örgütlerinden biri olan Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), yüzde 30’luk artışın ardından ‘rekabet’ alarmı verdi. TİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu, kapsamı genişletilerek 2.550 TL ve altı ücret alanları kapsayan 100 liralık devlet desteğinin yeterli olmadığını belirtti. Eyüboğlu, Türkiye’deki asgari ücret düzeyi, satın alma gücüne göre 16 Avrupa ülkesinin üzerinde. Türkiye’nin ticaretteki direkt rakibi Çek Cumhuriyeti, Polonya, gibi ülkelerin de üzerinde ve rekabetçilikte zorlandığımızı görüyorum” diye konuştu. Eyüboğlu, Eurostat verilerinde satınalma gücü paritesine göre Türkiye’de asgari ücretin aylık 947 Euro olduğunu belirterek, Türkiye’den yatırım çeken ülkelerin başında gelen Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya göre oldukça yüksek olduğunu söyledi.

‘1 YILLA SINIRLAMA YANLIŞ’

İşgücü maliyet kalemleri içerisinde sadece asgari ücret değil SGK primleri, yakacak yardımı, toplu iş sözleşmesi varsa başka ek ödemeler gibi yüklerin de olduğuna dikkat çeken Eyüboğlu, şöyle konuştu: “Tabii devlet desteğinin açıklanması olumlu ama birincisi süresinin olması (sadece 2016 için), ikincisi de yüzde 30’luk artışa karşılık işverene maliyete bakıldığında 1.932 liralık maliyet yükü var. Toplu sözleşme uygulayan yan hakları da verenlere bakıldığında 3.532 liralık bir yükten bahsediyoruz. Çalışan gelirine bakarken, işveren ödediği kısmına bakıyor. Böyle bakınca devlet desteği toplam yük içerisinde cüzi bir kısmı karşılıyor. Verimliliği artırmaya çalışırken rekabet gücümüzü artırmanın yolunu bulmalıyız. Rekabet ettiğimiz ülkelerle eşit şartlarda mücadele etmek istiyoruz.”

‘HERKES YARARLANAMIYOR’

Eyüboğlu ayrıca “Üye işveren sendikalarımızın bir kısmında asgari ücret desteğinden yararlananların oranı yüzde 70-80 iken bir kısmında ise ancak yüzde 30-40’ta kalıyor. Uzun vadede bu işyerlerinin de destekten yararlandırılmasını istiyoruz” dedi.

“SGK primlerinin yüksek olduğu düşüncesindeyiz” diyen Eyüboğlu, istihdamdaki vergi yükünde, Türkiye’nin yüzde 36.8’lik oranla OECD ortalamasının yaklaşık 9 puan üzerinde olduğunu, bunu oluşturan kalemleri aşağı çekmek gerektiğini vurguladı.

'GAN'I ÖNEMSİYORUZ, 29 ŞİRKETE ULAŞTIK'

Küresel İşbaşında Eğitim Ağı (GAN) projesine Türkiye’den katılımın 29 şirkete ulaştığını belirten Eyüboğlu, “Edgar Dale’in bir çalışması var. İnsanlar duyduklarının yüzde 10’unu, gördüklerinin yüzde 20’sini, yazdıklarının yüzde 30’unu yaptıklarının ise yüzde 90’ını hatırlıyorlar. Beceri setini çalışanınızın edinmesini istiyorsunuz. İşveren ihtiyaç duyduğu alanlarda çalışanını eğitmeyi sağlıyor. 1782 kişi işbaşında eğitim fırsatından yararlanmış, 551’i de istihdam edilmiş daha 29 şirket yeni kuruldu. İŞKUR’a da teşekkür ediyoruz. Doğru yolda ilerliyoruz” diye konuştu.

'SURİYELİ ÇALIŞTIRIRIZ AMA MESLEKLERİNİ VE EĞİTİMLERİNİ BİLMEMİZ GEREKLİ'

Yağız Eyüboğlu, Suriyeli mültecilerin işgücü maliyetini düşüreceği ve işgücü piyasasını olumlu etkileyeceği yönündeki görüşlere cevap verdi. “İhtiyaç olan alanlarda Suriyeliler çalıştırılabilmeli. Kendi vatandaşlarımızın çalışmayı arzu etmediği sektörler varsa bu kişilerden yararlanılabilir. Suriyeliler konusunda önemli bir rapor yayınladık. Hacettepe Üniversitesi koordinasyonuyla. Bazı rakamlara göre 2.7 milyon Suriyeli olduğunu biliyoruz. Bilinmeyen nokta yüzde 52’sinin 18 yaş altında olduğu, 600 binden fazlasının okul çağında, 150 bininin Türkiye’de doğduğu bilinmiyor. Yarıya yakını da 18 yaşın altında” diyen Eyüboğlu, eğitim, yetkinlik, meslekleri konusunda bilgileri olmadığını söyledi. Eyüboğlu “Hangi dilleri konuşuyorlar Türkçe bilen kaç kişi hangi mesleklere yatkınlar ve kalifiyeler. Bilmemiz lazım. Yerel yönetimlere daha fazla inisiyatif verilmeli” diye konuştu.

'ZATEN VERGİ VERECEK, İTİBAR SOSYAL SORUMLULUKTA'

20. yüzyılda şirketlerin itibar kriterlerinin istihdam, vergi, büyüklüğü olduğuna dikkat çeken Eyüboğlu, “21. yüzyılda kriterler değişti. Şirket büyükse zaten vergi ödeyecek, bunun yerini topluma ne verdiğine ilişkin kurumsal sosyal sorumluluk projeleri aldı. 30 bin kişilik bir araştırma 60 ülkede yapıldı. Çalışanların yüzde 67’si kurumsal sosyal sorumluluk projesi yürüten şirketlerde çalışmak istiyor. Tüketicilerin yüzde 55’i bu şirketlerin ürünlerine daha fazla para vermeye hazır” dedi.