Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Aslı ŞAFAK/GAZETE HABERTÜRK

Yaz geldi ama Türkiye’ye giren turist azaldı. Bu durum, turizm gelirlerini doğrudan etkilediği için cari açığa yansıdı. Petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açığın kapanmasına yararı, turizmin negatif etkisiyle hafifledi.

Yani “İnek suyu içti, dağa kaçtı, yandı bitti kül oldu” durumu.

Allah’tan bizde yanıp biten bir turizm sektörü yok. Ama zorda.

Yayınlarımızda ne zaman bu konuyu işlesek, sizlerden gelen mesajlar hep, “Otelciler yerliye yüksek fiyat çekti, bizi hiçe saydı, yabancıya oynadı. Şimdi biz de onlara üzülmüyoruz” şeklinde.



Bir barış çubuğu gerekir mi?

Bloomberg HT’de her salı yayınlanan Aile Akademisi’nde bunu irdelemek için Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu ile birlikteydik.

Önce genel resmi çiziyor Sadi Hoca: “Turizm sektörünün dünyadaki büyüklüğü yıllık 7.2 trilyon dolar. Bu rakam dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 10’una denk geliyor. Türkiye’de yerli turist yıllık yaklaşık 25 milyar TL harcıyor. Bunun 1.7 milyat TL’si, yani yüzde 5’i paket turlara harcanıyor. Ülkemizde 71 milyon 251 yerli turist seyahat ediyor. Bunun yüzde 70’e yakını tatil denince memlekete, akrabalarının yanına gitmeyi anlıyor. Yüzde 20’ye yakını gezi ve eğlence amaçlı tatile gidiyor. Yüzde 6.6 ise sağlık turizmi yapıyor.”



‘ESNAF HERKESE TEK FİYAT UYGULAMALI’

“Hal böyleyken yerli turisti turizmciyle barıştırmak şart oldu. Bu mümkün mü?” diye soruyorum.

Prof. Dr. Uzunoğlu, bir anekdotla başlıyor yanıtına.

“Geçenlerde otelci bir arkadaşıma, durumun bu noktaya gelmesini nasıl yorumladığını sordum. Çok net, yerliyi de yabancıyı da kazıkladıklarını ve şimdi bunların faturasını ödediklerini söyledi. Tatilci kitle turizmciye küs. Çünkü işletmeler yıllarca yerli ve yabancıya farklı davrandı. Dünyada birçok yerde, yiyeceğiniz yemeğe, bineceğiniz taksiye ne kadar ödeyeceğinizi bilirsiniz. Ülkemizde bilemiyorsunuz. Aynı sorun alışverişte de geçerli. 10 bin dolarlık halıyı 30 bin Euro’ya satanlar var. Turizm sektörüne acilen kurumsallık ve fair trade yani adil ticaret gelmeli. Taksiciden esnafa herkes tek fiyat uygulamalı. Kaliteli hizmet de sürdürülebilir olmalı.”



TATİL BÜTÇESİNİ NASIL YAPACAĞIZ?

Peki bu kadar belirsizlik varken, işin bize düşen kısmını yani tatil bütçesini nasıl oluşturmalıyız?

Sadi Hoca anlatıyor: ”Önce ne kadar paramız olduğuna ve tatile ne kadar ayırabileceğimize bakacağız. O paraya uygun sezonu seçmek önemli. Yani temmuz ve ağustos ayları pahalıdır. O zaman haziran ve eylüle bakmak lazım. Neyle gideceğimiz de önemli. Ulaşım aracını da bütçemize göre seçmeliyiz. Planlı olmalı ve erken rezervasyon yaptırmalıyız. İzin alacağımız dönemi önceden seçemiyorsak otellerin internet sitelerinden erken rezervasyon yaptırmalıyız. Olur da izin alamazsak 2 gün öncesine kadar iptal edebilme hakkımız olur.”



TESİSLERİN DOLULUK ORABNI DÜŞTÜ

Sadece seyirciden gelen mesajlardan değil, turistik tesislerin doluluk oranlarından da yerli turistin otelcilere küstüğünü anlayabiliyoruz. Mesela daha dün gelen STR verilerine göre sadece İstanbul’daki otellerin doluluk oranı nisanda yüzde 50.3’e geriledi. Yani geçen yılın nisan ayına göre doluluk yüzde 32 düştü. İstanbul Avrupa kentleri arasında en büyük düşüşü yaşayan destinasyon oldu.