Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Konumuz; G.Saray’ın Finansal Fair Play (FFP) kriterleri nedeniyle alması muhtemel Avrupa yasağı.. ‘UEFA Sopası’ yani..

Kendi adıma şaşırmadım. Aslında bu yazı birkaç konu başlığı içeriyor. Ama yazının asıl öznesi elbette ‘Liseci Kıraç Taifesi.’ Oralara geleceğiz.

Şimdi diğer konu başlıklarını açayım; Sadece ben konuyla ilgili 12 tane yazı yazmışım; durum riskli demişim. Meriç Müldür, sorunlu bedelli sermaye artırımı başta; en az 10 yazı yazmış. Yavuz Semerci ekonomi sayfalarında bas bas bağırmış. Bu konuda kamuoyu adına bilgilendirme işlevini HABERTÜRK Gazetesi sonuna kadar yapmış. Bağıra bağıra gelen UEFA Sopası’nı anlatmışız. Hatta 4 Nisan 2014’te “UEFA Sopası G.Saray’a iner mi?” başlığını kullanmışım.. Bu yazıların birçoğu G.Saraylı Fatih Altaylı yayın yönetmeni iken yazılmış. Hani bize talimat verdiği öne sürülen; Fener aleyhine görünen bir şey yazdığımızda da, Aysal dönemi ekonomik saçmalıklarını yazdığımızda da bize emir vererek yazılar yazdırıldığı iddia edilen dönemde!! 11 senedir içinde bulunduğum spor medyasında açıkçası spor yazarı olarak ne patronajımdan ne de bugüne kadar çalıştığım Genel Yayın Yönetmenleri’nden tek bir talimat almamanın mutluluğu ve huzurunu yaşadığımı açık yüreklilikle söyleme zamanı geldi. Altaylı da, kaptanımız Halil Özer de fikirlerimize, bilgilerimize hep güvendi. Maalesef dediklerimiz çıktı. Büyük bir içtenlikle ve samimiyetle çok üzüldüm. Üzüntüm Duygun Yarsuvat ve Dursun Özbek adına. Bu iki isim de acımasızca soyulan kulüplerini düzlüğe çıkarmak için çırpındılar, çırpınıyorlar. Eminim hırslı ve başarılı bir iş adamı olan Özbek, bu durumu kulüp lehine çevirecektir. Yeter ki yıpratılmasın. Gelelim ikinci konuya. G.Saray medyası kendini iyiden iyiye sorgulamalı. Durumun böyle olacağı belliyken; 2013’ten itibaren tehlike yakınlaşırken “G.Saray maddi olarak böyle uçtu”; “şöyle kaçtı”; “koltuklarda yer kalmadı” gibisinden” tamamen üfürme; halka arz öncesi hisseleri şişirme amaçlı haberleri hiç çekinmeden spor servislerine sundular. Birkaçı hariç köşelerinde ekonomik durumla ilgili analizlere yer vermediler. Bile bile İbrahimoviç komplosunu ısıttıkça ısıttılar. Çünkü 2 odak noktaları vardı:

A- Fener’e UEFA ne ceza verecek?

B- Seneye kimi transfer edeceğiz?

‘Gelen son’u yazmak bizlere düştü. Ama konunun öznesi Liseci Kıraç Taifesi.. Ünal Aysal’ı kulübün başına geçiren, “100 milyon dolar verecek” deyip çırak çıkan; o dönemlerde belki de ilk kez TV’lere canlı bağlanıp açık açık oy isteyen İnan Kıraç ve taifesi şimdi 2 yeni oyunu sahneye koydu. G.Saray medyası hemen “Fener’in borcu 1 milyarı aştı...” haberlerini servisledi. İkincisi ve en önemlisi “Artık geçmişi bırakalım. Önümüze bakıp çözüm üretelim” fikriyatı öne çıktı. Sadece ve sadece “Benimki de dahil son 10 yıl araştırılsın” dediği için Adnan Polat’ı aforoz eden; “Araştıralım” diyen Dursun Özbek’e kongre baskısı başlatan; İşbecer’i asmak için darağaçları hazırlayan bu ekip; şimdiden ”Aman eski defterler açılmasın.” derdinde... Hala Aysal’larını koruma derdindeler. Kim bilir neden korkuyorlar? Ama G.Saray’ı saran bu ateş üfleyerek sönmez. Önünde sonunda gerçekler ortaya çıkacaktır.

NOT: Fener’in borcu medyaya sızdığından daha da fazladır. Ama Fener’e FFP Sopası inmez.. Sebebi haftaya bu köşede..

TÜRKİYE’YE BAŞSAĞLIĞI
Türkiye adına büyük bir kayıp olarak gördüğüm Sayın Mustafa Koç’un vefatı nedeniyle ailesine ve Koç Topluluğu’na başsağlığı dilerim...