Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK SPOR | SERDAR ALİ ÇELİKLER

Geçen hafta G.Saray’ın neden ve hangi gerekçelerle Finansal Fair Play cezasının kapısında olduğunu anlatmaya çalışmış, en sona ”Fener’in borcu G.Saray medyasının yansıttığından belki daha da fazladır ama Fener’e FFP cezası gelmez” yazmıştım.

İşte bu yazı bunun gerekçesini anlatıyor. Öncelikle; “UEFA, FFP ile ne istiyor” sorusuna yanıt verelim. FFP diyor ki futbol harcamalarını futbol gelirleri ile yapmalısın. Ahmet-Mehmet gelip tüm borcunu kapatsa da kabul etmem. Ya da futbol dışı gelirlerini saymam. (G.Saray Ada’sı kirası misal) Futbol geliri ile giderin başa baş (Break Even dedikleri) olacak. Sana da bir miktar tolerans tanırım. (G.Saray’a ‘10 milyon Euro zararı tolere ederim’ dedikleri gibi.)

Gelelim Fener’in durumuna.. Nisan 2015’te ”Fener 6 ayda borçsuz olur, ya G.Saray?” başlığıyla bir yazı yazmıştım. Yenileyelim: UEFA başa baş kriterlerini tutturamayan kulüplerle anlaşma imzalıyor. G.Saray’ın imzaladığı anlaşma bu sene sona erdi, Beşiktaş’ınki de 2018-19 sezonunda sona erecek. Yani F.Bahçe’nin önünde henüz en az 2, en çok 4 yılı var.

İzlemeye girmeden önceki F.Bahçe ile şimdiki F.Bahçe arasında farklar var. Öncelikle geçmişte ‘0’ olan Stat İsim Hakkı’ndan yıllık 9 milyon Dolar (Yaklaşık 27 milyon TL) kasaya girmeye başladı. Kulüp, 3 sezon zaten Avrupa’ya gidemedi. Ama önümüzdeki dönemde Avrupa gelirleri, buna bağlı sponsor ve kombine etkisi ile girdileri artacak. Hele Şampiyonlar Ligi olursa ciddi bir girdi kalemi daha oluşacak. Biz ortalama 50 milyon TL diyelim bu rakama. Ama en önemlisi diğer kulüplerde olmayan bir kurşunu var F.Bahçe’nin... Kulübün yaklaşık 300 milyon TL daha hisse satma hakkı var. G.Saray sorunlu 2; Beşiktaş kurallara uygun 1 bedelli sermaye artırımı yaptı. Fener bu işe şimdi giriyor. 1 Milyon Üye Projesi’yle gelen 140 milyon lira ile sermaye artırımı yapacak. Öncesinde hisse de satarsa 500 milyon lira kasaya girer. Fenerium’un da halka arzından 280 milyon TL bekleniyor. 150 milyon TL geldiğini varsayalım. Toplamda kasaya giren yaklaşık 650 milyon TL ile Sportif A.Ş.’nin borçları sıfırlanır, üste para kalır. (Şirketin finansal borcu 518 milyon lira) Doğal olarak yıllık 100 milyon liralık faiz yükü biter.

Sadece hisse satışı + bedelli sermaye artırımı + Fenerium’un halka arzından gelen para ile Sportif A.Ş.’nin borcunun sıfırlanması ve yıllık 100 milyon liralık faiz giderinden kurtulunması büyük rahatlıktır. Buna Avrupa’dan gelen para ile ilave sponsorlukları koyarsanız Futbol A.Ş. sonraki 3. sezonda kar bile açıklar. Bir yılda gelirlerini yüzde 96 artırabilen bir potansiyelin ‘doğru yönetildiği takdirde’ gelir yaratma konusunda sıkıntısı olmayacağı aşikardır.

Yarın Aziz Bey; “Fenerbahçe FFP’den ceza alacak. Bu sene Fenerium ve kombineye yüklenin” dese, cirolar ikiye katlanır. 3 Temmuz’da katlandığı gibi. Haa ”Şirket borcu sıfırlandı diyelim. Dernek borcu ne olacak?” diye soranlar olacaktır. Derneğin borçları, bazı gelirlerin şirketten aktarılması ile oluşur. Örneğin F.Bahçe’de şirket; stat gelirini derneğe borç verir. Böylece dernek şirketine borçlanmış olur.. Şirket borçsuz olursa dernek de borçlanmayı bitirir.

Öte yandan F.Bahçe’nin maddi olmayan duran varlıklar adı altında gösterdiği varlıklarının büyük bir kısmı UEFA’nın kabul ettiği sportif amaçlı yatırımlar şeklinde. Gölbaşı Otel gibi, Topuk Yaylası gibi... Ataşehir’deki salonun kullanım hakkı gibi.. Kulüp bunları A.Ş.’ye devredebilir.. Ya da satıp parasını şirkete aktarabilir. Yani demem o ki Fener doğru yönetilirse banka borçlarını sıfırlayıp faiz yükünden kurtulur. 1.5 yıl sonraki yayın ihalesinden en yüksek parayı alır. Şirketi kara geçirir. Ama bunları ‘kurşun atarak’ yapabilir. Bir daha bu kadar borçlanırsa atacak kurşunu azalır. İş o ki bir daha bu kadar borçlanma yapılmasın. Onun için de gerek şart futbol takımında harcama=verimlilik oranında doğru yönetimdir. Yani 3 yılda 91.5 milyon Euro sadece bonservise döküp 1 şampiyonluk alabilen Aykut Kocaman dönemine benzer bir dönem daha yaşamamak; İsmail Kartal ile de ‘şampiyon olurum’ sanmamak lazımdır. Özetle; bir daha bu kadar borçlanmamanın yolu, futbolu da beton kadar bildiğini zannetmemektir.