-5.5 yıl önce göreve geldiniz. Bu dönem Türk ekonomisi açısından pek kolay olmadı. Şu anki işinizi bir yük olarak mı ayrıcalık olarak mı görüyorsunuz?

Türkiye benim için iş yapma açısından çok heyecan verici bir yer. Burada Brezilyalı olduğumu belirtmek zorundayım. Brezilya ve Türkiye arasında önemli benzerlikler görüyorum. İki gelişmekte olan ülke ve ikisi de önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu fırsatlar yanında benim ‘yoğunluk’ dediğim şeyi de beraberinde getiriyor. Bu ‘yoğunluk’ hem makro hem de mikro ekonomik düzeyde görülüyor. Şunu söylemeliyim ki Türkiye harika makroekonomik göstergelere sahip. Anneme açıklamam gerekse konuyu şöyle derdim: Türkiye büyük bir ülke. Çalışmayı seven genç nüfusu ve büyüme hırsı var. Bu da bir ‘yoğunluk’ getiriyor. Herşey çok hızlı ilerliyor. Sık sık ‘Türkiye’de belki bugün bile geçtir’ diyorum. Bu tarz ekonomilerde önden planlama yapmanız gerekiyor. Plan A’nız ve Plan B’niz olması gerekiyor. Ekonomideki değişime adapte olmak için esnek olmanız gerekiyor. 

-Bu yorucu olmalı?

Yorucu ama ben çok eğleniyorum. Brezilya’daki ailemle konuştuğumda bana ‘Özüne döndün’ diyorlar. Daha önceden 13 yıl Avrupa’daydım.

-’Özüne dönmekten’ tam olarak kasıtları nedir?

Brezilyalılar olarak biz ilerlemeye sonra gerilemeye, esnek olmaya, farklı planlar yapmaya alışkınız. Tabii benim için en önemli konu Türkiye’nin güçlü makroekonomik göstergeleridir. 

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE YAŞANIYOR

-Peki ya ekonomide son 2-3 yılda yaşanan sıkıntılar?

Özellikle geçen sene dolardaki yükseliş gibi sıkıntılar gelişmekte olan ülkelerde birkaç yılda bir yaşanıyor. Bir iş insanı olarak sorunlara reaksiyon göstermemeli, sorunlara hazırlıklı olmalısınız. Ben bir soruna bakınca bunu nasıl fırsata çevirebileceğimizi düşünüyorum. Benim işim bu. Bence Türkiye yaşanan kur krizine olumlu bir tepki gösterdi. Büyük bir ekonominiz var ve makroekonomik olarak sağlıklı bir pozisyondan geliyorsunuz. Rezervler veya faiz oranları gibi araçlarla hala ekonomiyi dengeleme şansınız bulunuyor. Buna karşın benim de yakından bildiğim diğer ülkelerin ellerinde çok fazla araç kalmamış durumda. Türk ekonomisinin büyüklüğü ve kompozisyonu diğer ülkelere oranla sıkıntılardan daha kolay kurtulmasını sağlıyor. İlk sorunuza dönecek olursak bence bu iş bir ayrıcalık. 

-Geleceğe de gayet olumlu bakıyorsunuz…

Kariyerimde birçok kriz gördüm farklı ülkelerde. Türkiye’nin bir felefesi var: ‘Devam, devam devam. İlerleyelim ve sorunları çözelim.’ Türkiye diğer ülkelere göre daha aksiyon odaklı. Hissedarları yurtdışında olsa da bir Türk şirketinde çalışmaktan onur duyuyorum.

TÜRKİYE’YE KISA VADELİ BAKMIYORUZ

-Hissedarlarınızdan konu açılmışken. Onların Türkiye’ye yöneliK bir endişeleri var mı? İşler Londra’dan nasıl görünüyor?

Her yerin kendi zorlukları var. Avrupa örneğin Brexit’le uğraşıyor. Bizim sektörde yatırımlara uzun vadeli bakılıyor. Biz son 106 yıldır Türkiye’deyiz. Bu pozitif döngüleri ve kriz döngülerini anlamaya yetecek bir zaman. Genel olarak Türkiye BP için müthiş bir pazar. Endişeli miyiz? Hayır. Ekonomiyle ilgili pozitif işaretler görüyoruz. Dediğim gibi kısa vadeli bakmıyoruz buraya. 

-Yakın zamanda Socar ile Aliağa’da bir petrokimya tesisi kurmak üzere işbirliğine gittiniz. Bu projenin detaylarını paylaşabilir misiniz? 

Bu projeden çok memnunuz. Proje, petrokimya endüstrisini Türkiye’ye BP’nin sağladığı harika bir teknolojiyle getiriyor. Sağlam bir ortağımız var. Bu Çin dışındaki en büyük petrokimya tesisimiz olacak. Yılda 1.3 milyon ton PTA üretecek. Bu plastiklerde her yerde kullanılan bir ürün. Üretimin bir kısmı da ihraç edilecek. 2-3 yıl içinde inşaatına başlanacak. Proje için 1 milyar dolarlık yatırım yapılacak. 

YENİ İŞ ALANLARINA SENEDE 1 MİLYAR DOLAR

-Türkiye’deki zorluklardan bahsettik ancak dünyada sizin sektörünüzü zorlayacak teknolojik gelişmeler de yaşanıyor. Bunların başında araçların elektrikli hale gelmesi geliyor. Bazıları bu durumun benzin istasyonlarının sonunu getireceğini iddia ediyor. Bu iddialara cevabınız nedir?  

Aslında dünya için daha büyük sorun var. Ülke ekonomileri büyüyor, gelişiyor, zenginleşiyor. Bu büyümenin enerjiyle desteklenmesi gerekiyor. Dünya ekonomisi yılda yüzde 2-3 büyüyor. Bu gelecekte çok fazla enerji üretmeniz gerekeceği anlamına geliyor. Ancak diğer tarafta Paris Anlaşması var. Anlaşmaya göre karbondioksit emisyonunu azaltmanız gerekiyor. Hem ekonomik olarak büyüyüp hem de bunu nasıl başarabilirsiniz? Biz bu sorunu çok ciddiye alıyoruz ve bunun için bir reçete hazırladık. 3 adımlı bir reçete. Karbondioksiti azalt, ürünlerini geliştir ve yeni iş alanları yarat….

-Bir şirket olarak bunları yaparken kâr etmeniz de gerekiyor…..

Kesinlikle. Rafineler ve hatlarımızda karbondioksit emisyonumuz düşürüyoruz. Karbondioksit depolama projeleri üzerinde çalışıyoruz. Ürünlerimizi geliştiriyoruz. Ürünlerimiz kullanıldığında daha az emisyon salgılaması için çabalıyoruz. Bunun yanında bahsettiğim yeni iş alanlarına senede 1 milyar dolar harcıyoruz. Bu yeni işler rüzgar veya güneş enerjisi olabilir, elektrikli araçlarla ilgili şeyler de olabilir. 

GELENEKSEL PETROL ŞİRKETİNDEN ENERJİ ŞİRKETİNE….

-Elektrikli araçların yükselişi sebebiyle tehdit altında hissediyor musunuz?

Çok açık olacağım. Bence bu yakıt satma şeklimizi değiştirecek. Biz elektrikli araçların otonom olacağını düşünüyoruz. Sahiplik olmayacak. Yani araç paylaşılacak. Biz geleneksel bir petrol şirketinde insanlara mobilite, ısınma ve elektrik sağlayan bir enerji şirketine dönüşüyoruz. Gelecekte dünya ekonomisi yüzde 50-55 oranında gaz ve petrole bağımlı olmaya devam edecek. 

ENERJİ KAHVEDEN DE GELEBİLİR

Petrol ve gaza ihtiyaç duyulmaya devam edecek. Perakende tarafında değişmemiz gerekiyor çünkü müşterilerimiz değişecek. Biz benzin veya motorin değil enerji satıyoruz. Bu enerji benzinden veya elektrikten gelebilir. Hatta günlük rutininiz içerisinde kahve ve yemekten bile gelebilir.  Bu kapsamda İngiltere’nin en büyük elektrikli araç ağı Chargemaster’ı satın aldık. 6 bin 500 noktada aracınızı şarj edebiliyorsunuz. Bunun yanında hızlı şarj imkanı sağlayan piller geliştiren bir şirkete de yatırım yaptık. Bunun yanında araç üreticileriyle de sürekli konuşuyoruz. Şarj noktalarınız olmalı ve hızlı şarj edebilmeniz lazım. Günlük hayatınızda durup 1 saat arabanızı şarj edemezsiniz. Şu anda bence müşterilerin ihtiyaçlarına cevap verecek bir birleşime sahibiz.

-Evinizde arabanıza benzin koyamazsınız ancak arabanızı şarj edebilirsiniz. Tüketiciler neden BP’ye gelmeye devam edecek?

Bu dünyada insanlar sürekli hareket halinde. Sürekli evde olmuyorsunuz. Tüm bu yolu kaldıracak bir pil teknolojisi bulunmuyor. Arabanızı yolda şarj etmeniz gerekiyor. Tabii kendinizi de şarj etmelisiniz. 

-Ne demek istiyorsunuz?

Yemek ve suyla mesela. Benzin aldığınız veya arabanızı şarj ettiğiniz yerde rahatlatıcı bir ortamda yemek yiyebilirsiniz. 

-Bunlar için benzin istasyonlarının geliştirilmesi gerekiyor. Bu da büyük bir yatırım yapılması anlamına geliyor…

Mesela cep telefonlarına bakalım. Her yeni teknoloji için yeni antenler ve cihazlar gerekiyor. Altyapıyı geliştirmeniz gerekiyor. Aynısı elektrikli araçlarda da yaşanacak. Şu an daha bu teknolojinin başındayız. Bence bu bir evrim, devrim değil. Trend o yönde ancak gelişim hızı sandığımız kadar yüksek değil. BP olarak bu konuda çok aktifiz. Çin’de ve İngiltere’de sadece elektrikli araçlara hizmet veren istasyonlarımız var. 

FOSİL YAKITLARIN KALİTESİNİ ARTIRIYORUZ

-Bunlar deneme amaçlı mı yoksa talep var mı?

Talep var. Elektrikli araçların şu andaki payı yüzde 1. 2040’a kadar bunun yüzde 15’e ulaşacağını düşünüyoruz. Biz o zaman hazır olacağız. Dediğimi gibi bu bir evrim ve BP olarak bu evrimin parçası olmak istiyoruz. Bu esnada daha iyi yakıtlar geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlar için geliştirdiğimiz yakıtlar (benzin-motorin) artık daha verimli ve çevreyi daha az kirletiyor. Bu yüzden BP’nin büyük Ar-Ge tesisleri var. Müşterilerimize en iyi ürünle hizmet vermek istiyoruz. Bir yandan elektrikli araçlar için çalışırken diğer yandan dünyayı daha sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyoruz. Fosil yakıtların kalitesini artırıyoruz. 

AYNI YAKITLA DAHA UZUN MESAFE

-Yakıtların kalitesi önemli ancak müşteriler bunun ne kadar farkında?

Bir müşteri daha iyi bir yakıt için para verip sonra da geri geliyorsa ikna olmuştur. BP olarak yakıtımızla daha uzun yol gidebileceğimizi iddia ediyoruz. Özellikle uzun mesafe sürüş yapanlar kalite farkını hissediyor. Mesele sadece verimlilik değil. Aynı litreyle daha fazla yol gidebildiğiniz için cebiniz için de iyi. Ayrıca kaliteli yakıt ateşleme bobininde daha az tortu bırakıyor.  Bu tortu biriktikçe motorun verimi de düşüyor. Müşteri daha iyi bir performans görüyor. Orta vadede de bakım masrafı düşüyor. BP’nin sunduğu fark budur.