Manchester City'nin 10 yıllık dönüşümü
İngiltere'nin Manchester şehrindeki Manchester City, 2008 yılından önce birçoklarının kaale almadığı bir kulüptü. Birleşik Arap Emirlikleri sermayesiyle büyük bir değişim geçiren Manchester City, yaptığı yıldız transferleriyle gündeme gelse de yaşadığı değişim bundan çok daha fazlası. Geçen sezon rekor üzerine rekor kırarak şampiyonluğa ulaşan Manchester City'nin geçirdiği dönüşümü, Pep Guardiola dönemine ise ayrı bir parantez açarak derledik
Mayıs 2009’daki El Clasico’da Lionel Messi’yi ikinci kez “sahte 9” oynatması, belki de şu ana kadarki en büyük buluşu. Maçtan bir gece önce Arjantinli oyuncuyu Camp Nou’daki ofisine çağıran Pep, saha içinde tam olarak hangi bölgeleri kullanması gerektiğini anlattı.
Üçlü savunmaya geçişinin ardında yatan amaç da rakibe sayısal üstünlük sağlamak. Barça’da Gerard Pique oyunu geriden kurup savunma ile orta saha arasındaki hatları bağlarken, Bayern’de bu görev genelde Jerome Boateng’e aitti. “Yenilikçi biri değilim” diyor Pep. “Sadece fikir çalmayı seven bir hırsızım!” Zaten futbol anlayışında Cruyff’un Barcelona’sı ile Louis van Gaal’in Ajax’ının etkilerini görmemek imkansız; ki bunu kendisi de şöyle özetliyor: “Kusursuza erişme potansiyelleri yüksekti. Herkese futbol dersi verdiler.” Bunu görmek başlı başına bir meziyetten, Pep bu iki fikirden harika bir harman ortaya çıkardı.
BESLENMEYİ CİDDİYE ALIYOR!
Üst düzey futbolcu olmak için buna yakışır şekilde beslenmelisiniz. Guardiola, Bayern’le çıktığı ilk antrenman sonrası oyunculara pasta ve kek verildiğini görünce derhal kulübün beslenme uzmanıyla bir toplantı ayarlamıştı. Artık oyunculara özel olarak hazırlanan menüyü yemek zorunluydu. Örneğin; Ağustos 2013’teki Nürnberg maçının ardından sadece dört oyuncunun bu programa uyduğunu görünce tepesi attı ve oyuncularına şöyle bağırdı: “Bir daha söylemeyeceğim! Hepiniz profesyonel futbolcusunuz ve sizin için hazırlanan programa uymalısınız. Bunu yapacağınız konusunda size sonuna kadar güveniyorum.”
Guardiola’nın aşırı romantik bir futbol adamı olduğunu sanmayın. Manchester City'den önceki yedi buçuk sezonda 21 kupa kazanan biri olarak elbette yarıştığı her organizasyonu ilk sırada bitirmek istiyor.
Tabii onun için daha önemlisi, güzel oynayarak kazanmak. Belki de bu yüzden Barcelona sonrası Bayern Münih’i tercih etti çünkü Jupp Heynckes’in bıraktığı takımı daha da mükemmelleştirmek istiyordu. Hatta Bayern’le imzalamadan önce Bundesliga’daki diğer takımların nasıl hücum ettiğini anlamak için detaylı analizler yaptı. Yine de video izleyerek, oyuncularla konuşarak, en ince detayı analiz ederek geçirdiği o vakitlerin, sahada galibiyet gelmediği sürece hiçbir anlamı olmayacak.
RUTİN TAKINTILARI VAR!
Pep hiçbir şeyi şansa bırakmaz. Her maça hazırlanırken sıkı sıkıya bağlandığı aynı rutinleri kullanır. Bu sayede en kritik maçlardan önce bile sakin kalmayı başarır. Guardiola ile yardımcısı Torrent, her maçtan iki gün önce rakipleri analiz eder, video izler ve maça kadar bir araya gelmemeye çalışırlar çünkü birbirlerinin fikirlerinden etkilenmek istemezler. Daha sonra Guardiola tek başına saatlerce uğraşıp bir maç planı hazırlar. Bazen mola verip oğlu Marius ve en büyük kızı Maria’ya fikir danışır.
Maçlardan önce üç kez konuşma yapar. İlki, maçtan bir gün önce video analizlerinin sonuçlarını antrenmanda oyuncularına anlatırken gelir. İkincisi, maç sabahı savunma ve hücumdaki duran toplara yöneliktir. Son olarak da maçtan 2 saat önce hücum stratejisini anlatır ve oyuncuları motive eder. Maçlardan önce kesinlikle soyunma odasına girmez çünkü oranın oyunculara özel bir mabet olduğunu düşünür.
Maç içindeki davranışlarına dair de belli rutinler söz konusu. Yaptığı el hareketleri ve oyuncularına seslenmesi, analiz uzmanı Planchart’ın yedek kulübesine data yollaması ve yardımcısı Torrent’in iPad aracılığıyla bunlara ulaşması, Pep için sıradan bir maç deneyimini özetler. Devre araları, Pep’in maç bitene kadar soyunma odasına indiği tek zaman.
En rahat olduğu dönem ise maç sonraları. Daha konuşkan, cana yakın ve oyuncularıyla şakalaşmayı seven bir profil sergilediği bu süreçte, genelde maçta gördüklerini insanlarla paylaşır. Hatta bazen maç stresini üzerinden attığında oyuncularıyla yemek yerken başkalarının tabağından yiyecek çaldığı bile olur! Bütün bu eğlence sonrası tabii ki istikamet yine antrenman tesisleri çünkü artık sıradaki maça hazırlanmaya başlamak gerek.
ÖZELEŞTİRİ YAPMAYI SEVER!
“Pep hiçbir zaman tatmin olmaz” diyordu, orta saha oyuncusu Thiago Alcantara. “Futboldan keyif almaz çünkü sürekli hata arayıp, onları düzeltmeye çalışır. Onu mutlu görmek çok zor çünkü o bir mükemmeliyetçi!” Çok az yenilgi yüzü gördüğünden olabilir ama mağlubiyet sonrası hiç kimse onun kadar üzülmez ya da suçluluk duygusu hissetmez.
Real Madrid’e 4-0 kaybettiği maç, belki de kariyerinin en büyük pişmanlığı çünkü rakibe karşı orta sahada sayısal çoğunluğa ulaşmalarını sağlayacak üçlü savunmadan vazgeçip dört forvetle sahaya çıkınca yenilgi de kaçınılmaz olmuştu. Maçın ardından o kadar üzgündü ki, tesislerdeki odasına kapanıp gece 2’ye kadar maçın videosunu analiz etti.
REKORLARLA DOLU ŞAMPİYONLUK!
Guardiola, Manchester City'deki ilk sezonuna iyi başlasa da kariyerinin ilk kupasız sezonunu geçirdi. Geçen sezon ise birçok rekoru barındıran Premier Lig şampiyonluğunu yaşadı ve İspanya ve Almanya'nın ardından İngiltere'de de lig şampiyonluğuna ulaştı.
Manchester United (1907-08 ve 2000-01) ile Everton'ın (1984-85) ardından ligin bitimine 5 hafta kala şampiyonluğa ulaşan üçüncü takım olan Manchester City, şubat ayındaki finalde Arsenal'i 3-0 yenerek Lig Kupası'nda da ipi göğüsledi.Premier Lig'deki toplam şampiyonluk sayısını 5'e çıkaran Manchester kentinin ekibi, son 4 yılda ikinci kez sezonu iki kupayla kapatma başarısını gösterdi.
İspanya ve Almanya'nın ardından İngiltere'de de zirveye çıkan 47 yaşındaki teknik adam, Avrupa futbol tarihinin en değerli teknik adamları arasına adını şimdiden yazdırdı. Teknik direktörlük kariyerinde görev aldığı 9 sezonun 7'sinde ligi zirvede bitiren Pep Guardiola, son başarısıyla İngiltere Premier Lig'de şampiyonluğa ulaşan ilk İspanyol teknik direktör oldu.
İspanya ve Almanya'da elde ettiği önemli başarıların ardından 2016'da Manchester City'ye imza atan İspanyol teknik adam, kupasız geçen ilk sezonun ardından kendisinden beklenen başarıları ikinci sezonunda yakaladı. Geçen sezon ligde 33 maçta sadece 2 yenilgi alarak şampiyonluğa ulaşan Manchester City, Guardiola yönetiminde birçok önemli rekora da imza attı.
Ligde üst üste 18 maçtan 3 puanla ayrılarak bu alanda lig rekorunu kıran Manchester City, deplasmanda ise üst üste 11 karşılaşmayı kazanarak bu alanda da Premier Lig rekorunu egale etti. Geçen sezon ligde 30, tüm kulvarlarda ise 28 maç üst üste kaybetmeyen Manchester kentinin temsilcisi, bu alanlarda ise kulüp rekoruna imza attı. Manchester City, geçen sezon Brighton ile oynadığı maçı 3-1 kazandı ve puanını 97'ye çıkararak Premier Lig'de bir sezonda en fazla puan rekorunu kırdı. Manchester ekibi ayrıca 105 gol ve 31 galibiyet rekorlarının da sahibi oldu.
Manchester City, teknik direktör Pep Guardiola'nın sözleşmesinin 2020-21 sezonu sonuna kadar uzatıldığını açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamaya göre, 2016 yazından bu yana takımın başında bulunan 47 yaşındaki Guardiola, kendisini 3 yıl daha Manchester City'ye bağlayan sözleşmeyi imzaladı.
SON 5 YILDA YÜZDE 44'LÜK GELİR ARTIŞI!
Manchester City, 2017-2018 sezonunda 500,5 milyon sterlinle rekor gelir elde etti. Kulüpten yapılan açıklamada, son 5 yılda yaşanan yüzde 44'lük artış sayesinde 2017-2018 sezonunda elde edilen gelirin 500,5 milyon sterline ulaştığı ve bu rakamın kulüp rekoru olarak kayıtlara geçtiği duyuruldu. Açıklamada, Premier Lig'in son şampiyonu Manchester City'nin geçen sezonu 10,4 milyon sterlin karla kapattığı da ifade edildi.