Genetik bilimi bezelye sayarak başladı
Gregor Mendel'in, 300.000 bezelyeyi tek tek saydığı deneyi genetiğin kökeni sayılıyor
Esas adı Johann olan Mendel, 1843’te o zamanlar Avusturya İmparatorluğu sınırlarındaki Brünn kentindeki St. Thomas Manastırı’a girer. Adını Gregor olarak değiştirir; 1847’de papazlığa yükseldi. Papazlığın yanı sıra Viyana Üniversitesi’nde de öğrenim gören Mendel, 1856-1863 tarihleri arasında manastırın bahçesine deney amacıyla 28.000 bezelye dikti.
Aynı dönemde canlıların kalıtsal değişiklikleri ve çevreye uyumlarını araştıran Evrim Teorisi’nin fikir babası Charles Darwin ise, Mendel’in bu araştırmasında henüz habersizdi. Mendel ve Darwin’in deneyleri daha sonra modern biyolojinin temelini oluşturdu. GENETİĞİN GİZLİ KALMIŞ FİKİR BABASI
Bugün genetikçilerin araştırmaları medyada önemli yer bulurken, ırsi kalıtsallık teorisini bulan Gregor Mendel’in genetik için yaptıkları sadece dar bir bilim çevresinde biliniyor. Genetik bilimi ise son 50 yılda, özellikle İngiliz bilim insanları James Watson ve Francis Crick’in DNA’nın çifte heliks yapısını keşfetmesiyle hızlı bir yükselişe geçti. DNA araştırmaları, 1865’te Mendel’in ortaya attığı ‘ırsi kalıtsallık’ sorunsalını konu ediniyor. MENDEL VE FRANKENSTEİN
Genetiğin en kapsamlı projesi olan İnsan Genom Araştırması, insanoğlunun Afrika’dan ilk çıkışından bu yana geçirdiği genetik değişimleri ortaya koyuyor. İnsanoğlu son 100.000 yılda Homo Sapien’den aldığı genetik mirasla bugün çok ırklı bir türe dönüştü. Son 15 yılda genetik alanında Mendel’in bezelye sayma deneyini gölgede bırakacak cinsten araştırmalar yapıldı;
Mendel’in bezelye saymasına kıyasla, Mary Shelly’nin Frankenstein romanını anımsatan bu deneyler etik ve ahlak sınırlarını da zorluyor, bilimin nereye gittiği temelinde tartışmaları alevlendiriyor. Bilim insanları genellikle deneylerin insanların iyiliğine ve yararına çalışmalar için yapılması gerektiğini vurgulasa da, kök hücre gibi gri bölgede kalan konular her zaman olacak.
BEZELYELER VE GENETİK
Bilim insanlarına göre genetik, giderek daha da Frankenstein projelere yönelecek, daha büyük projeleri daha geniş kapsamlı araştırmaları göze alacak. Genetik dendiği zaman popüler algıda, çocuğun ne renk gözle doğacağı sorunu akıllara geliyor. Halbuki genetiğin esas uğraş alanı kanser, şeker gibi hastalıklar, insan-doğa, insan-hayvan bağıntıları ve bunların insan sağlığına getirileri. Genetik alanındaki gelişmeler ayrıca insanın Hayat Ağacı’ndaki yerini de ortaya koyacak.
NTV