Ürettiği elektrikli süpürgeler ile bilinen İngiliz teknoloji şirketi Dyson, bir süredir üzerine çalıştığı elektrikli araç projesini askıya aldığının bildirdi.

Elektrikli otomobilini Singapur'da üretmesi beklenen şirketten yapılan açıklamada, projenin ticari bakımdan elverişli olmadığı gerekçesi ile durdurulduğu kaydedildi.

Kaynaklar, Dyson'ın yönetim kurulundan çıkan kararın, şirketin elektrikli araç projesinin yoğun sermaye gerektiren bir aşamaya gelmeden alındığına dikkat çekiyor.

 

Bir süre önce elektrikli otomobili için patent başvurusunda bulunan Dyson, 5 metre uzunluğundaki ve crossover gövde tipindeki aracını 2021 yılında Asya pazarında satışa çıkarmayı hedefliyordu.

İngiliz şirketin projeyi rafa kaldırması ile, 2.5 milyar poundluk bütçeyi ise diğer yeni teknolojilere aktaracağı bildiriliyor. Bu teknolojiler arasında ise, elektrikli otomobillerin bel kemiğini oluşturan lithium-ion bataryalara alternatif olması öngörülen solid-state bataryalar yer alıyor.

Henüz geliştirilme aşamasında olan solid-state bataryaların, elektrikli otomobillerin en büyük sorunlarından biri olan şarj süresini kısaltacağı açıklanıyor.

Dyson'ın radarındaki diğer teknolojiler ise yapay zeka, sensor sistemleri ve robotik olarak öne öne çıkıyor.

 

90 MİLYAR DOLAR HARCADILAR

Geleneksel otomobil üreticilerinin yanı sıra, tüm dünyada ortaya çıkan irili ufaklı firmaların elektrikli otomobil geliştirme çalışmalarına milyarlarca dolarlık bütçe ayırdığı sır değil.

Öyle ki, bugüne kadar elektrikli otomobil geliştirmek çin toplam harcanan paranın büyüklüğü 90 milyar dolar olarak açıklanıyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde ise bu tutarın 300 milyar doları bulması bekleniyor.

Özellikle Çinli elektrikli otomobil girişimleri Nio ve Byton ile pazarda söz sahibi firmalardan ABD'li üretici Tesla, söz konusu harcamaları yapan üreticilerin ilk sıralarında yer alıyor.

 

2015'teki dizel skandalının baş aktörü olan Volkswagen ise, elektrikli otomobiller için en çok Ar-Ge harcaması yapan geleneksel otomotiv firmalarının başında geliyor.

Öte yandan, günümüzde fiyatları içten yanmalı modellere göre daha pahalı olan elektrikli otomobilleri kitlelere yaymak için de çeşitli projeler geliştiriliyor.

Bu duruma örnek olarak, Volkswagen Beetle ve Golf'ten sonra tarihindeki üçüncü dönüm noktası olarak konumlandırdığı ID.3 modeli gösterilebilir.

PAZAR PAYI YÜZDE 2'NİN ALTINDA

Fakat, tüm bu çalışmalara rağmen yüzde yüz elektrikle çalışan otomobillerin küresel pazarda yüzde 1.7 paya sahip olması üreticilerin önündeki en büyük tehdit olarak karşımıza çıkıyor.

Avrupa yerel yönetimlerinin ve Çin'in dizel araçları şehir merkezlerinde yasaklamaya başlamasına rağmen, harcanan paranın satışlara yansımaması yüzünden üreticilerin mali tabloları olumsuz etkileniyor.

 

Ayrıca, KPMG raporuna göre, düşük karbon emisyonlu, çevre dostu hibrit ve elektrikli araçların daha çok tercih edilmesi üreticilere bu alanda fırsat sunarken, İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci (Brexit),küresel ticaretteki korumacı eğilimler ve rekabeti düzenleyen ve tüketici haklarını koruyan yasal gelişmelerin getirdiği yeni maliyetler üreticileri karşısında yer alan başlıca tehditler olarak sıralanıyor. 

Tüm bunlar alt alta konulduğunda, oyuncu sayısı yüzü geçen elektrikli otomobil pazarında yakın bir gelecekte konsolidasyon sürecinin yaşanmasının kaçınılmaz olduğu ve bunun sonucunda ise pazardaki üretici sayısının azalacağı görülüyor.

YERLİ OTO İÇİN DERS ALINMALI

Bu noktada, Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'nun (TOGG) geliştirdiği yerli otomobilin yüzde yüz elektrikli olmasının yeni fırsatlar yarattığını bilmek kadar, bir takım riskleri de taşıdığını hatırlamakta fayda var.

Çünkü, yakın bir geçmişe kadar tüm üreticilerin başlangıç çizgisinde olduğu elektrikli araç pazarında, markalar arasında yapılan işbirliklerinin de etkisiyle bazı üreticiler yavaş yavaş baş göstermeye başladı.

Bu yüzden, Dyson gibi bir devin bile pazardan neden çekildiğini doğru okumak, yerli otomobil için sürdürülebilir bir strateji geliştirmeye yardımcı olabilir.

 

Elektrikli araçlar için kırılma noktasının 2030 yılı olarak öngörüldüğü göz önüne alındığında ise, yerli otomobilin dünya pazarlarında kendini kanıtlaması için yeterli süre bulunduğu söyleyebiliriz.

Bugün dünyanın en önemli elektrikli otomobil üreticisi olan Tesla'nın 2003 yılında kurulduğunu ve şirkete bugünlerini yaşatan Elon Musk'ın ise 2008 yılında Tesla'nın başına geçtiğini unutmayalım.