Yeni nesil çiftçilik
Bu haftaki genç girişimciler söyleşisinde, çiftçiliği e-ticaretle birleştiren ve birçok ödüle layık görülen yeni nesil çiftçi, portakalbahcem.com kurucusu Mete Apaydın ile beraberiz.
Dünyayı etkisini alan koronavirüs salgınına karşı uzmanlar, bolca vitamin almamız konusunda tavsiyede bulunuyorlar. Dolayısıyla bu süreçte narenciyeye olan rağbet arttı. Birçok ürünü görüp, dokunup, koklayarak alan bizler bu salgın süresince alışveriş için bilgisayar başındaydık. Peki online aldığınız sebzelerin meyvelerin nerede ve nasıl yetiştiğini merak ediyor musunuz? Bu yazı merakınızı giderebilir.
Evet ben bir çiftçiyim. İlk, orta ve lise öğrenimimi Şişli Terakki lisesinde okudum. Işık Üniversitesi Endüstri Mühendisliğinden mezun oldum. Ben endüstri mühendisi bir çiftçiyim. Her ne kadar İstanbul’da eğitim gördüysem de tüm tatillerimi ve yazlarımı Finike’de geçirdim. İstanbul’daki eğitimimi tamamladıktan sonra en büyük hayalim Finike’ye geri dönmekti.
Bahçelerimiz dedemden bana miras. Ailem tarım sektöründe çiftçi olarak yaklaşık 100 yıldır faaliyet gösteriyor. Toprakla büyümüş biri olarak ben de bahçelerimizle ilgilenmeye başladım. Kariyer hedefimde hep aklımda bahçelerimizin başına geçmek vardı. Benim işim çiftçilik ve şu anda da en iyi bildiğim işi yapıyorum. Çiftçiliğimizle e-ticareti birleştirerek internet sitemizi kurdum.
Özellikle büyük şehirlerde doğal ve güvenilir tarım ürünleri bulmak maalesef zor olabiliyor. Ne yazık ki marketlerde ya da pazarlarda Finike portakalı diye satılan portakalların oldukça büyük bir kısmı Finike’den değil. Türkiye portakal üretiminin sadece %7 civarındaki tonajı Finike’den fakat pazarda satılan portakalların neredeyse %90 ı Finike diye satılıyor. Finike Portakalı Türk Patent Enstitüsü tarafından verilen Coğrafi İşaret Tescil Belgesine sahiptir ve ülkemizin önemli bir değeridir. Birçok kişi Finike portakalı diye farklı yörelerin portakallarını yedi ve lezzetinden memnun kalmadı.
Finike’ye geri döndükten sonra bahçelerimizdeki ürünleri İstanbul’daki arkadaşlarıma gönderiyordum, çok beğeniliyordu. Marketlerden satın aldıklarından çok daha lezzetli olduklarını söylüyorlardı. Ben de sulu ve kendine has aroması olan, bahçelerimizde özenle yetiştirdiğimiz gerçek Finike portakalını ve diğer lezzetlerimizi Türkiye’de her yere ulaştırmayı düşündüm.
Doğal ve güvenilir meyve tüketmek isteyen herkes hedef kitlemizde yer alıyor. Topraklarımızda tarım ilk pamuk ziraati ile başlamış. Sonrasında dedem, 70 -80 yıl önce pamuk tarlalarını sökerek yerine Rodos Adasından geldiği söylenen portakal fidanlarını dikerek narenciye üretimine başlamış. Bu zaman içerisinde portakal, limon, greyfurt ve mandalina cinslerinin üretimi yapmış. Yaklaşık 30 yıl önce nar üretimine başladık. Dedelerimizin yıllar önce yaptığı geleneksel satış şeklini değiştirerek günümüz teknolojisiyle birleştirerek ve çağımıza uyarlayarak bu lezzetli ürünleri tüm Türkiye’ye pazarlamayı amaçladım. Böylelikle ürünlerimizi tek bir bölge yerine, e-ticaret sitemiz üzerinden tüm Türkiye’ye ulaştırabiliyoruz.
Sezondaki meyveleri sipariş üzerine dalından topluyoruz ve hiçbir ek işleme tabi tutmadan kolilere yerleştirerek kargo ile gönderiyoruz. Kargonun teslim süresine de bağlı olarak 24 saat öncesinde dalında olan meyveler birçok müşterilerimizin sofrasına ertesi gün gelebiliyor.
Üzerinde hiçbir ek işleme tabi tutulmadan direkt dalından toplanan meyveyi tüketmek müşterilerimizi çok memnun ediyor. Tüm kış boyu narenciyesini sadece bizden alan birçok müşterimiz mevcut. Gerçek Finike portakalının tadına bakanlar bir daha başka portakal yiyemiyorlar. Finike’nin coğrafi konumu ve mikro kliması portakalın lezzetli yetişmesini sağlıyor.
Finike’nin 3 tarafı dağlarla çevrili ve güneyi denizdir. Dolayısıyla narenciye için gerekli olan Rutubet bu bölgede hapsoluyor. Toprağımız alüvyon toprak ve su kaynaklarımız ideal PH seviyesine. Finike portakalı kendine has aromaya ve rayihaya (kokuya) sahiptir. Minimum posalı, %50 nin üzerinde su oranına sahip tescilli bir portakaldır. 80mm çapındaki 1 adet portakaldan 1 bardak portakal suyu çıkar.
70 çeşit meyve yetiştiriyoruz. Dünya mutfağında yer alan Kaffir lime, limequat, limon havyarı gibi özel ürünlerden yetiştirmeye başladık. Eski, geleneksel ya da gurme tüm narenciye çeşitlerinin üretimine odaklandık. Bu cinsleri bahçelerimizde yeniden yetiştiriyoruz. Ayrıca bölgemize uyum sağlayabilecek Çarkıfelek (Passion Fruit), Ejder meyvesi (Pithaya) gibi tropikal meyveleri yetiştiriyoruz. Özel bir Enstitü gibi çalışıyoruz. Sitede sadece Finike’deki bahçelerimizde yetişen narenciye ve narları, bunlardan elde ettiğimiz reçeller, kurutulmuş meyveler, çikolata ve lokumlar, nar & limon suyu gibi ürünleri satıyoruz. Hepsi geleneksel yöntemlerle üretiliyor.
Markamız bir e-ticaret sitesi. Hem üretim de hem de satış kanalımızda teknolojiyi takip edip yatırımlar yapıyoruz. E-ticaret yönetim panelimizi özelleştirdik. Mobil uygulamamızı geliştiriyoruz ve yılsonuna kalmadan açmayı planlıyoruz. Bahçelerimizde ise tam bir tarım 4.0 yatırımları yapıyoruz. Bahçelerde yaptığımız tüm uygulamaları ve dış faktörleri kayıt altına alıyoruz. Örneğin iklim koşullarını kayıt altında tutuyoruz ve hangi iklimde ne kadar tonaj aldık ve bu tonajı nasıl arttırırız bunu planlayabiliyoruz. Toprak analizlerimiz, mevsimsel sulama programlarımız hepsi kayıt altında. Aslında böylelikle bahçemizle ve ağaçlarımızla iletişim kuruyoruz. Onları anlıyoruz ve ihtiyacına göre uygulama yapıyoruz.
Biz doğayla iç içeyiz. Doğaya zarar vermeden büyüyoruz. Bahçelerimizde önceden salma sulama yöntemi vardı. Tonlarca su boşa gidebiliyordu. Su kaynaklarımızın azalmaması için tüm bahçemizi damlama ve sprink sulama sistemleri ile değiştirdik. Paketleme alanımızda kullandığımız enerjiyi güneş enerjisiyle sağlayabilir miyiz onu araştırıyoruz. Tecrübelerimizi Çiftçilerimizle paylaşıyor ve Finike Tarımına sahip çıkıyoruz. Bahçelerimizdeki yeni ürün yetiştirme yatırımlarımız devam ediyor. Ağaçtaki meyveler çeşitli boylarda ve kalitede olabiliyor. 1. Kalitede olan meyveler kullanılıyor fakat ıskarta diye tabir ettiğimiz lekeli, kalibre dışı iri ya da küçük meyveler maalesef iyi fiyatlara değerlendirilemiyor. Lezzet ve su oranı olarak hiçbir farkı olmayan bu meyveleri kurutarak, reçel ya da taze sıkım meyve suyu yaparak katma değer yaratıyoruz. Farkımız hiçbir koruyucu ve katkı maddesi kullanmamak. Reçellerimizi şeker ilavesiz olarak elma konsantresi ve meyvenin kendisiyle yapıyoruz. Şimdilik çok sınırlı olan bu üretimimizi arttırmakta yatırım planlarımız arasında.
Finike’miz coğrafi olarak çok güzel bir konumda ve inanılmaz bir mikro klimaya sahip. Merkeze 30 km uzaklıktaki Yazır köyümüzde çok değerli bir siyah üzüm yetişiyor. Çok eski bir cins ve sadece yağmurla suyuyla sulanıyor. Yazır üzümünden bahsediyorum. Bu seneye kadar bu üzüm sadece Finike’nin ve çevre ilçelerin pazarlarında satılırdı. İlk kez bu sene sitemiz üzerinden Türkiye’nin her tarafına ulaştırabildik. İnanılmaz olumlu tepkiler aldık. Yeni bir Pazar kanalı açtık. Bu üzümün üretimini arttırmak için köylülerle görüşüyoruz. Değerlerimize, Tarıma ve toprağımıza sahip çıkarak çiftçilerin, çiftçiliğe devam etmesini sağlayacağız. Geçmişte tüketilen fakat günümüzde Pazar endişesi ve verimlilik kaybından dolayı üretimine son verilmiş birçok eski cinsi bahçelerimize yeniden dikiyoruz. Unutulmuş fakat unutulmaması gereken cinsler/lezzetler var. Bunlara örnek olarak; kokulu limon, kırmızı limon, şeker portakalı, Yafa portakalı ve şadoks’u sayabiliriz
Kışın 35, yazın 17 kişilik ekip. Çalışanlarımızın büyük bir kısmı kadınlardan oluşuyor. Tarımda büyüyeceğiz ve istihdamımızı arttıracağız.
Çiftçinin, çiftçiliğe devam etmesi gerekiyor. Çiftçinin de tüketicinin de memnun olduğu fiyat ve üretim istikrarının sağlanması gerekiyor. Bu iki kesimin birbirine küsmemesi gerekiyor. Çiftçi maddi kazanç olmadığı için üretimi bırakmamalı, çocukları çiftçiliğe devam edebilmeli. Tarım alanlarını korumalıyız ve tarımda dışa bağımlı hale gelmemeliyiz. Koronavirüs bize gıdada dışa bağımlı olmamamız gerektiğini gösterdi. Küresel ısınma ve çeşitli nedenlerle iklim değişimleri yaşıyoruz. Örneğin Finike’de son iki kışta hortum felaketi yaşandı. Daha önce böyle bir şey olmuyordu. Çevreye zarar vermememiz ve ormanlık alanları koruma altına almamız gerekiyor. Herkes hayatında bir tane de olsa ağaç dikmeli, onu sulamalı…