En lezzetli en bereketli gelenek: Aşure
O en sevdiğim muharrem ayı aşuresi ile geldi. Anneannelerimizden annemize, annelerimizden de bize aktarılan en lezzetli, en bereketli gelenek.
Sevginin, bolluğun, bereketin, dayanışmanın ve paylaşmasının sembolü olan aşure, özgün ve besin değerleri açısından oldukça zengin bir tatlı. Hepimizin koca koca kazanların başında beklediği, kaşığı çevirdikçe gelen o buram buram tarçın kokusunu, o güzel telaşı bilmeyen yoktur. Mis kokusuyla onlar kâselerde süslenip yerini alırken, bizlerde kapı kapı dolaşıp konuya komşuya aşureleri dağıtırdık. O an yaşadığımız mutluluk unutulmaz çünkü dayanışmanın, paylaşmanın, bereketin önemini o zaman bir kez daha hatırlıyorduk. Bu yılda 18 Ağustosta başladı bu tatlı telaş. İçinde bulunan o buğdayın, çeşit çeşit kuru yemişlerin, meyvenin, nohuttun, fasulyenin tadı yedikçe damağımızı şenlendiriyor. Bu bereketli lezzetin hikâyesine gelince;
Adını Muharrem ayının onuncu gününden almış. Arapçada on anlamına gelen “aşara” kelimesinden türemiş o zamandan bu zamana ismi Aşure olarak değişmiş. Muharrem ayında ne çok olay üst üste gelmiş. Rivayetlere göre, Hz. İbrahim aşure günü dünyaya gelmiş, Hz. Musa ve kavmi Firavun ’un zulmünden bugün kurtulmuş, Hz. Nuh’un gemisi Cudi Dağı’na aşure günü oturmuş. Nuh o gece kalan yiyeceklerle aşure yapmış. Muharrem ayının 10. gününde aşure, yaygın olarak Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini anmak için yapılmış. Ancak Alevilerde ise Hz. Hüseyin şehit edildiği için 10’uncu günü değil 12’inci günü aşure yapılıyormuş. Matem orucunun 12. günü sabah 12 çeşit malzeme ile aşure yaparlarmış. Kazanlar kurulur, aşure pişirilir ve aynı günün akşamı aşure ile oruçlar açılırmış. Kimi yörelerde 13. gün aşure pişirilir ve Zeynelabidin’in kurtulmasına duyulan sevinç adına bu hak lokması komşulara dağıtılırmış. Osmanlı döneminde de saraylarda helvacıların nezaretindeki aşçılar ve kiler ağaları tarafından hazırlanırmış. Muharrem ayında “Aşure Testisi” adı verilen özel kaplarda birkaç gün dağıtılırmış.
Şimdilerde aşurenin ana malzemeleri sabit olmakla beraber yörelere göre çeşitlilik gösteriyor. Mesela İç Anadolu bölgesinde kurban etinden bir parça et konulabilirmiş. Karadeniz’de yoğunluklu olarak fındık, Ege’de badem, Güneydoğu’da ise antepfıstığı konulurmuş. Ama her yer için kuru üzüm, incir, kayısı, buğday, fasulye bu bereketli lezzetin olmazsa olmazıdır. Aşure tarifiniz benden;
Süslemek için: Nar taneleri, doğranmış kuru meyveler, fındık, fıstık, badem, tarçın, kavrulmuş susam, kuş üzümü