Zuluların vatanı St. Lucia
Fillerin, gergedanların ve timsahların gündelik hayata karıştığı bakir toprakların vatanı St. Lucia
Güney Afrika’ya, dünya mirası St. Lucia’ya gidiyoruz. Fillerin, gergedanların ve timsahların gündelik hayata karıştığı bakir topraklardayız. Tabii bir de Zulular var. Amacım Zuluları yakından tanımak.
O bildik turistlerin turlarla götürüldüğü yapay köylerden ve uyduruk geleneksel kıyafetlerle dans edip şarkı söyleyen Zululardan söz etmiyorum. Bunun için biraz bilgiye ve Zulu bir yol arkadaşına ihtiyaç vardı. Güney Afrika’da kabileler birbirleriyle iyi geçinmediklerinden Zulu bir yol arkadaşı önemli.
Henüz birkaç gündür tanıyorum Shad’i, zeki ve iş bitirici bir genç adam. İngilizce ve Zulu dili konuşuyor.Müzik zevki de bayağı iyi. Bulunduğum şartlarda daha iyisini bulamam. Günün ilk ışıklarıyla yola koyuluyoruz. Hedefimiz Durban şehrinden yaklaşık 300 kilometre uzaklıktaki St. Lucia bölgesi ve çevre köyler. Önce yolumuzu kaybedip bir kenar mahalleye giriyoruz. Etraftaki bakışlar pek dostça değil. Otobüs durağının hemen yanında toplanmış genç bir grup tarafından ince ince kesiliyoruz. Hemen yanlarında, yolun ortasına atılmış bir sandalyede saç kesen bir berber var. Berber var ama dükkânı yok. Tabelası bir karton parçasına çalakalem yazılmış.
Fazla vakit kaybetmeden sahilden kuzeye doğru sürüyoruz otomobilimizi. Uzunca sahil şeridinde “Köpekbalığı var, denize girmeyin” uyarısı dikkatimizi çekiyor. Ardından yunus balıkları sahili geliyor. Birkaç tarlanın yanında duruyoruz ve bir kavşakta terk edilmiş irice bir top mermisinin üzerinde oynayan çocuklar görüyoruz. Ve nihayet St. Lucia’dayız.
Okul henüz dağıldığından etrafta bir sürü öğrenci var. Shad’in birkaç arkadaşıyla buluşuyoruz ve hep birlikte küçük bir köye gidiyoruz. Çatısı samanla örtülü bir evin önünde saçları topuz yapılmış 2 yaşlarında bir çocuk ve annesiyle konuşmaya başlıyoruz. Az sonra kulübeden farklı yaşlarda çocuklar çıkıp etrafımızı sarıyor. Ardından başlarının üzerinde bidon taşıyan bir kadın ve iki çocuğun peşine takılıyoruz. “Nereye gidiyorlar” diyorum Shad’e. “Su almaya” diyor. Daracık patikalardan, dallarla örülü tünellerden geçiyoruz. Yolun sonunda ancak bir küçük su kabının sığabileceği bir birikintiden su dolduruyor kadın. Saatler geçiriyoruz köyde, bir ara futbol bile oynuyoruz.
Timsah mı dediniz?
Köy yollarından geriye dönüp St Luciamerkezine geliyoruz. Okyanusa açılan nehirde timsahlar görebileceğimizi söylüyor Shad. Kıyıdaki büyük iskeleye yanaşmak üzere olan bir tekne var. Çocuklar “Bak timsah geliyor” diye bağırıyor. Sahiden de timsah yaklaşıp bir anda gözden kayboluyor. Burada bir hayvanat bahçesinde görebileceğinizden çok fazla timsah görebiliyorsunuz.
Haydi okyanus kıyısına
St. Luciamerkezinden 10-15 dakika mesafede birkaç kamp alanı ve tatil köyü var. iSimangaliso Wetland ve uKhahlamba Drakensberg UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan parklar. Plaj girişinin iki yanındaki kum tepelerine tırmanıyorum. İnce ve yumuşacık bir kumu var plajın, anlayacağınız epeyce zor kum tepesine çıkmak. Ancak zirveye çıktığınızda bir doğa harikasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Hint Okyanusu’nun sert dalgalarının dövdüğü kumsalda koşanlar, sörf yapanlar var. Gün doğumu ve batımı çok az sahile bu kadar yakışır. İşte böyle bir yer St. Lucia. Gergedanlar, filler, timsahlar ve Afrika’nın en büyük kabilelerinden Zululuların vatanı. Doğa sizi içine çekiyor...
St. Lucia'da gezilecek yerler
Diamond Waterfalls / Elmas Şelaleler : Elmas Botanik Bahçeleri'ndeki Elmas Şelaleleri ve Sulphur Springs, hayran kalınası doğal güzelliklerden. Mutlaka gidin.
Choiseul: Muhteşem bitki örtüsü ile çevrili küçük Choiseul ve Laborie köylerini ziyaret edin. Ayrıca Morne Coubaril Estate'de kakao, sakız ve şeker kamışı tarlaları ziyaret edilmeye değer yerlerden.
Marigot Koyu: Tenha, hurmalarla dolu bir cennet olan Marigot Koyu'nun tepesine gidip buradan orijinal Dr. Dolittle'ın çekildiği üç büyük muz plantasyonuyla ünlü olan Cul de Sac'ı ziyaret edin.
Soufrière: Adadaki en büyük ikinci yerleşim bölgesi olan Soufriere'ye bir gezi düzenleyin. Bu derin su limanı Pitons olarak bilinen iki sönmüş yanardağın eteklerinde bulunuyor.
Zulu kabilesi, esas olarak Güney Afrika’nın doğu sahilindeki KwaZulu-Natal Eyaleti’nde yaşayan, yaklaşık 10-11 milyon nüfusuyla Güney Afrika’nın en büyük etnik grubu. Uzun tarihleri İngilizler ve Boer kabilesi savaşlarıyla dolu. Zulu’nun kelime anlamı cennet, dolayısıyla Zulu efsanelerinde “cennetin insanları” olarak anılıyorlar. Hem şehirlerde hem de kırsal alanlarda rastlayabileceğiniz Zulular, Güney Afrika’nın kültür, politika ve ekonomik hayatının çok önemli bir parçası.
Boncuk ve sepet işçilikleri sanatsal düzeyde. Özellikle boncuk ürünleri; renk, desen ve modeller itibarıyla farklı kültürel mesajlar içeriyor. Aşkı, varlığı, huzuru temsil eden boncuk işleri olduğu gibi, örneğin evlenmek isteyen dul kadınların taktığı boncuklar da var, evli kadınların göğüslerini kaplayacak şekilde taktığı ve sadece kocalarının anlayabileceği mesajlar ileten boncuklar da. Zulu erkekleri geleneksel giysilerini artık sadece kutlamalarda ve kültürel etkinliklerde giyiyor olsalar da kadınların giysileri medeni durumlarına bağlı.
Bekâr kadınlar, boncuklarla süslü, ottan mini etekler giyebilirken, evli kadınlar tepeden tırnağa örtünmek durumunda. Nişanlı kadınlar ise özellikle göğüs bölgelerini örtmek zorunda, ama saçlarını uzatabiliyorlar. Kadınlar, ev işlerinden, yemekten, yaşlıların ve çocukların bakımından sorumlu. Kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkiler o denli geleneksel ki bir Zulu erkeğinin tencere tabağa dokunmaktansa açlıktan ölmeyi tercih edebileceği bile söyleniyor.
St. Lucia'da nerede kalınır?
Hornbill House: Bölgede konforlu ve güvenli konaklanabilecek pek çok otel ve kamp var. Bunlardan biri, merkeze yürüme mesafesinde olan sessizliğin içindeki Hornbill House. Şık, temiz ve güzel bir yer.
Zulani Guest House: Merkezde, eski Zulu geleneksel evlerine benzeyen, kulübe gibi ancak son derece konforlu mekânlardan oluşuyor burası. Yüzme havuzu ve oldukça iddialı tropikmeyve sularıyla renklenen bir kahvaltı menüsü var.