HT Gastro
Keşfet

3 gezgin kadının dünyası

Pandemi döneminde açtıkları sosyal medya hesabı kısa sürede hatırı sayılır bir kitleye erişen @uckadinindunyası spor yapan ve seyahat eden 3 kadından oluşuyor.

Giriş: 07.03.2021 - 03:16 Güncelleme: 09.03.2021 - 14:45
Haberler Gastro Keşfet 3 gezgin kadının dünyası

Bu hesabı açmalarının sebebi neydi, 3 kadın olarak gezmenin tedirgin edici yanları var mıydı, neden bu kadar sevildiler hepsini konuştuk.

Melek: Biz iki kız kardeş, bir kuzeniz öncelikle. İnsanlar bazen arkadaş olduğumuzu düşünüyor ama arkadaştan daha öte kan bağımız da var. Ben kuzen oluyorum. Nihal ile Emine kardeşler. Hepimiz Artvin’de Macahel köyünde aynı evde doğup büyüdük. Gürcüyüz. Ben liseye kadar orada yaşadım sonra okul sebebiyle Sapanca’ya geldim. Sonra üniversite derken kendimi İstanbul da buldum. Bunda Eminenin payı büyük, o daha detaylı anlatır zaten. Zaman zaman okul ve iş sebebiyle ayrı düşsek de çocukluğumuzdan beri beraberiz aslında…

Emine: O zaman ben hemen köyden İstanbul’a geliş hikayemizden kısaca bahsedeyim. Ben de 24 yaşıma kadar Macahel de yaşadım. Gençliğimin en büyük dönemi köyde geçti diyebilirim. Ailemin benim için istediği yaşam şeklini reddederek köyden 24 yaşımda çıktım. İlk ayrılan ben oldum haliyle ikisinin de ablasıyım. Tabi ki bu çok kolay olmadı. Benim mücadelem biraz erken başladı. Eğitim hayatım ise tamamen kendi çabamla dışardan okuyarak geçti. Biz 4 kardeşiz, büyük ablam erkenden evlenerek İstanbul’a yerleşmişti. Ben de onun yanına geldim ve bir daha geri dönmedim. İstanbul maceram böylece başlamış oldu. Sonrasında Nihal ile Melek de yanıma geldi ve beraber yaşamaya başladık. Ben o dönem iş ararken tesadüfen bir reklam ajansıyla iş görüşmesi yaptım. Daha önce reklamla ilgili hiç bir deneyimim yoktu ama nasıl olduysa işe kabul edildim. 3 yıl orada çalıştıktan sonra 2007‘de butik bir reklam ajansı kurdum ve hala devam ettiriyorum. Kızlar da eğitim hayatlarını tamamlayınca beraber çalışmaya başladık. Özetle beraber yaşıyoruz, beraber çalışıyoruz ve beraber geziyoruz.

Nihal: Evet hesabı açmak pandemi döneminde aklımıza geldi. Aslında pandemi öncesinde de hayatımız böyleydi ama herkes kişisel hesaplarından paylaşım yapıyordu. Geçtiğimiz Mart ayı evlere tıkıldığımız da baktık ki hepimiz aynı şeyleri yapıyoruz ve paylaşıyoruz neden tek bir hesabımız olmasın dedik. Pandemide yaptığımız her şeyi oradan paylaşmaya başladık ve hesap ilgi çekti... Çünkü genelde eğlenceli şeyler paylaştık. Evdeyken sıkıldığımızda kendimize hep bir aktivite bulduk. Örneğin yemek masasında önce yemek yedik sonra aynı masada tenis oynadık. Ne yaşıyorsak oydu görünen aslında. Sosyal medya için özel bir kurgu çalışmadık hiçbir zaman. Ve @uckadinindunyası hesabı bu şekilde çıktı.

Emine: Evet ama biz hesabı üçümüz yönetiyoruz herkesin telefonunda hesap aktif herkes istediği gibi paylaşım yapıyor. Öne geçme durumu olmuyor yani buna hiç takılmadık aslında herkesin kendine göre ilgi alanı vs var. Kimin enerjisi o an iyiyse paylaşımları o yapıyor diyebiliriz. Gezerken yanımızda fotoğrafları çeken biri her zaman olmuyor. O zaman birbirimizi çekiyoruz ya da tripot kullanıyoruz. Yanımızda başka arkadaşlarımız olduğu da oluyor elbette o zaman onları yıldırana kadar poz veriyoruz. Postları beraber karar verip atıyoruz. Hesabı üçümüz yönetiyoruz.

Melek: Sabit üç kişi hiç değişmedi. Daha önce 4 kişiydik, kuzenimiz Mine ile yaşıyorduk ama o evlendi ve Barselonaya yerleşti. Bizi terk etmiş oldu. Bazen 2 kişi olarak paylaşım yaptığımız da oluyor ya da bazen iş dolayısıyla beraber tatile gidemeyebiliyoruz. Yine çok sevdiğimiz arkadaşlarımız da ekleniyor fotoğraflara ve onlarla paylaşım yapıyoruz. Ama fark ettiyseniz hep kadın.

Nihal: Beraber Küçükyalı'da yaşıyoruz.

Nihal: Eminenin anlattığı gibi hepimiz reklam ajansında çalışıyoruz. Medya satın alma ve planlama ajansı tam olarak. Ben en baştan beri Emine'yle beraberim. Melek 5 yıldır bizimle çalışıyor. İşimiz tam zamanlı olsa da ki o konuda çok şansılıyız her yerden çalışılabilen bir işimiz var. Telefon, pc ve internet olan heryer ofimiz. Tabiki yoğun dönemlerimiz oluyor, kampanya vs olunca. O dönemler haricindeki tüm vaktimizi gezmeye ayırıyoruz. Mesela dağdayız kayak yapıyoruz o an önemli bir mail geldi diyelim hemen olduğumuz yerde oturup cevap yazarak işi çözebiliyoruz. Her zaman yanımızda pc oluyor tabiki.

Emine: Tabiki sorun yaşıyoruz. Hepimiz farklı karakterleriz. En çok post paylaşımı esnasında fotoğraf seçme noktasında zorlanıyoruz. Çünkü 3 kişiyiz ve hepimizin aynı anda aynı karede güzel çıkması imkansız. Ama orta yolu bir şekilde buluyoruz. Belirlediğimiz bazı kurallar var.

Emine: Hayır sıkılmıyoruz çocukluğumuzdan beri beraber olmamızın vermiş olduğu bir alışkanlık var, uzaklaştığımızda birbirimizi arıyoruz her zaman..

Melek: Hesabı pandemide açtığımız için ve yurtdışı yasakları geldiği için hesapta pek paylaşmasak da bütün yurt dışı gezilerimizi pandemi öncesinde yaptık aslında. Bir çok yere gitme şansımız olmuş geriye dönüp bakınca iyi ki de gitmişiz diyoruz. Barselona, Andora,Londra, Hamburg, Roma, Floransa, Napoli, Amalfi, Paris, Güney Fransa da Cannes, Eze Village, MonteCarlo, Nice, Antibes, Grasse, Amsterdam, Brugge, Prag, Newyork, Los Angeles, San Francisco, San Diago, LasVegas, Tayland.

Nihal: Muğla Gökova bölgesi

Nihal: Evet birkaç planımız var. Yurt dışı açılırsa eğer karavan turu planımız var.

Nihal: Yazın bütün tatil planlarımız Kitesurf üzerine oluyor. Akyaka'da yapıyoruz genelde. Ama Gökçeada, Urla'ya da uğruyoruz ama bu spor için en sevdiğimiz yer kesinlikle Akyaka. Kışın Kayak ve snowboard. Onun dışında yoga ve son zamanlarda sıklıkla crossfit yapıyoruz. Ayrı ayrı ilgilendiğimiz sporlar da var mesela Emine koşmayı seviyor.

Melek: Tabiki oldu. Üçümüz İzmir Karaburun tarafına gitmiştik. Oradan Çeşme'ye dönerken yolda bir araç bizi rahatsız etmişti. Gündüz vaktiydi. Takip edildiğimizi anlayınca hemen polisi aramıştık ve yol üzeri bir otelde beklemiştik. Hatırladığımız kadarıyla en tedirgin olduğumuz yolculuğumuz buydu.

Emine: Türkiye, dünyada kadın erkek eşitsizliğin en ağır yaşadığı ülkelerden biri. Kadınlar kabullenilmeme ve yeterli olamama endişesiyle evlenmek, çocuk yapmak, kariyer yapmak arasında kalıyor. Oysa özgürleşmek süper kadın olmak değildir. Fazla güzel, fazla güçlü, fazla akıllı, fazla başarılı, fazla kilolu.. Hep bu kalıplarla boğuşuluyor. Kadın olduğumuz için kendimizi ayrıcalıklı hissettiğimiz hiç olmadı. Çünkü kendi ayaklarımız üstünde duran bütün sıkıntıları zorlukları kimsenin yardımı olmadan çözebilen bireyleriz. Kadınların savaşı ataerkil toplumdan bir an önce kurtulma üzerine. Evet biz kimsenin baskısı altında olmadan kimseden izin almak zorunda olmadan özgürce gezebiliyoruz, yiyoruz içiyoruz. İstediğimiz hayatı yaşayabilmek için de çalışmak üretmek zorundayız her zaman. Sırtımızı bu anlamda dayadığımız kimse yok. Bunu inşa etmek hiç kolay olmadı. Hemcinslerime bu anlamda bazen kızıyorum. Kolay hayata kaçıp erkek egemen bir toplumun bireyi oluyorlar. Ben her zaman şunu savunuyorum: Sağlıklı olalım yeter ki. Ekonomik özgürlüğümüzü her türlü elde edebiliriz. istediğimiz hayatı kimseye muhtaç olmadan yaşayabiliriz. Bize bir çok takipçi oh ne güzel geziyorsunuz, ne güzel hayat yaşıyorsunuz mesajları atıyorlar. Hiç kimse mutsuz olduğu bir hayatı yaşamamalı. Gerçekten isterlerse her şeyi başarabileceklerine inanmaları gerekiyor öncelikle ve bunun için çalışmaları. Biz de çok zorluklar sıkıntılar yaşadık fakat onların hepsini geride bırakıp hep ileri diyenlerdeniz. Ne ironiktir ki dünyada büyük özgürlükler kadınlarla temsil ediliyor.

Melek: Ben aslında tam tersi olduğunu düşünüyorum. Yani ne kadar güçlü olursak o kadar özgürüz. Güçlü olmaktan kastettiğim tabiki kendi paranı kazanmak ve bağımsız yaşayabilmek. Bunu elde etmek için birbirimize hep destek olduk. Kadınların birbirine destek olması çok kıymetli. Emine’nin bize olan desteği hem sosyal alanda hem ekonomik alanda özgürleşmemize büyük katkı sağladı. Bu anlamda bütün kadınların birbirine destek vererek birlikteyken daha güçlü olacağımıza inancımız tam. Bu bilinçte bütün kadınların her fırsatta birbirine daha sıkı kenetlenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Nihal: Son 5 yıldır her yaz Akyaka’ya gidiyoruz. Gitmesek eksik hissederiz. Bir de memleketimiz Artvin Macahel.

Emine: Pandeminin ilk dönemi 3 ay hiç dışarı çıkmadık. Bu süre içinde evde yoga yaptık, oyun oynadık, arka bahçede yaşayan 20 kediyle sosyalleştik. Yeni yemek tarifleri denedik. Kitap okuduk, film izledik. Sonra onlinedan longboard sipariş ettik, otoparkta loang board bindik. Dizlerimizi yaraladık. Aslında zaman geçtikçe evde olmanın iyi de geldiğini fark ettik. Biraz kendimizi dinledik. Balkonda ateş yaktık, her gün bir şeyler kutluyormuşçasına yaşadık. Soğuk havalarda şömine yaktık. Yaptığımız her şey bize iyi geldi. Ruh sağlığımızı korumak için elimizden gelen her şeyi yaptık anlayacağınız. Biz şanslıydık beraber olduğumuz için.

Emine: Aslında ilk karavan seyahatimizi bu sene yaptık. Çok da keyif aldık. Ama ileride kendimize ait karavanımız olursa onunla geziler yapmayı çok isteriz. Sürekli karavanda yaşama hayalimiz yok. Bizim ilerideki hayalimiz sevdiğimiz bir yerde bir arazi alıp bu araziye sevdiğimiz dostlarımızla birlikte yerleşmek. Herkese kendine ait düzeni olan evler yapıp ortak kullanım alanları belirlemek; örneğin beraber yemekler yapacağımız ortak mutfak, beraber spor yapacağımız spor odası, beraber doğum günleri kutlayacağımız ortak bahçe... Dostlarımız, havuzumuz, köpeklerimiz, kedilerimizle beraber sağlıklı yaşamak, gülmek, ağlamak yaşlanmak istiyoruz.

Melek: Ya aslında çok var. Ama aklımıza gelmiyor hemen. Yine bir gün kız kıza tatile gitmiştik. ilk durağımız Göcek olmuştu. Göcekte ormanların içine dalmıştık arabayla. Denize girecek yer arıyorduk. Tabiki yolun çok kötü olması bizi asla korkutmuyordu. Bir anda arabanın lastiği patladı. Ormanın ortasında kala kaldık. O zamanlar daha yedek lastiğimiz çalınmamıştı. Hiç birimiz lastik değiştirmeyi bilmiyoruz. Lokasyon olarak nerede olduğumuzu da tam olarak bilmiyoruz. O zamanlar navigasyon sistemi bu kadar iyi çalışmıyordu. Oturup kara kara düşünürken ormandan bir adam fırladı. Lastik tamircisiyim ben dedi. Hızlıca lastiğimizi değiştirdi o anki sevincimizi hiç unutmuyoruz.

Nihal: Başka bir gün Karadeniz turuna çıkmıştık yine 4 kız. Araba kiralayıp yaylaları geziyorduk. Pokut yaylası yolu çok rampa ve tek geçişli bir yol. Çıkış günümüz herkesin dönüş gününe denk geldi. Sürekli arabalara yol vermek zorunda kalıyorduk. Arabayı her zamanki gibi Emine kullanıyordu. Her araç sollayışımızda "şimdi kesin uçtuk bu uçurumdan" deyip durduk. Hayatımızda hatırladığımız en zorlu yoldu gerçekten. Yaylaya çıktığımızda bizi karşılayan pansiyon sahibi Emine'ye "sen bayağı çılgın bir şöföre benziyorsun" deyip kahkaha atmıştı.

Bu içeriği paylaş
İLGİLİ İÇERİKLER