Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ümit Akbulut, sosyal medyanın çok takipçisi olan gizli kutularından biri… Genellikle 'hakkında çok az bilgi olan adam' ya da 'çok paralı biri' olarak tanımlanıyor. Artvinli bir ailenin çocuğu Almanya’da doğup büyümüş bir genç aslında… Bir farkla tabii ki; Justin Bieber’la canı istediği zaman “Facetime” (görüntülü konuşma) yapabiliyor. Puff Daddy, 50cent, Wiz Khalifa dünyaca ünlü kankaları arasından sadece birkaç isim… Felipe Melo, Didier Drogba ve Colin Kazım ile birlikte B4L isimli bir organizasyon şirketinin ortaklığını paylaşıyor. Şansı hep yaver gitmiş… O kadar ki 2 kere Milli Piyango’da büyük ikramiye kazanmış en son çekilişte biletine çıkan 100 bin liradan bahsetmiyor bile… Akbulut, hem ünlüler diyarından dost edinmenin sırlarını hem de o çok merak edilen hikayesini HABERTURK.COM’a anlattı..

Biraz sizin hikayenizi dinleyelim Ümit Akbulut kimdir?

Almanya’da doğup büyüdüm. 1 ablam var. 16 yaşımda Amerika’ya gittim. 4 sene kolej basketbolu oynadım. Ardından İstanbul’a geri dönmeye karar verdim. 6 yıldır da İstanbul’da yaşıyorum. Annem ünlü bir deri şirketinde çalışıyordu. 2008 yılında babamla ayrıldılar ve annem Türkiye’ye geri döndü. Ardından ben de İstanbul’da yaşamaya başladım.

Tam olarak ne iş yapıyorsunuz?

Almanya’da 2 sene avukatlık okudum sonra “Bu bana göre değil” dedim ve bıraktım. Okumakla olmuyor bu işler. Türkiye’ye geldim. Futbol menajerliği yapmaya başladım. B4L (Brothers for life) 2010 yılında Colin Kazım’ın futbol menajerliği ile başladı. Ondan sonra Felipe Melo ile Didier Drogba katıldı. İlk başta futbol menajerliği ile başladı ardından da şirkete üye oldular. Şu an hala 4 ortağız ve onların menajerliğini yapıyorum. Türkiye’de 200’e yakın organizasyon yaptım. Şirketler bana geliyor ve bir ünlü ismi Türkiye’ye getirmemi istiyorlar.



Size menajer, organizatör ve iş adamı diyorlar. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

İlk önce menajerlikle başladım. Ardından organizatörlük oluştu. Çünkü Puff Daddy’nin sahibi olduğu Amerika’da en büyük 3. Plak şirketi olan Bad Boy Records’un ortağıyım. Dolayısıyla sanatçılarla iş yapıyorum ve onları getiriyorum. Bad Boy Records bünyesinde 168 sanatçı var. O yüzden benim sanatçıları buraya getirmem daha kolay oluyor. Dolayısıyla herkes benden bir yere bir sanatçı ister.

Bu geniş ünlüler ağını nasıl oluşturmayı başardınız?

Şans… Aslında şöyle; bana göre Türkiye’de özenti çok büyük. Yani insanlar ünlülere çok özeniyor. Bu büyük bir eksik normalde. Ama bunu işe çevirdiğin zaman büyük bir boksçuyu ya da ünlüyü getirdiğin anda Türkiye’de başka bir insan oluyorsun ister istemez. Neden? Ya onun yanında olduğun için ya onu getirdiğin için “havalı” oluyorsun. Ben 1 tane de yapmadım son 6 senede en az 50 dünyaca ünlü ismi Türkiye’ye getirmişimdir. Bunların hepsi dostlukla oluşan şeyler. Puff Dady 30 senedir Amerika’nın en ünlü sanatçılarından biri. İnsanlar da ona büyük saygı gösteriyor ben de onunla iş birliği içinde olduğum için daha kolay oluyor. 

Getirdiğim ünlüler burada etkinliklere katılıyor, 2 gün tatil yapıyorlar, yata gidiyorlar, Kapalıçarşı gibi yerleri geziyorlar. Ondan sonra ülkelerine dönüyorlar.


Fotoğraflar: Serhan Sevin

31 yaşında herkes bu kadar şanslı olmuyor…

Kimsenin yapmadığını yapmayı seviyorum. Hayat felsefem rüyalarını görmeyeceksin rüyalarını yaşayacaksın. Herkesin özel bir yeteneği vardır, şans ve kısmeti vardır. Evet, ben de şanlı bir adamım. 2 defa milli piyango kazandım. 2011’de 11 trilyon, 2013’te 2 trilyon bu sene de 100 bin TL kazandım ama o bir şey değil…

Para parayı çekiyor doğru bir sözmüş o zaman…

Aslında öyle değil. İnsanlara ne kadar yardımda bulunursanız o kadar geri alırsınız. Ben çocukları mutlu etmeyi seviyorum yetim çocuklarla ilgili birçok organizasyon yaptık. Ve başka yardımlar da ama bunları asla reklam malzemesi olarak kullanmayız. Bana göre bunlar önemli şeyler. Ben ödül geceleri ve benzeri şeylere gitmiyorum, gerek yok.

Şimdiye kadar kaç organizasyon yaptınız?

200’e yakın organizasyon yapmışımdır.

Türkiye’den de ünlü isimlerle çalışıyorsunuz…

Türkiye’den Nur Yerlitaş’ın, Ece Erken’in menajerliğini yapıyorum. Bülent Ersoy’la beraber çalışıyoruz. Aslında ben herkesle iyiyim ama Türkiye piyasasına fazla girmiyorum.



Özellikle ABD ve Avrupalı ünlülerin kafalarındaki Türkiye imajı, Türkiye’yi görünce değişiyor mu?

Aslında önce biraz korkuyorlar ama bana güveniyorlar. Aramızda çok büyük bir güven duygusu var. Çünkü benim çalışma şeklim çok değişik. Onları getirdiğimde sadece gelsin, işini yapsın, gitsin değil. Onlara havalimanının önünden gidene kadar büyük bir sevgi ve saygı gösterdiğimiz için bir bağ oluştu. Ünlüler de bu hizmetten memnun kalınca diğer ünlü isimlere anlatıyor ve bize bir nevi referans oluyor.

Bu kadar ünlü ismin hiç mi kaprisi olmuyor yani… Hepsiyle mi arkadaşsınız?

Bana karşı yok. Bunun sırrı da sevgi ve dostluk o kadar. Evet, para için geliyorlar ama sonuç itibarıyla geçirdikleri günler ve burada bizimle yaşadıklarını hiçbir yerde yaşamadıkları için daha memnun oluyorlar. Yani burada onlara sanatçı muamelesi yapılmıyor. Burada dostluk var. Örneğin 50Cent’in eşi benim 6 yıllık arkadaşım. Benimle oturan insan da kaprisli olamaz. Çünkü diğer ünlülerin yanında sırıtmak istemezsiniz. Sırıtırsanız da kaybedersiniz. Benim gibi bir insana kapris yapılması ihtimali de çok düşük, çok zor…

Bana, “Neden bu kadar başarılısın?” dediklerinde “Doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla olmak” diyorum ve anahtar sevgi ve saygı başka hiçbir şey değil. Tabii bir de gereken şartları yerine getirmek var.

Şartlardan bahsetmişken; yabancılar Türkiye’ye gelmeden en çok hangi soruyu soruyor?

Yemek… “En iyi yemek hangisi?” diyorlar.

Peki başınıza gelen en ilginç olay neydi?

Boksçu (Floyd Mayweather) İstanbul’a yanında 5 milyon dolar nakitle geldi ve 2 milyonunu ünlü bir alışveriş merkezinde harcadı. Yanında 2 adam onun çantasını taşıyordu. 5 milyon dolar nakitle alışverişe gitti ve yanında 4 tane kız arkadaşı vardı.



Justin Bieber’ı da Türkiye’ye getireceğiniz konuşuluyor sosyal medyada…

Bieber ve Kylie Jenner Mayıs ayında Türkiye’ye gelecek. Zor şartlar altında Türkiye’ye getirmeye çalışıyoruz. Onu burada Belieber’larla (Justin Bieber fanları) bir araya getireceğiz ve 2-3 gün İstanbul’u Kapalıçarşı’yı gezecek ve tarihi yerleri görecek.

Justin’den sonra hedefiniz kim?

Hedefim Türkiye’ye Beyonce’yi getirmek. Beyonce’nin en iyi dansçıları ile konuşuyorum aslında Beyonce buraya gelmek istiyor ama bu son dönemdeki olaylardan dolayı biraz çekiniyorlar açıkçası.

Neden sadece Beyonce?

Çünkü kimse onu buraya getirmeyi başaramadı. Kimseye güvenmemiş. Rihanna 4 kez Türkiye’ye geldi ama Beyonce ve Rihanna çok ayrı. Beyonce’nin bütçesi Rihanna’nın 4 katı. Beyonce 4 milyon dolar istiyor. Onunla da bitmiyor. Ekibi çok büyük ve burada en büyük problem Türkiye’deki kullanılan malzemeler. O kendi malzemeleriyle çalışmak istiyor. Özellikle de kendi sahnesini getirtmek istiyor. Bunun maliyeti de yaklaşık 10 milyon doları bulur. 40 TIR araç demek. En büyük sorun o.