HT Gastro
Keşfet

Ramazan geldi, hoş geldi

Madem ramazan geldi, ramazanın güzel geleneklerini hatırlayalım.

Giriş: 16.04.2021 - 19:32 Güncelleme: 05.04.2022 - 11:04
Haberler Gastro Keşfet Ramazanın en güzel gelenekleri

Ne güzel geleneklerimiz varmış. Onlar bizi biz yapan köklerimiz. Hepsi ayrı ayrı çok değerli. Kalabalık iftar sofralarından, asker uğurlamaları, bayramlar, sünnet törenleri, kız isteme, nişan, kına geceleri, gelin hamamı, düğünler... Madem ramazan geldi ramazanın güzel gelenekleri ile başlayalım.

Zimem Defteri

Osmanlıdan günümüze gelen en güzel geleneklerden biri “Zimem Defteri”. O dönemlerde bakkallar aldığımız ürünler için veresiye defteri tutarmış. Ramazan ayında ekonomik koşulları daha iyi olan aileler bakkallara gidip borcu olan kişilerin borçlarını öderlermiş. İşin en güzel kısmı ise, borcu ödeyen kişinin gizli kalmasıymış. Çünkü iyilik gizli olunca güzel.

Tekne Orucu

Çocukların, öğle yemeğini yiyerek oruç tuttuğunu sandıkları tekne orucu ne kadar da masum, ne kadarda kıymetli bir oruç. Çocuklar akşam iftar saati geldiğinde yarı aç olup büyük bir gururla ve iştahla iftar soflarının tadını çıkarırlarmış.

Ramazan Davulcusu

Geçmişten günümüze devam eden ancak bugünlerde çok yaygın olmayan geleneklerden biridir. “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan” manileriyle aklımıza kazınmıştır. Ramazanın en renkli en neşelisi, en seslisi ramazan davulcusu. Teknoloji olmadığı için insanları o güzel uykusundan güzel güzel namelerle uyandıran, evlerinin ışıklarının birer birer yanıp sahur sofralarının kurulmasına sebep olan o güzel sesli davulcu. Ramazan aylarının son günleri ise kapı kapı dolaşıp yine güzel namelerle 30 günün bahşişini toplayan eski ramazanların eski davulcuları…

Osmanlı Şerbeti

Kaybolmaya yüz tutmuş 600 yıllık bir geçmişe sahip… Osmanlı döneminden günümüze ulaşan bir diğer lezzet aklınıza gelecek her türlü meyveden ve çiçekten yapılan şifa deposu Osmanlı şerbeti. Kızılcık, meyan kökü, lavanta, zencefil, nar bu liste mevsimine göre uzar gider. Demirhindi şerbeti, en kralı olarak bilinir. En büyük özelliği kan yapması ve enerji vermesidir.

Güllaç Tatlısı

Ramazanın en masum, en temiz, en beyaz gelin kızı güllaç. 1400’lü yıllarda doğmuş. Az malzemeyle kolay yapıldığı için Osmanlıdan mutfağımızdan miras kalmış. İsmini içindeki gül suyundan alır. Lezzetini kuruyan yufkalar, sütle ve şekerle taçlandırır. Günümüzde Güllaç olarak ifade ettiğimiz tatlı “Gül Aş” olarak da bilinir.

Hurma

İftar sofralarının olmazsa olmazı… Kendi küçük masadaki yeri büyük. Oruç ilk onunla açılır. Çünkü uzun süre açlıktan sonra düşen kan şekerini toparlar, iftar sofralarında az yememizi sağlar ve enerjimizi artırır. Sağlıklıdır. Şeker, protein, lif, yağ ve birçok minerali de içinde barındırır.

Ramazan Pidesi

Büyük küçük demeden 7’den 70’ e hepimizin dakikalarca kuyrukta beklediği, el yakan sıcaklığıyla ramazan sofralarının olmazsa olmazı ah o pide. Saraylı pide, Topkapı saraylarından günümüze evlerimize kadar sofralarımızın en sıcak kokusu, en vazgeçilmezi. İsmi “fodula” dan gelmiş. Fodula, İstanbul'daki bazı saraylarda ve yeniçerilere ait fırınlarda pişirilirmiş.

Karagöz Hacivat

Ramazan demişken Karagöz ve Hacivat’tan bahsetmesek olmaz. Eski zamanların stand-up komedi kültürü… İkilinin nereden türediği hala net olarak bilinmemekte ancak rivayetlere göre gerçek kişiler olduğu ağızdan ağıza dolanıyormuş. Kim bilir belki de gerçeklerdir. Bu rivayetlerden en yaygın olanı Bursa Ulu Cami inşaatında çalışan işçiler olduğudur. Karagöz demirci ustası, Hacivat ise duvarcı ustası olarak çalışıyormuş. Aralarında geçen atışmalar yıllarca gölge oyunları olarak sergilenmiş, bizi de bunca zaman gülmekten kırıp geçirmiş…

Bu içeriği paylaş
İLGİLİ İÇERİKLER