Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Mehmet Çalışkan

Sezai Karakoç, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirildi. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işlerine harcanmasını, diğer kısmınınsa posta ile bildirdiği adrese yollanmasını rica ettiği bir mektup yolladı.
2007'de kurduğu Yüce Diriliş Partisi'nin genel başkanlığını sürdürüyor.

22 Ocak, 1933'te Diyarbakır'da doğan Sezai Karakoç; felsefe, babası ise oğlunun ilahiyat öğrenimi görmesini istedi.
Her ikisinin istediği de olmadı.
Parasının İstanbul'da istediği öğrenimi görmeye yetmeyeceğini anlayan Sezai Karakoç, parasız yatılı kısmı bulunan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni tercih etti. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığı'nda Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi Bölümü'ne atanan Sezai Karakoç, 1956'da müfettiş yardımcılığı görevine başladı.1959'da ise İstanbul'da gelirler kontrolörü olan Sezai Karakoç, görevi gereği Anadolu'yu çok gezdi ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı buldu. 1965 - 1973 arası birçok kez istifa edip tekrar göreve dönen Karakoç,1973'ten sonra hiçbir resmi görevde bulunmadı.

İstanbul'da Diriliş Yayınları'nı kurup Diriliş Dergisi'ni kuran Sezai Karakoç, 1990'da Diriliş Partisi'ni kurdu. Ancak partisi üst üste iki defa genel seçime girmediği için kapatıldı. 2007'de Yüce Diriliş Partisini kuran Sezai Karakoç'un şiir anlayışı şöyledir;
YTÜ Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Ali Yıldız'ın tespitiyle Türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şair Sezai Karakoç'tur. Karakoç bunu modern şiirin diliyle yapmıştır. O, Batı edebiyatını da iyi incelemiş bir şairdir. Modern sanattaki soyutlamanın İslam anlayışına uygun olduğu düşüncesindedir ve şiirlerini bu yönde geliştirmiştir.

Sezai Karakoç geleneksel şiire de yaklaşır ancak dili farklıdır. O, modern şiirin diliyle şiirlerini yazmıştır. Poetikasını anlattığı ikinci yazı soyutlama ile ilgilidir. Nitekim modern sanat genel anlamda soyutlamaya dayanır. Ona göre şair, şiiri soyutlamada bırakırsa eksik bırakmış olur, tamamlanması için şairin tekrar somutlaştırması yani soyutlaştırdığı şeyi tekrar yeni bir bağlama oturtması gerekir. Bunu da diriliş kavramına bağlar.

ŞİİR KİTAPLARI
* Körfez (1959)
* Şahdamar (1962)
* Hızırla Kırk Saat (1967)
* Sesler (1968)
* Taha'nın Kitabı (1968)
* Gül Muştusu (1969)
* Şiirler I - Hızırla Kırk Saat (1974)
* Şiirler II - Taha'nın Kitabı Gül Muştusu (1974)
* Şiirler III - Körfez, Şahdamar Sesler (1974)
* Şiirler IV - Zamana Adanmış Sözler (1975)
* Şiirler V - Ayinler (1977)
* Şiirler VI - Leylâ ile Mecnun (1980)
* Şiirler VII - Ateş Dansı (1987)
* Şiirler VIII - Alınyazısı Saati (1989)
* Şiirler IX - Monna Rosa (1998)
* Gün Doğmadan (Bütün Şiirleri - 2000)

ANNELER VE ÇOCUKLAR
Anne ölünce çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde bir siyah çubuk
Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne

DONUK AŞK
Yine akşam oldu,
Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,
Uzaklık aynı gerçi,
Her yerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,
Yine akşam oldu orda olduğu gibi,
Görebiliyorum seni buradan da,
Aynısıydı ordayken de,
Uzaklıktan korkmuyorum belki de,
Orada da aynıydı uzaklık gerçi
Donuklaşmış oldu artık bu,
Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,
Galiba ben baştan kaybetmişim,
Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...

PAZARTESİ:  Ziya Gökalp

'KORONA GÜNLERİNDE ŞİİR'İN DİĞER ŞAİRLERİ