Temiz gıda için kaç km yol gidersiniz?
Annelerin çocuklarına temiz ürün bulabilmek için verdikleri mücadele, Slow Food gibi sivil toplum örgütlerinin ağlarının ve etki alanlarının hızla artıyor olması, tohum takas topluluklarının oluşması ve gelişmesi, hatta endüstriyel firmaların bile katıksız kelimesini ambalajlarında kullanmaya başlamasından anlayabiliyoruz aslında temiz ve doğru beslenmenin sağlığın ve mutluluğun temeli olduğunu.
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, ne yersen o'sun, mutlu bağırsak mutlu insan söylemlerinin hepsine katılıyorum. Çünkü uzun yıllardır kendimce hep temiz beslenmeye çalıştım. Bedenime ne verdim, sistemime nasıl döndü? Yıllar boyu bu döngünün ahengine şahit olduktan sonra bu konuyu bilimsel olarak araştırmaya karar verdim. Çünkü hiç bir zaman kilolu olmadım, hiç nefes nefese kalmadım, uyku sorunum olmadı ve hatta çok abes bir şey yapmadıkça hastalanmadım da.
Araştırmaya başladıkça, son zamanlarda sıkça duyduğumuz serotoninin (mutluluk hormonu) yoğun olarak bağırsaklardaki iyi bakteriler tarafından üretildiği, beyin ve bağırsakların anne karnında iken aynı doku kümesinden meydana geldiği ve bu iki sistemin birbirine beyinden başlayan ve karna giden bir sistem ile bağlı olduğunu öğrendim.
İki organ arasındaki bağ bu kadar dengeli ve önemliyken, mutluluğa giden yolun bağırsaklarda olduğunu düşününce (bilimsel çalışmalarda böyle söylüyor), bağırsak floramızdaki mikroorganizmalar ve türlerinin öneminin farkına varabiliriz.
University of Collage Cork araştırmasına göre, 4 hafta boyunca, bağırsak florasındaki sağlıklı bakterileri probiyotik takviyesi ile destekleyen bir kişinin 4 hafta sonunda stres seviyesinde azalma tespit edilmiş. Mc Master University Canada ise fareler üzerinde yaptığı araştırmada stresli bir farenin bağırsak florasından alınan bakterilerin, nispeten sakin bir fareye transferi sonucu dingin ve sakin farenin hızlıca streslendiği gözlemlenmiş. Benzer deneyler kilolu obez fare bağırsak florasından alınan bakterinin, zayıf ve sağlıklı fare bağırsak florasına yerleştirilme örneğinde ise, zayıf farenin, gene eski yediklerini yemesine rağmen hızla kilo almaya başladığı gözlemlenmiş.
Ayrıca, bağışıklık sistemimiz de yoğun olarak bağırsaklarda şekilleniyor.
Bağırsakta üreyen serotonin, miktar ve kalitesi bir nevi hayat kalitemizi, duygu ve durumumuzu, uyku dengemizi vs belirliyor. Bunların hepsi de güçlü bir bağırsak florasından geçiyor. Florayı güçlendirmek için temiz gıdaların yanına, doğru bir şekilde ve temiz malzeme ile fermantasyon sürecini tamamlamış turşu, kendi mayaladığımız yoğurt, kefir, kambucha gibi fermente yiyecek ve içecekler eklememiz gerekiyor. İşte bu noktada temiz, işlenmemiş gıda ve malzeme devreye giriyor.
Yani şöyle söyleyeyim, bağırsak floram güçlensin, güzel uyuyayım, fit ve sağlıklı kalayım, pozitif düşüneyim diye beslenmenize turşu katmak istiyorsunuz, onu da gittiniz marketten aldığınız endüstriyel tuz ve sirke ile yaptınız. Ne oldu? Olmadı. Flora güçlenmediği gibi zarar görmeye devam etti. Anlıyoruz ki bedenimize göndermek üzere ağzımıza aldığımız her şey sağlığımızı, uykumuzu, mutluluğumuzu ve sinir sistemimizi etkiliyor.
Robin Sharma’nın "Koza Kelebeği Bilmez" kitabında hafızama kazınan bir diyalog vardı. Kitabın kahramanı çantasında taşıdığı muzu misafirine de ikram ederken; muz vücuda çok yararlı bir yakıttır. En yüksek düzeyde performans göstermek istiyorsan vücudunu yalnızca en iyi yiyeceklerle beslemelisin diyordu.
Dolayısı ile temiz gıda için, İstanbul’da olduğum zamanlarda ve pazar günleri ben 49 km yolu nerede ise gözüm kapalı gidiyorum.
Çünkü Şile‘de yeryüzü pazarı var. Global adı Earth Market. Slow Food öncülüğünde dünya genelinde 69 Earth Marketten bir tanesi. Ülkemizden Şile dışında Foça ve Gökçeada‘da listede. Tam liste linkini aşağıya ekliyorum. Seyahatleriniz bu pazarların olduğu kentlere olursa ve temiz ürün keşfetmeyi seviyorsanız liste işinize epey yarar.
Slow Food, kaliteli ve lezzetli ürünün, temiz tarım uygulamaları ile, doğaya zarar vermeden mevsiminde üretilerek adil bir fiyatlama ile (hem tüketici hem üretici açısından) tüketiciye ulaşması şeklinde ilkeleri olan bir toplum hareketi. Biyoçeşitlilik odak noktalarından. Dolayısı ile yeryüzü pazarları da tamda bu döngü ile işliyor. Sadece kendi ürettikleri ürünleri satan uluslararası bir pazar ağı yeryüzü pazarları. Pazarda, mevsiminde ve sürdürülebilir tarım metotları ile üretilmiş ürünler, ulaşılabilir fiyatla üreticisinden tüketiciye, gerekli bilgilendirmeler yapılarak ilk elden ulaştırılıyor.
Şile’de Yeryüzü Pazarı 2015‘de Şile Slow Food Palamut Birliği, Şile Belediyesi, Ovacık Kadın Tohum Derneği ve İlçe Tarım Müdürlüğü işbirliği ile kurulmuş. Ben 2017’den beri pazarı ve gene pazar içerisinde her yıl Kasım ayında yapılan Tohum Takas Şenliklerini takip ediyorum. Pazarda toplam 36 yerel üretici mevcut. Yerel tohumu koruma ve biyoçeşitliliği artırma çabasındalar. Ata tohumlarından, geleneksel ve doğal tarım metotları ile ürettikleri ürünleri Cuma ve Pazar günleri alıcısı ile buluşturuyorlar. Pazarda denetim ve gıda güvenliğini sağlamak ve kontrol etmek üzere Belediye’nin Ziraat ve Gıda Mühendisleri Nihan ve Mücahit, tatlı dil, güler yüz ve her zaman tatmin edici bilgi dolu açıklamaları ile pazar ve tohum takasları şenlikleri sırasında bizleri aydınlatmaya devam ediyorlar.
Pazar ayrıca İtalya Torino’da her yıl yapılan Terra Madre (Toprak Ana Günleri) gününe katılmış ve yöreye özgü Bal Sirkesi ve Şile Kestane Balı, Slow Food ‘un Ark of List (kaybolan ve sahip çıkılması gereken yerel lezzetler) listesine girmeyi başarmış . Pazarda dikkat çeken ürünlerden bal sirkesini Fatma ve Osman Çetinoğlu’nun standında, Kızılca buğdayı ile yaptıkları ekmek ve hamur ürünlerini Elif’in standında bulabilirsiniz. Elif’in standında ayrıca kendi yaptıkları müthiş lezzetli sarmalar ve böreklerle ve çayınızı da alarak pazarın ortasındaki bank ve masalarda oturarak kahvaltıda yapabilirsiniz. Meşhur Şile Kestane Balını ise hem pazarın girişindeki kooperatiften hem de Pazardaki üreticilerden alabilirsiniz.
Her şey bu kadar muhteşem düşünülüp organize edilmişken tezgahlarda plastik poşetleri görmek pazarımızla ilgili yegane eleştirim. Tabi burada bizlere de görev düşüyor. Üreticiden plastik yerine kağıt kullanmasını bekliyoruz ama bizlerde, diğer alışverişlerimizden topladığımız kağıt torbalar, önceki alışverişlerimizden yumurta kaplarımız ve Pazar çantalarımız ile pazara gelerek doğaya minik de olsa katkı sağlayabiliriz. Ne dersiniz?
İstanbul'dan yaklaşık 50 - 55 km uzaklıkta, deniz kenarındaki bu şirin ilçe ve uluslararası standartlardaki yeryüzü pazarı için bir Pazar gününüzü ayırıp, bağırsaklarınızı ve tüm sisteminizi ödüllendirmenizi tavsiye ediyorum. Bizlerin temiz gıdaya, yerli üreticilerimizin ise biz tüketicilere ihtiyacı var.
Yeni Kuzey Marmara yolundan giderseniz son derece keyifli bu yolda, Ömerli civarındaki dinlenme tesislerinde birde Starbucks var. Kahvenizi alarak yola keyifle devam eder, Pazar alışverişinizi bitirdikten sonra tepede, Şile bezleri ile dekore edilmiş tatlı atmosferi, nefes kesen deniz manzarası ve leziz tabakları ile İskandil restoranda keyifle yemeğinizi yedikten sonra sizi bekleyen yeni haftaya neşe ile merhaba diyebilirsiniz.