HTGastro gastronomi seyahatlerinin peşinde...

Günümüzde yemek, gidilecek yeri keşfetme seçenekleri arasında ana motivasyon haline geldi. Seyahat gastronomi ile birleştiğinde, ortaya sayısız yeni deneyim çıkıyor. Bunun farkında olmak bambaşka bir heyecan. Sen de bu heyecana ortak ol. Söylemek istediğin her ne varsa htgastro@haberturk.com adresine yazabilirsin.

5 Şubat 2018'de Portekiz'den yola çıktılar. Yürüyerek tam 16 ülke geçtiler. Son durak Türkiye idi, bir kaç gün önce Edirne'den giriş yaptılar ve şu an Yalıköy'de kamp kurdular. 4 gün sonra İstanbul'da olacaklar ve İstanbul'a vardıklarında toplam 10 bin km yol yapmış olacaklar. 2 yıldan fazla süredir yoldalar. Çevre sorunlarına dikkat çekmek için yürürken çöp topladılar. Ve artık mutlaka dinlememiz gereken olağanüstü bir yol hikayeleri var.

Sorularımı hazırlamadan evvel sosyal medya sayfalarındaki fotoğraflara şöyle bir göz attım. Mevsim kış ve pek çok Avrupa ülkesi kar altında. Fotoğraflara bakmak bile üşümeme yetmişken onlar 2 senedir konforlarından uzaktalar, sırtlarında yükle yürüyorlar, kar altında kamp kuruyorlar. Yüzlerindeki ifade kesinlikle bıkkınlık değil. Fotoğraflar çok güzel. Sanki "yol" onların hikayesinde başrolde.
 

@Deux Pas Vers l'Autre

Bize biraz kendinizden bahsedin. Siz kimsiniz ve ne yapıyorsunuz?

2 yıl önce Avrupa’yı Portekiz’den İstanbul’a, güneyden bir hat üzerinden yürümeye başladık. 10.000 km'den fazla olan bu yolculuk, 5 Şubat 2018'de Portekiz, Sagres'de başladı ve 20 Şubat 2020'de İstanbul'a varmadan önce 16 ülkenin izini sürdü. 2 Fransız doğaseveriz. Marie Couderc ve Nil Hoppenot isimlerimiz. Nil 33 yaşında ve fotoğraf sanatçısı. Ben, Marie eskiden insan kaynakları müdürü olarak çalışıyordum. Zamanımızı ve enerjimizi gerçekten önemli olan şeylere harcamadığımızı fark ettik. Bu yolculuğu daha sağlıklı olmak için, kendi doğal hızımız ve tempomuzla yürüyerek yapıyoruz. Projenin ana hatlarını çizmek için “Deux Pas Vers l'Autre” (2PVA) derneğini kurduk, anlamı “İnsanlara doğru iki adım”

Ziyaret edilen ülkeler: Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, İsviçre, Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Karadağ, Kosova, Makedonya, Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Türkiye.
 

Amacınız neydi? 

Avrupa'yı yürüyerek geçmek, çevre kirliliğine dikkat çekmek içindi. Geçtiğimiz ülkelerde yaşayan ve gelecek hakkında endişe duyan tüm doğaseverlere bize katılın ve beraber yürüyelim çağrısı yaptık. 35 ziyaretçimiz oldu ve bizimle beraber o ülkenin sınırları içindeyken bir kaç gün çöp topladılar. Bu deneyimin en büyük amacı paylaşmaktı. Sosyal medyayı aktif kullandık. Bu macerayı olabildiğince modern ve interaktif hale getirmek istedik. Böylece bizimle seyahat edemeyen insanları bu maceraya ortak edebilecektik. Resim çektik, video paylaştık. Geçtiğimiz ülkelerin kültürünü, yemeklerini, doğasını, geleneklerini, yerel değerlerini paylaştık insanlarla.

Amacımız, yürüyüşü, insanlarla tanışmak ve yeni yerleri görebilmek için araç haline getirmek ve yolda olmanın anlamını çözmekti. 

https://www.deuxpasverslautre.com web sitemizin adresi. Tüm bilgileri burada bulabilirsiniz.

Youtube hesabı için tıklayın

Facebook hesabı için tıklayın

Instagram hesabı için tıklayın

@Deux Pas Vers l'Autre

Bu zorlu fikir nereden aklınıza geldi? 

Bir çocukluk hayali, bir kahraman olma düşüncesi, yarını değil bugünü yaşama, kıtamızı daha iyi anlama... Avrupa’nın güneyini yürüyerek geçmeye karar verirken aklımızda bu düşünceler vardı. Yürüyüşü seçmemizin bir kaç nedeni vardı. Birincisi özgürlük. Yürürken yollara bağımlı değildik. İstediğimiz patikayı, tepeyi seçebiliyorduk. Hiçbir yol dar veya engebeli değil, hiçbir dağ geçilemez değil. İkincisi yürürken keşfetmek için zaman ayırmanız, o yolu kendi temponuzla yürüyerek geçmeniz, emek vermeniz kıymetli bir şey. Son olarak da çevreyi korumak. Karbon ayak izi bırakmadan bu yolculuğu yapabilmenin en iyi yolu yürümekti. Ekolojiye zarar vermediğimiz sürece, istediğimiz kadar uzağa gidebiliriz. Yürürken aklınıza gelebilecek hemen her yerde çöple karşılaştık. O kadar güzel yerler gördük ki. Ama insanlar davranışlarının sonuçlarını düşünmedikleri için bu güzel yerler zarar görüyorlar ve zarar gördüklerini insanlar fark etmiyorlar. Bizim “Gezegen için 1 kg” projemiz de böyle başladı.

@Deux Pas Vers l'Autre

Bu projeden de bahseder misiniz?  

Geçtiğimiz yerleri bulduğumuzdan daha temiz bırakmak istedik. Bizi karşılayan ülkelere teşekkür etmenin bir yolu gibi bu ve aynı zamanda tüm yürüyüşçüler ve doğa için başlattığımız daha küresel bir kampanya. Doğayı sevenler daha iyi bir gelecek konusunda endişeliler. Sırtınızda çantanızla yürümek fiziksel kondisyon gerektiriyor. Uzun mesafe yürüyüşünde kamp ekipmanlarını taşımak parkurun önündeki en büyük engel diyebilirim. Buna rağmen yol boyunca 1 kiloya kadar çöp toplamak için çantada daima boşluk bıraktık. Bu gezegen için gerçek bir bağlılığı temsil ediyordu. Bunun için ekstra çaba harcadık. Bunu hepimiz yaparsak gerçekten bir işe yarayabilir. Bunu göstermek istedik. 2 kişinin 500 gün yürümesi bir tondan fazla atığın toplanması demek.

@Deux Pas Vers l'Autre

Neden Avrupa’yı seçtiniz?
Gezegenin öbür tarafı daha fazla anlatılıyor ve artık tanıdık geliyor. Oysa etrafımızdaki ülkeleri o kadar iyi bilmiyoruz. Avrupa bizim evimiz ve keşfedecek çok şey var. Medya sayesinde New York’taki cadde ve sokaklarının adlarını bile sayabiliriz, ama Avrupa haritasını ne kadar biliyoruz? Portekiz ve İstanbul'u simgesel oldukları için seçtik, Avrupa haritasının en doğu ve en batı uçları olduklarından...

@Deux Pas Vers l'Autre


@Deux Pas Vers l'Autre
 

Neyi başarmak istiyorsunuz?

Bu proje, geleneksel medya üzerinden adını duymadığımız ama bizim yolumuzun üzerinde duran ve geçerken kapılarının önünden yürüdüğümüz insanların adını duyurmak için yapılıyor ve bizim için çok anlamlı. Bu nedenle hemen her yerde medya ile iletişime geçiyoruz. Olabildiğince çok insana ulaşmak istiyoruz. 

@Deux Pas Vers l'Autre

Yaşadığınız en büyük zorluk neydi?

Hava durumu bazen en büyük zorluğumuz olabiliyor. Bosna ve Karadağ’da dağları geçerken donacağız sandık ama doğru ekipmanla atlattık. Bazı ülkelerde dil sorunu yaşadık, her yerde insanlarla iletişim kurmak o kadar da kolay olmuyor. İkimiz de İngilizce, Fransızca ve İspanyolca biliyoruz. Yoldayken biraz İtalyanca ve Portekizce de öğrendik. Eski Yugoslavya’da 5 ay geçirdik ve Slav dillerinde birkaç basit cümle öğrendik, elbette sohbet edecek kadar değil. Yine de ne zaman birileriyle konuşmaya istekli olsak bir yolunu bulduk. Beden dili, Google çeviri, vs. işe yarar yöntemler var. Lojistik olarak zorlandık. Kışlık malzemelerimiz kargo ile geldi. Malzemelerin ulaşmasında gecikme oldu ya da bazıları yolda kayboldu. Yabancı bir ülkede bu tarz sorunlar yaşamak oldukça sıkıntılı. Bir şekilde çözüm bulabildik. İnsanlarla ilgili tek bir sorun bile yaşamadık. 


@Deux Pas Vers l'Autre

 

Yolda 2 yıl geçirdiniz, normal bir gününüz nasıl geçiyor?

Hava kararmadan önce çadırımızı kuruyoruz, eğer bir eve davet edilmediysek. Alarm kurmayız, güneşin doğuşuyla uyanırız. Mesajlara cevap veririz, kahvaltı ederiz. Eşyalarımızı toplarız ve yaklaşık 1 en fazla 1 buçuk saatte toplanmış oluruz. Sonra yürümeye başlarız. Yürürken film ve fotoğraf çekeriz. Günde 6 ile 8 saat yürürüz, bazen daha fazla ya da az. Bazı durumlarda insanlarla buluşuruz, evlerine davet ederler ve dinleniriz, belki fazladan 1 gün daha kalırız. Yolda insanlara yardım ederiz. Rutinimizin dışında ofis günü dediğimiz zamanlarımız oluyor. Ayda birkaç defa web sitemize yazıları ve fotoğrafları, filmleri yükleriz, sponsorlarımızla görüşme yaparız, sonraki haftaların rotasını gözden geçiririz. 

@Deux Pas Vers l'Autre

Çantanızda ne taşıyorsunuz?

Çantalarımız tipik yürüyüşçülerinki gibi değil. Bu macerayı sürdürmek için çok fazla eşyaya ihtiyacımız olduğunu biz de yoldayken öğrendik. Kamp malzemeleri, çadır, tente, yatak, uyku tulumu, kıyafet, ip, mevsime göre ayakkabı var çantada. Bunların dışında elektronik malzemelerimiz var; drone, bilgisayar, iki kamera ve lensler, pil ve güneş enerjisi panelleri. Bunlar en ağır yükümüz. Köpek ve sürüler için alarm taşıyoruz. GPS cihazımız, uydu telefonumuz ve acil durum sistemimiz var ki bir durum olursa yerimizi belirleyip sağlık ekiplerini gönderebilsinler.

>
@Deux Pas Vers l'Autre

Gördüğünüz en kirli yer neresiydi?

Karşılaştığımız en kirli yer muhtemelen Kosova'daydı. Orada, verimli bir atık yönetim sistemine sahip değiller henüz ve ayrıca çevre eğitimi yerleşmemiş. Savaştan sonra pek çok yeri yeniden inşa etmişler. İnşaat atığını nasıl ortadan kaldıracaklarını gerçekten bilmediklerini söyleyebilirsiniz. En temiz ve en kirli yerleri söylemek zor, her ülkede böyle yerler var. Ayrıca bazı bölgeleri karın altındayken geçtik.

@Deux Pas Vers l'Autre

Tanıştığınız insanların size karşı tutumu genelde nasıl oldu?

Her türlü insanla tanışıyoruz. Alplerdeki sığınmacıdan Portekiz'deki zeytinyağı üreticisine, sanatçılara, gazetecilere.. Yaşlı, genç, bizi evlerinde kalmaya davet eden insanlar, bizimle yürüyüşe gelen insanlar… Bu yolculuk sırasında bu kadar cömert ve ilginç insanla tanışacağımızı hiç düşünmemiştik.

@Deux Pas Vers l'Autre

İstanbul’dan sonra ne var?

İstanbul’a vardığımızda önce biraz keyfini çıkartacağız. Eve döndükten sonra da belgesel filmin tamamlanması gerekecek, belki bir kitap çıkartabiliriz. Ve elbette nerede yaşayacağımızı yeniden düşüneceğimiz bir an gelecek. Yine Fransa’da yaşamaya devam ederiz muhtemelen ama artık Paris değil, daha dağlara yakın bir yer belki.

@Deux Pas Vers l'Autre

Eve dönünce yapacağınız ilk şey ne olacak?

Ailemizle bir araya gelip onlara sıkıca sarılacağız. Ayrıca peynirlerimizi çok özledim.

 

@Deux Pas Vers l'Autre

Marie Couderc ve Nil Hoppenot gözünden Türkiye

  • "Türkiye sınırından yeni geçtik sayılır. Bir köye girdik, karşılaştığımız herkese el salladık, onlar da bize el salladı. Sonra biraz daha yürüdük. Herkes bizi merak ediyordu, merhaba demeye geldiler. Kofçaz'a 3 km kala bir polis arabası bize doğru yanaştı, biraz sohbet etti, pasaportlarımızı kontrol etti ve sonra arabaya binmemizi söyledi. Tartışmak için çok uygun bir ortam yoktu. Bizi Kofçaz'a götürdüler. Yolda 15 köylü polise yolda mülteci gördüklerini ihbar etmişler. Evet bizden bahsediyorlardı. Bu deneyimden sınır bölgelerinin yabancılar için pek de uygun yerler olmadığını öğrendik."

  • "Yerel bir turizm bürosunu arayarak İngilizce konuşan biriyle temasa geçtik. Bize değerli bir tavsiyede bulundu: "Bir köye vardığınızda muhtarı bulun". Türk köylerinde muhtar en yüksek otorite, köylüler tarafından 5 yılda bir seçilen Belediye Başkanı. Kapakli'da muhtar İbrahim, aynı zamanda köyün kafesini ve mini marketini işletiyor."

  • "Uzaktan İğneada bize İzlandalı bir köy olarak görünüyor. Bu görkemli ormanın ağaçları rüzgarda ıslık çalıyor. Yolculuk içinde bir yolculuk. Kum ve kar arasındaki bu sarmalı takip ediyoruz. Donmuş denizanası ve karla kaplı kabuklar arasında, hem çok yakın hem de çok uzak görünen bir medeniyete adım adım yaklaşıyoruz. İncecik kum karla kaplı. Bizim için sahilde kar görmek çok nadir bir durum."

  • "Birkaç saatlik yürüyüşten sonra İğneada Milli Parkı'na varıyoruz. Avrupa'nın en büyük sular altında kalan ormanları yani longoz ormanları olarak bilinen özel bir yer burası. Burayı kar altında keşfetmek gerçekten harika."

  • İğneada

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!

YORUMLAR

Lütfen yorum alanını boş bırakmayınız.
Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Lütfen bu şahıslara İstanbul'da polis eskort verin, son geldikleri yer hayatlarının son yeri olmasın daha önce de bunu yaşadık, güzel anılarla ülkemizden gitsinler bir gaspçının cinayeti ile sonları İstanbul'da Türkiye de bitmesin :( 17-02-2020 15:13