Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Mehmet Çalışkan

Ömer Hayyam...
Tam adı; Gıyaseddin Eb'ul Feth Ömer İbni İbrahim el-Hayyam. 
18 Mayıs 1048'de Nişabur'da doğan İranlı Ömer Hayyam, şairliğinin yanı sıra döneminin ünlü filozof, matematikçi ve astronomuydu.
Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'a danışmanlık da yapan Ömer Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı rubaileriyle ünlendi. Ömer Hayyam'ın dünya, aşk, sevgi, insan hayatı, yaşama sevinci ve yaradılışı anlamaya dönük düşünce ve duygularını ince bir dille ifade ettiği ve Türkçe başta olmak üzere birçok dile çevrilen rubaileri 158 olmasına rağmen, ona isnat edilen rubai sayısı bini geçiyor.

 

Ömer Hayyam'ın rubailerinde; dünya, var oluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşamış toplumların kabul ettiği hiçbir kurala bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, var oluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak evrenselliğe ulaştı.
4 Aralık 1131'de 83 yaşındayken vefat eden Ömer Hayyam felsefe, edebiyat, matematik ve astronomi alanında 18 eser üretti.

Ömer Hayyam'ın mezarı Nişabur kentinde buluyor.

AŞK
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben

Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun
Dünya esen yel üstüne kuruldu..
Varlığımız iki yokluk arasındadır
Çevrendekiler de hiçtir sen de bir hiçsin

Medresede söz vardır tekkede de hal
Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de
İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi
Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir

Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak
Yarını düşünmen beyhude bir heves
Bir çok kişiden arda kalanlar
Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin...

SEFA SÜR
Geçmiş günü beyhude yere yâd etme,
Bir gelmemiş an için de feryat etme
Geçmiş gelecek masal bunlar hep
Eğlenmene bak ömrünü berbat etme.

Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.

Dünyada ne var, kendine dert eyleyecek,
Bir gün gelecek ki can bedenden gidecek,
Zümrüt çayır üstünde, sefa sür iki gün...
Zira senin üstünde de otlar bitecek.

PERŞEMBE: İlhan Berk

'KORONA GÜNLERİNDE ŞİİR'İN DİĞER ŞAİRLERİ