Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Mehmet Çalışkan

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 100 Türk Edebiyatçısı arasında yer alan Ahmet Muhip Dranas, 1909'da Sinop'un Erfelek ilçesinin Salı Köyü'nde doğdu. Ankara Erkek Lisesi'nde Faruk Nafiz Çamlıbel ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın öğrencisi olan Dranas, liseden mezun olduktan sonra Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi'nde çalıştı.

Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekte çağdaşlığı yakalayan Ahmet Muhip Dranas; aşk, tabiat, ölüm ve hatıraları sığ olmayan bir anlatımla düşündürücü biçimde betimledi.
Ahmet Muhip Dranas'ın yayımladığı ilk şiiri 'Bir Kadına' oldu. Dranas, bu şiirini 15 Eylül 1926'da Ankara Lisesi'nden Muhip Atalay imzasıyla Milli Mecmua'da yayımladı.

Hece şiirinin son kuşağı şairleri arasında Ahmet Muhip Dranas, öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şiirlerini yazmaya başladıktan uzun zaman sonra yayımladı. Dranas, aynı zamanda tiyatro oyunları da yazdı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra Güzel Sanatlar Akademisi kütüphane memurluğu göreviyle İstanbul'a giden Ahmet Muhip Dranas, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu.
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde, halk evlerinde, Çocuk Esirgeme Kurumu'nda çeşitli görevlerde bulunan Ahmet Muhip Dranas, Anadolu Ajansı, Devlet Tiyatrosu ve İş Bankası'nda üst düzey görevlerde bulundu.

Ahmet Muhip Dranas, eşi Münire Dranas ile...

Politikaya atılmak isteyen Ahmet Muhip Dranas, birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi.
21 Haziran 1980'de 71 yaşındayken Ankara'da vefat eden Ahmet Muhip Dranas, vasiyeti üzerine Sinop'ta defnedildi.

KİTAPLARI
* Şiirler
* Kırık Saz
* Yağma
* Fahriye Abla
* Rüzgâr
* Kar
* Olvido
* Elif
* Yoldan Geçenler

OYUNLARI
* Gölgeler
* O Böyle İstemezdi
* Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı
* Büyük Olsun
* Atlıkarınca

FAHRİYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.
Ne vefalı komşumdun sen, Fahriye abla!

1939
Bin dokuz yüz otuz dokuz:
Karanlıkların içinde
Ölülerle yaşıyoruz.

Puslu havayı sever kurt;
Kaplamakta gökyüzünü
Kurşundan ağır bir bulut.

Her şey uyuduğu zaman
Kıracak zincirlerini
Gecede uyanık duran

HATIRA
Dün, bir gölge gibi geçti yanımdan
Oydu, bir bakışta tanıdım onu;
Rüyalarıma tayf halinde konan,
Peşime bir korku gibi düşen o.

Bazı yapraktı, bazı bir rüzgâr.
Dolardı aydınlık olup, odama.
Bahçemde süzülür giderdi bahar
Sabahının fecri vururken cama.

Ayakları kumda bırakmadan iz
Yanıma geldiği hep gecelerdi;
Sanki bir lahitten kalkar ve sessiz
Uzak bir maziye dönüp giderdi.

Bir avuç ışıktı incecik yüzü,
Gözleri geceler gibi derindi;
İçine başımın her an düştüğü
Avuçları sudan daha serindi.

Geçerken dün yoldan, ruhumu saran
Bir gölge halinde ve ağır ağır;
Tanıdım; o, yâdı hoş zamanlardan
Seven ve yaşayan bir hatıradır.

PAZARTESİ: Yusuf Ziya Ortaç

'KORONA GÜNLERİNDE ŞİİR'İN DİĞER ŞAİRLERİ