HT Gastro
Stil

Bu kadınlara neredeyse herkes hayran! Ama ödedikleri o bedeli çok az insan biliyor!

Başkalarına güvenmenin hayal kırıklığına yol açtığını öğrenen kadın hayattaki her şeyi kendi başına çözmeye çalışırken güç kazanmış ve dayanıklılığı artmıştır. Her işi tek başına yapma sanatında ustalaşan kadınlar bu haberde kendilerini bulacaktır.

Giriş: 25 Nisan 2026 - 07:30 Güncelleme: 25 Nisan 2026 - 07:30
Haberler Stil Bu kadınlara neredeyse herkes hayran! Ama ödedikleri o bedeli çok az insan biliyor!
1

Michigan Üniversitesi'ndeki psikologlar, 50 yaşın üzerindeki 2.200 kadını 10 yıl boyunca takip etti. Bu süre zarfında kadınlarda depresyona ve bağışıklığın düşmesine sebep olan tek bir davranış değişikliği oldu: Yardım istemeyi bırakmaları.

2

Yardım istemeyi bırakan, her şeyi tek başına yapmaya çalışan kadınlarda 2 yıl içinde iltihap belirtileri görüldü. Enflamasyon denen bu iltihap, vücudun kendi kendini içten içe kemirmesi, organların ve damarların yavaş yavaş yıpranması anlamına geliyordu. Yani yardım istemeyen kadınların bağışıklık sistemi vücuda saldırmaya başlıyor, hasta olmalarına neden oluyor ve onları uykusuz bırakıyordu.

3

Bağımsız kadına duyulan hayranlık

Kültürümüzde bağımsızlığı ve kendi kendine yetebilmeyi yetişkinliğin en üst düzeyi olarak yüceltiriz. Kimseye ihtiyacı olmayan kadına hayranlık duyarız. Onu güçlü, kendi kendini yetiştirmiş, yetenekli olarak nitelendiririz. Bir rol model olarak alırız. Kimseye yaslanmadan, kendi çabalarıyla hayatını kuran, bağımsız, kendine yeten kadının hikayesi en çok hayranlık duyduğumuz anlatılardan biridir. Ancak bazen bu güç zannettiğimiz şey, derinlerde saklı bir travma tepkisi olabilir. Ve altında ne aradığınızı bilene kadar, gerçek bağımsızlıkla neredeyse aynı görünür. Ama aynı değildir. Psikolojide buna hiper bağımsızlık adı verilir.

4

Hiper bağımsızlık maskesi

Yardım istememek bir travma tepkisidir. Tüm hayatınızı bundan gurur duyarak geçirdiyseniz, bu kabul etmesi zor bir cümle olabilir. Ama rahatlatıcı bir cümle gibi de düşünebilirsiniz. Çünkü bunun sizinle ilgili bir sorun olmadığı anlamına gelir. Sinir sisteminiz, sizi güvende tutmak için öğrenmesi gerekenleri öğrendi. Kendi ihtiyaçlarınızı ikinci plana attı, yardım istemek isteyen tarafınızı susturdu. Bunu hayatta kalmak için yaptınız, yani zayıflık olarak görmeyin. İnsanlara ihtiyaç duymanın tehlikeli olduğunu çocukluktan itibaren öğrenmiş kadının sinir sisteminin geliştirdiği bir savunma mekanizması.

5

Bu durum psikoterapist ve travma terapisti Annie Wright'a göre tekrarlanan ilişkisel deneyimler yoluyla, ihtiyaçlarını ifade etmenin, konfor aramanın veya başkalarına bağımlı olmanın reddedilme, terk edilme, aşağılanma veya zarar görmeyle sonuçlandığını öğrenmesiyle ortaya çıkar. Sinir sistemi, bağlanma sistemini devre dışı bırakarak ve başkalarına ulaşma içgüdüsünü bastırarak uyum sağlar ve yüzeyde derin bir yalnızlık yaşarken, yenilmez bir şekilde kendine yeten bir yetişkin ortaya çıkar.

Yani hiper bağımsız insan.

6

"Kendim hallederim"

Her yardım isteği reddedildiğinde, önemsizleştirildiğinde ya da bir yük gibi hissettirildiğinde, kadının beyni fayda zarar hesabı yapmaya başlar. “Ben kendim hallederim” demek artık bir güç göstergesi olmaktan çıkıp bir travma tepkisi haline gelir. Sinir sistemi, kırılganlığın reddedilmeye yol açtığını öğrendiği için yardım isteme sistemini kapatır.

Halbuki psikolojik tedaviler kadınlara “ihtiyaçlarını iletmelerini” söyler. Yıllarca ilettiğini ve bunun işe yaramadığını gören kadın sessizliğin daha güvenli olduğuna kanaat getirir. Tüm ihtiyaçlarını, güçlü olduğu için değil, hayal kırıklığına uğramaktan yorulduğu için kendisi görmeye başlar.

Aşırı bağımsızlık toplumda genellikle büyük bir güç olarak görülür. Ancak bu bağımsızlık değil, maske takmış bir yaradır.

7

Temel bağlanma teorisi nasıl çalışır?

Temel bağlanma teorisi, insanların tehdit veya sıkıntı altında bağlanma figürlerine yakınlık aramak üzere biyolojik olarak programlandığını ortaya koymuştur. Bu bir tercih ya da zayıflık değil, hayatta kalma zorunluluğudur. Korktuğunda annesini çağıran bebek, evrimin onu yapması için tasarladığı şeyi tam olarak yapar: Koruma sağlayacak kadar yakın birini yanına çekmek için bağlanma sistemini harekete geçirir.

8

Peki bakım veren kişi yanıt vermezse ne olur? Ya da sinirlenerek, reddederek veya düşmanca davranarak yanıt verirse? Ya da öyle biri yoksa?

9

Yapılan deneylerde çocuğun sinir sistemi rahatlık sağlamayan bir kaynaktan rahatlık beklemek gibi imkansız bir ikilemle karşı karşıya kaldığında bir uyum mekanizması geliştirir: Dikkatini bağlanma ihtiyaçlarından tamamen uzaklaştırmayı öğrenir. İhtiyaçlar ortadan kalktığı için değil, bunları ifade etmenin hiçbir sonuç vermediği ya da zararını gördüğü için. Zamanla bu uyum kendine güvenmeye yönelik güçlü bir tercih doğurur. Bu gerçek bir güç olarak değil, bir koruma stratejisidir. İşe yarar. Kırılganlığın cezalandırıldığı bir dünyada işlevsel kalmanızı sağlar. Kariyer gelişimi, mesleki itibar, meslektaşlarınızın saygısı gibi, her açıdan başarı gibi görünen sonuçlar doğurur.

10

Ancak maskenin fizyolojik bir bedeli vardır.

Beden kayıt tutar ve bunun bedelini öder

Dr. Bessel van der Kolk, travmanın vücudu nasıl etkilediğine dair çalışmalarıyla tanınan ünlü bir psikiyatrist ve araştırmacı. Çalışmalarını The Body Keeps the Score Beden Kayıt Tutar adlı kitabında en iyi şekilde özetlemiş.

11

Bessel çalışmalarıyla psikolojide devrim yaratan şu gerçeği kanıtlamış: Travma, geçmişte kalan bir olay değildir. Travma, şu an bedende yaşamaya devam eden fizyolojik bir değişimdir.

Bessel'e göre zihin unutsa bile beden asla unutmaz. 3 yaşında tacize uğrayan bir çocuk, olayı hatırlamayabilir. Ama 30 yaşına geldiğinde, biri ona dokunduğunda midesi kasılır veya nefesi kesilir. Kaza geçiren biri olayı unutabilir ama araba koltuğuna oturduğunda elleri terler. Buna "Somatik Hafıza" denir. Travma, sinir sistemini yeniden kablolar. Kişi sürekli "tehlike altındaymış" gibi tetikte yaşar. Vücut sürekli stres hormonu (kortizol) salgılar. Bu da uzun vadede fibromiyalji, otoimmün hastalıklar ve kronik ağrılara yol açar.

12

Aynı şekilde her şeyi kendisi yapan kadınlardaki travma sadece zihinsel değil, fiziksel bir süreçtir de. Duygularını içine atan, destek istemeyen ve sürekli "güçlü" durmak zorunda hisseden kişilerde, kronik stres seviyesi yüksek seyreder. Sürekli gergindir, uyku bozukluğu yaşar. Sürekli kontrol ve güvensizlik hali, bedeni "savaş ya da kaç" modunda tutarak, bağışıklık sistemini baskılayarak veya aşırı çalıştırarak vücutta enflamasyona (iltihaplanma) yol açar.

Van der Kolk, bu durumun iyileşmesi için sadece konuşma terapisinin yetmeyeceğini, bedenin güven duygusunu yoga ya da somatik deneyimleme ile yeniden öğrenmesi gerektiğini belirtir.

Bu içeriği paylaş
İLGİLİ İÇERİKLER