HT Gastro
Stil

Yorucu tatil, tatil olur mu? Verimli yaz tatili için anne babalara öneriler

Bir zamanlar çocuklar için özgürlüğün ve oyunun simgesi olan yaz tatili, bugün birçok ebeveyni kaygı, planlama ve çocuk bakımı sorunlarıyla yoruyor. Oysa çocukların her an meşgul edilmek yerine zaman zaman sıkılmalarına izin verilmesi gerekiyor

Giriş: 26 Haziran 2026 - 07:40 Güncelleme: 26 Haziran 2026 - 07:40
Haberler Stil Yorucu tatil, tatil olur mu? Verimli yaz tatili için anne babalara öneriler

Çocukken yaz demek özgürlük ve bol bol oyun demekti bizim için. Bol bol dondurma yediğimiz, kızların sokakta ip atlamaktan bitap düştüğü, oğlanların toplu oyunlarla çılgınca ayakkabı eskittiği, yalınayak bisiklet sürdüğümüz, sakızdan çıkan dövmeyi kollarımıza yapıştırmakla meşgul olduğumuz, o günün popüler şarkısını avaz avaz sokaklarda söylediğimiz, bol terli ve çeşmeye elini dayayıp kana kana su içilen zamanlardı.

Çocuk gözünden her şey pespembeydi ama acaba anne babalar için ne hissettiriyordu yaz? O zamanki ‘daha az kaygılı anne babalar’ için büyük bir “Ne yapacağız?” sızlanması olduğunu zannetmiyorum. Oysa bugünün kaygılı ebeveynleri için yazın anlamı bambaşka! Suçluluk ve kaygı karışımı duygularla mevsimin bir an önce bitmesini diliyorlar sanki daha çok…

“Bu okul neden hâlâ bitmiyor?” sorusuyla her gün darlandığımız son bir-iki haftayı da atlattıktan sonra nihayet sona ulaştık. 2,5 ay sürecek tatil bugün başlıyor!

Şanslı olanlar tatil bölgelerine gidip yazın tadını daha fazla çıkaracak. Ama büyük şehirden uzakta geçireceği süreyi sadece bir haftayla sınırlı tutmak zorunda olan ebeveynlerin çocukları için yaz biraz sancılı.

Ebeveynler harıl harıl yaz okulu araştırması yapmakla, günü doldurmak için test kitapları satın almakla meşguller bir süredir. Son haftalarda yaptığım küçük çaplı alan araştırmasında, çocukların tatildeki günlük düzeninde biraz oyuncaklarla oynamak, ders çalışmak ve kaçınılmaz olarak ekrana kilitlenmek var.

SIKILMALARINA İZİN VERİN

Yaz ayları ebeveynler için zor. Sürekli “Sıkıldım” cümlesini duymak zorunda kalan ebeveynler için yaz, aktivite üretim makinesine dönüşmek anlamına geliyor. Oysa size iyi bir haberim var: Sıkıntı her zaman kötü bir şey değil; bazı çocuklar için yaratıcı olmalarını sağlıyor, daha önce aklına gelmeyecek oyunlar veya aktiviteler bulmaya teşvik ediyor. Hollandalı psikolog Wijnand Van Tilburg şöyle diyor:

“Sıkıntı, insanları farklı ve amaçlı aktivitelere özlem duymaya iter ve sonuç olarak insanlar, daha zorlu ve anlamlı aktivitelere, hayatta gerçekten anlamlı olduğunu düşündükleri şeylere yönelirler.”

Bu yüzden bir dahaki sefere çocuklarınız “Sıkıldım” şikayetiyle size geldiğinde saçınızı başınızı yolmayın veya onları sıkıntıdan kurtarmaya çalışmayın. Biraz sıkıntı içinde kalmalarına izin verin ve neler olabileceğini görün.

Tatili aşırı yapılandırılmış kurslarla doldurmak yerine, çocuklara "kendi sıkıntılarıyla baş başa kalabilecekleri" steril alanlar yaratmayı tavsiye eden Uzman Psikolog Meysenaz Koser de “Yaratıcılık, yapılandırılmamış zamanlarda ve o steril sessizlik anlarında filizlenir. Tatili verimli kılmanın yolu; doğayla temas etmek, mikro disiplinler (günlük hafif rutinler) geliştirmek ve en önemlisi aile içi bağları derinleştirecek nitelikli, ekransız paylaşımlara alan açmaktır” diyor.

ÇALIŞAN EBEVEYNLERİN ÇOCUK BAKIM KRİZİ

Yaz mevsimi, çocuk bakımı krizini çok güzel özetliyor aslında. Çalışan bir ebeveyn için okul oldukça keyifli bir dönemken “Yazın çocuğu nerede zapt edeceğiz?” sorusu gündemde oluyor.

Yaz, genel olarak pahalı bir mevsim! Sadece tatile gitmek için yapılan harcamalardan söz etmiyorum. Yaz okulları ve yaz kamplarının da bütçeyi yorduğu gerçeği yadsınamaz. Ama işte özellikle çalışan anne babalar için pahalı da olsa kaçınılmaz bir tercih olabiliyor. İyi tarafı, çocuklara başka türlü yapma şansı bulamayacakları beceriler geliştirme ve aktiviteleri deneme fırsatı vermesi kuşkusuz.

Üstelik çocukları konfor alanlarının dışına çıkmaya zorlamak, bir gelişim fırsatı da sunuyor. Birçok çocuk burada esnekliği öğreniyor. Yeni insanlara ve durumlara uyum sağlamayı öğrenmek, ömür boyu sürecek bir beceri ve çocukların bu konuda biraz pratik yapmaları, onlara fayda sağlıyor.

“Yaz tatilini, çocukların okul disiplininden uzaklaştığı bir boşluk dönemi değil; aksine, modern dünyanın hızından sıyrılıp yavaşlama ve kendi içsel ritimlerini keşfetme zamanı olarak görmek gerekiyor” diyen Uzman Psikolog Koser, “Verimli bir tatil, çocuğun zihnini yeni bilgilerle doldurmak değil; ruhunu dinlendirmek ve ona kendi içsel rehberliğiyle hareket edebileceği alanlar tanımaktır” diye ekliyor.

NE KADAR OYUN, NE KADAR DERS?

Yaz tatilinde anne babaların en büyük kaygılarından biri, yıl boyunca öğrendiklerini unutmaları oluyor genelde. Tatile girerken test kitaplarını stoklamaya başlayan ebeveynlerin sayısı ne çok, değil mi? İşte burada zihnimizi meşgul eden o soru devreye giriyor: Günün ne kadarını oyunla, ne kadarını ders tekrarıyla geçirmeli çocuk?

“Burada katı matematiksel formüllerden ziyade, esnek bir denge modelini benimsemek gerekir” diyen Uzman Psikolog Koser, “Yaz dönemi, doğası gereği oyun ağırlıklı olmalıdır; çünkü oyun, çocuğun dünyayı anlamlandırma ve stresle baş etme mekanizmasıdır. İlkokul ve ortaokul düzeyindeki çocuklar için günün büyük bir bölümü serbest oyuna, fiziksel aktivitelere ve sanatsal üretimlere ayrılmalıdır. Akademik tekrar ise bir zorunluluk veya ceza gibi sunulmamalıdır” diye ekliyor.

Koser’in yaz tatilinde ders tekrarı açısından tavsiyesi şöyle:

“Günde sadece 30 ila 45 dakikalık, tercihen zihnin en berrak olduğu sabah saatlerinde yapılacak keyifli bir kitap okuma seansı veya oyunlaştırılmış küçük bir tekrar, öğrenme kaybını (summer slide) önlemek için fazlasıyla yeterlidir. Önemli olan sürenin uzunluğu değil, o sürenin çocuğun içsel motivasyonuyla ne kadar uyumlu olduğudur.”

KARNEYE GÖRE TATİL

Peki, karnedeki başarı durumu yaz tatilini nasıl etkilemeli? İyi bir karneye bol dinlenmeli tatil, düşük notlu karneye ceza niteliğinde dersle dolu bir tatil mi doğru olan? “Karne, çocuğun sorumluluk bilincinin bir göstergesidir. Başarıyı şımartmadan takdir etmek, başarısızlıkta ise hatayı gizlemeden telafi sorumluluğunu çocuğa yüklemek gerekir” diyen uzman, “Karnesi çok başarılı olan bir çocuğu aşırı övgüye boğmak, onda altı boş bir kibir veya ‘hep en iyisi olmalıyım’ kaygısı yaratabilir. Başarıyı şımartıcı ödüllerle değil, gösterilen emeğin takdiriyle karşılamak gerekir. Zayıf karneye yaklaşım, bir kriz değil ama net bir ‘durum değerlendirmesi’ olmalıdır. Çocuk, bu sonucun bir bedeli veya telafi süreci olduğunu bilmelidir” tavsiyesinde bulunuyor.

Ebeveyn, çocuğunun düşük karne notları karşısında tatil için ona nasıl bir rota çizmeli? "Bu düşük notlar, sorumluluklarını tam olarak yerine getirmediğini gösteriyor. Yaz tatilinde dinleneceksin, ancak bu eksikleri kapatmak için planlı bir çalışma takvimi uygulamak senin sorumluluğun." Koser’e göre bu tarz bir cümleyle net ve kararlı bir sınır çizmek önemli. Şımartmadan desteklemek, çocuğun kendi hatasının sorumluluğunu almasını sağlayacaktır.

TATİLDE UYKU VE EKRAN DÜZENİ

Anne-babalar bilir: Tatillerde uyku saatleri esner de esner, tablet ve telefon kullanım saatleri artar da artar. Okul dönemi disiplinini tatilde birebir uygulamak gerekmese de ipin ucunu kaçırmamak önemli. “Okulun bitmesi, kuralların tamamen yok olması anlamına gelmez; kuralların yaz esnekliğine göre yeniden yapılandırılması anlamına gelir” diyor Uzman Psikolog Koser. Şu uyarısını gözden kaçırmamak gerekiyor:

“Sınırlar, çocuklara güvende hissettirir!”

“Uyku ve beslenme saatlerinde 1-1.5 saatlik esnemeler kabul edilebilir, ancak biyolojik ritmin tamamen bozulması sonbaharda okula dönüşü bir krize çevirir. Dijital dünya ise modern ebeveynliğin en büyük sınavıdır. Dijital ekranları tamamen yasaklamak gerçekçi olmadığı gibi, uçsuz bucaksız bir serbestlik tanımak da dopamin (mutluluk hormonu) dengesini bozar” diyen Koser, "bilinçli sınırlama" formülünü öneriyor. Ekranı günün geç saatlerine ve yatak odalarına taşımamak gerektiğini söylüyor.

Ve hep hatırlamamız gerektiği gibi, çocuklardan istediğimiz şeyi kendi hayatımızda da aynı şekilde uygulamak ve rol model olmak, daha az ekranlı bir tatilin formülü aslında. Koser de “Ebeveynler, çocuktan dijital dünyadan kopmasını isterken, kendileri de gün içinde belirli saatlerde dijital detoks yaparak, yani kendi analist veya çalışan gömleklerini askıya alarak çocuklarına canlı ve net birer model olmalıdır” hatırlatmasını yapıyor.

Sıcak bir yaz bizi beklerken, çocuklara biraz özgürlük, biraz sorumluluk ve bolca oyun alanı tanımak, tatilin en değerli kazanımları olarak karşımızda duruyor.

Bu içeriği paylaş
İLGİLİ İÇERİKLER